Forum Gerçek

AnasayfaForumları Okundu Kabul Et Bugünkü Mesajlar
Geri git   Forum Gerçek > Kültür | Sanat | Edebiyat > Vitrindeki Kitaplar

Vitrindeki Kitaplar Kitap tanıtımları


Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Eski 25.04.2021, 23:38   #21
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 25/04/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...




Şiddet dolu bir dünyanın hikâyesi
Robert Fisk'ten Büyük Medeniyet Savaşı-Ortadoğu’nun Fethi. İlk elden gazetecilik ve tarihin, yazarın Ortadoğu'da yaşanan trajedi ve ihaneti anlatan destansı hikâyesinden daha güçlü bir şekilde birleştiği ender görülmüştür. Onun Irak, Afganistan, Cezayir, İran, İsrail, Filistin ve diğer savaş alanlarındaki kan banyosu ve zulme, 11 Eylül 2001 katliamına ve Saddam Hüseyin'in acımasız rejiminin devrilmesine dair anlattığı hikâyeler, yeni ve korkutucu anlamlar kazanarak gözler önüne seriliyor. Usame Bin Ladin ile üç kez görüşen yazar, 1976 yılından bu yana Ortadoğu'daki çatışmaların ön cephesinde yer alıyor ve insanların çektiği acılar hakkında yazdıkları bugün dünyanın dört bir köşesinde okunuyor. Ve yazarın 1980'lerde İran-Irak Savaşı’nın ön cephelerinde geçirdiği günlerden, babası Teğmen Bill Fisk'in 1918'de Somme siperlerinde yaşadığı tecrübelere uzanan son derece kişisel bir hatırat. Hayatlarımızı –ve geleceğimizi– şekillendiren şiddet dolu bir dünyanın hikâyesi. (İthaki Yayınları)





Özgürlüğe uzanan ilham verici bir öykü
Erol Hızarcı'dan Ahbap Ferdinand – Bir Dananın Sonsuz Yolculuğu. Kurban bayramında hayvan pazarından kaçarak kesilmemek için soluğu denizde alan, dört gün boyunca yüzen, tekrar yakalandıktan sonra Ahbap Platformu tarafından kurtarılarak özgürlüğüne kavuşturulan Ferdinand'ın hikâyesini herkes biliyor. Peki ama Ferdinand'ın macerasının iç yüzünü gerçekten biliyor musunuz? Ahbap Ferdinand, hikâyesini Ferdinand'ın iç dünyasından dillendiren büyükler için bir masal. Bildiğimiz hikâyeyi ters yüz ediyor ve bize madalyonun diğer tarafını da gösteriyor. Zira Ferdinand'ın yolculuğu şapşiklikten esarete, esaretten kurban pazarına, kurban pazarından denize ve oradan da özgürlüğe uzanan ilham verici bir öykü. (Karakarga Yayınları)




Bir delikanlının ilginç öyküsü
Herman Melville'den Billy Budd. Başta Moby Dick ve Kâtip Bartleby gibi eserleriyle daha çok tanınan yazarın kaleme aldığı son eseridir. Kitapta, güçlü kuvvetli, son derece yakışıklı, saflık derecesinde temiz yürekli, genç bir gemicinin, doğallığın simgesi olan bir delikanlının öyküsünü anlatıyor yazar. Bunu yaparken, Kutsal Kitap ve mitolojiye ilişkin unsurları da dahil ederek girift bir esere imza atıyor. Böylece iyi ile kötü, uygarlık ile barbarlık, hatta toplum ile birey arasında süre gelen ezeli çatışmayı içeren bir epos meydana getiriyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)




Küçük bir çocuğun iradesi ve kararlığı
Dursun Akçam'dan Kafdağının Ardı. İnsanlık dışı koşullarda, küçük bir çocuğun okumak, açlıktan kurtulmak, soğuktan korunmak, ailesine yardım etmek için atıldığı çetrefil serüven, aynı zamanda Türkiye'nin ayıbı. Kafdağı'nı aşmak kadar mucizevî olan bu serüven, küçük çocuğun iradesi, kararlılığı ve direnciyle düşlerini süsleyen “Cılavuz Köy Enstitüsü” ile sonlanıyor… (Literatür Yayıncılık)






Selin'in hayali de biraz farklı ve zordu
Ece Aytulun'dan Baba Ben Fenomen Oluyorum. Üniversiteden yeni mezun Selin Mermer, kariyeri için hayaller kurmaktadır. Çoğu arkadaşı iş bulmaları yetmezmiş gibi nispet yaparcasına Facebook'ta çalıştıkları şirketleri etiketlemiş, bu paylaşımlarının altı yüzlerce tebrik mesajıyla dolmuş ve ofiste ilk gün hediyelerini Instagram'da sergilemişlerdir. Gözümüz yok ama bizim Selin'e, çikolata kaplı çilekler, renkli tebrik kartları ve kutuların içine özenle dizilmiş güller ne zaman gelecekti?

Laf aramızda Selin'in hayali de biraz farklı ve zordu. Formatını kendisinin hazırladığı bir televizyon programının sunucusu olmak istiyordu. Selin Mermer'in ekran kariyeri uğruna yaşadıkları yetmezmiş gibi, en olmadık yerlerde karşısına çıkan karizmatik ve yakışıklı bir erkekle tanışması da fenomenlik girişimine tuz biber ekecekti. (Mona Kitap)




Aşk, tutku ve kavga, bu ailenin yazgısı
Coşkun Irmak'tan Öyle Bir Geçer Zaman Ki. Kitap, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gelişmeleri zemininde, orta sınıf bir ailenin çalkantılı ilişkilerini yansıtır. Aşk, tutku ve kavga, bu ailenin yazgısıdır. Ailenin her bir bireyi, hayat mücadelesinde var olmak ve sahip olduğuna inandığı değerleri savunmak için savaşır. Bu savaş, birbirleriyle olduğu kadar, kendi ruhlarında da olanca şiddetiyle sürer.

Bu bireysel varoluş mücadelesi, ailenin en küçük bireyi Osman tarafından gözlenir, dönemin toplumsal koşullarıyla harmanlanır ve onun ağzından anlatılır. Hikâye içinde altı yaşında bir çocuk olarak tanıdığımız Osman, elli yaşlarındaki yetişkin halinin sesiyle, zaman ötesinden yorumlar katar anımsadığı çocukluğunun hikâyesine. (Nemesis Kitap)





Futbol sevdası yüzünden başına gelenler
Ayfer Gürdal Ünal'dan Tırtıl Osman’ın Bir Günü. Çocuk olmak kolay mı, her gün ayrı bir macera. Tırtıl Osman bizimle dertleşiyor, tam bir gününü, sabahtan gece uykusuna kadar olan biteni içtenlikle anlatıyor. Okulda yaşadıkları, futbol sevdası yüzünden başına gelenler, içini döktüğü günlüğü…Osman'ın bir günlük macerası hem sahici hem eğlenceli. Hadi şimdi ona kulak verelim de çocuğun psikolojisini bozmayalım! Akademisyen yazarın muzip kalemi ve Doğan Gençsoy’un neşeli çizimleriyle Tırtıl Osman’ın Bir Günü, sıradan günlerde saklı maceraları öne çıkarırken çocukların sesine de kulak veriyor. (Redhouse Kidz Yayınları)




İnsan ihtirası dizginlenemez
Lev Nikolayeviç Tolstoy'den Efendi ve Uşak. Kitap, tüm zamanların en büyük yazarlarından biri sayılan yazarın 1885'te yazdığı bir uzun öyküdür. Bu öyküde Vasili Andreyiç Brihunov adlı bir tüccarın soğuk bir kış günü uşağı Nikita ile birlikte kızakla yaptığı yolculuk anlatılır.

Yolculuğun amacı yöredeki bir toprak sahibini ziyaret edip uzun zamandır pazarlığı yapılan bir koruyu satın almaktır.

Vasili Andreyiç'in bu konuda acelesi vardır; aynı yeri satın almak isteyen başka tüccarlar da olduğu için koruyu onlara kaptırmak istememektedir. Bu nedenle, Rusya'nın sert kış koşullarına rağmen, yardımcısı Uşak Nikita ile yola çıkar. Kitap, insan ihtirasının ne denli dizginlenemez bir şey olduğunu gözlerimiz önüne serer. (Remzi Kitabevi)





Bilimsel dünya görüşü nasıl bir şeydir?
Gregory N. Derry'den Bilim Nedir Nasıl Yapılır? Bilim insanları karşılarına çıkan sorunları nasıl çözer? Bilimsel keşifler nasıl gerçekleşir? Soğuk füzyon gibi teoriler ve parapsikoloji gibi disiplinler neden tam olarak bilimsel sayılmaz? Bilimsel dünya görüşü nasıl bir şeydir?

Yazar okura bilimsel düşünmeyi tanıtırken bu tür soruları yanıtlıyor. X-ışınları, yarı iletkenler, levha tektoniği ve çiçek aşısı gibi önemli keşif ve buluşları özetleyerek bilimsel çalışmanın dürüst gözlem, eleştirel akıl yürütme ve bazen de safi şans ile nasıl meyve verdiğini açıklıyor.


Yazar bilimin hem gücünü hem de sınırlarını ortaya koyarak bilim ile din, etik ve felsefe arasındaki ilişkileri de ele alıyor. Kitap, okura bir bilim insanı gibi düşünmeye başlamak için mükemmel bir başlangıç noktası sunuyor. (Say Yayınları)





Yaşama ve sanata bakış
John Berger'den Zamanımızın Bir Ressamı. Yetenekli ve ayrıksı Macar ressam Janos Lavin, Macaristan'da Sovyet destekli rejime karşı yaşanan halk ayaklanması sonunda sürüklendiği Londra'da mülteci de olsa yeni bir hayat kurmuştur. Dostlarının da gayretiyle Londra'nın gösterişli sanat ortamında ilk kişisel sergisini açar, ama aynı günlerde ortadan kaybolur. Yakın dostlarından biri, Lavin'in stüdyosunda onun günlüğünü bulunca ressamın sanat, sosyalizm ve yoldaşlık, siyaset hakkındaki düşüncelerini, iç hesaplaşmalarını, yaşama ve sanata bakışını öğrenerek bu kayboluşu aydınlatmaya çalışır. (Sia Kitap)





İnsanlığa karşı en büyük tehdit
Brian Azzarello'dan Luthor. Lex luthor… Bir kahraman mı? Superman'e yıllar boyunca birçok ad takılmıştır, Çelik Adam'dan Büyük Mavi İzci'ye kadar. Şimdiyse en eski ve en zeki düşmanı sayesinde yepyeni bir lakabı olmak üzere: İnsanlığa Karşı En Büyük Tehdit.

Büyük hayran kitlesi olan yazar brian azzarello ve çizer lee barmejo'nun sunduğu luthor, krypton'un son evladı'nı dc'nin en efsanevi kötülerinden birinin gözünden inceliyor ve yaşayan en büyük deha olan lex luthor'un neden bu kadar uzun zamandır superman'in başına bela olabildiğini açığa çıkarıyor. “Azzarello, insanlığın başarısından duyduğu gururdan beslenen bir canavarı derinliklerinde saklayan adanmış bir hümanistin karmaşık portresini çiziyor.

Barmejo'nun gölgeler ve açılarla oynayarak çizimlerinde yarattığı sert gerçekçilik bir süper haini bir insanoğluna, süper insan bir kurtarıcıyı ise uzaylı bir canavara çeviriyor.” (Yapı Kredi Yayınları)




Barış özlemini dillendiren roman
Cihangir Akşit'ten Yolcu 1854 – Kırım Demir Misket. İstanbul, 1854… Dünya savaşlarının atası sayılan Kırım Savaşı'nda, Sivastopol cephesi yolcusu iki zabit… Şımarık ve faide odaklı yalı çocuğu Osman Efendi ile fedakâr, idealist ve reayadan Ertuğrul Efendi… Harbiye'den beri arkadaş olan bu iki mülazım ahlakları, hayatları ve kaygılarıyla da sanki iki ayrı dünyaya aittir. Ve bu dünyaların ortasında hem bir İngiliz yarbayın karısı olan Evelyn'e aşkları, hem üstlendikleri çetin vazife, hem de Batı'nın hasta adamı koskoca bir imparatorluk durmaktadır. Unutulmuş ruhların çığlığını bugüne taşıyan, günümüze gölgesi düşen geçmişin çelişkilerini irdeleyen ve tüm savaşları sorgulayarak barış özlemini dillendiren bir roman! (Alfa Yayıncılık)





Hastalıklar nasıl ortaya çıktı?
Dr Michael Greger'den Pandemi – Salgında Hayatta Kalma Rehberi. Hastalıklar nasıl ortaya çıktı? Salgınlara neden olan virüslerin ortaya çıkmasını ilk etapta nasıl durdurabiliriz? Hastalıkların ülkemize, evlerimize ve bedenlerimize ölümcül saldırılarını durdurmak için neler yapabiliriz? Uluslararası tanınmış bir uzman olan yazar, kitabında dünyanın gördüğü en ölümcül patojenlerin bazılarının kökenlerini araştırıyor. Geçmişten bugüne evrimlerinin izini süren yazar, bu patojenlerin nereden kaynaklandığını incelerken, ölümcül etkilerini küresel düzeylere taşıyan insan rolüne dikkat çekiyor.

Tüberkülozdan kuş gribine, HIV’den koronavirüse kadar bulaşıcı hastalıklar ortak bir hikâye paylaşıyor: hayvan ve insan etkileşimi. (Altın Kitaplar)





Tek hayali, annesine yeniden kavuşmak
Zeynep Bugay'dan Proti Adası’nın Esrarı. Prens Adaları'nın sihrini ve gizemini sadece onun ruhunu anlayabilenlerle paylaşan Proti Adası, büyük sırlara ev sahipliği yapıyordu. Ada sakinlerinden Mırmır, annesi onu terk ettiğinden beri son bir yıldır sokaklardaydı. Açlıktan, soğuktan, en çok da yalnızlıktan yorulan kedi, sonunda tüm tehlikeleri göze alıp Ada'nın kraliçesinden yardım istemeye karar verdi. Tek hayali, annesine yeniden kavuşmaktı.

Cebinde, onu bilinmez bir yolculuğa ve hiç hayal edemeyeceği bir maceraya çıkaracak nar çiçeği anahtarlarıyla yola koyuldu. Ancak bu yolculukta zekâsının, iyi niyetinin, sabrının, cesaretinin ve cömertliğinin, canı pahasına sınanması gerekecekti. Neyse ki Mırmır bir insan değil de bir kediydi ve kendi ihtiyaçları ne kadar önemli olursa olsun, zor durumda olan başka hiç kimseyi nankörlük edip yarı yolda bırakmazdı. (Artemis Yayınları)






Bir doğaseverin arıların yaşamına tutkulu yaklaşımı
Brigit Strawbridge Howard'tan Arılarla Dans – Bir Doğaya Dönüş Yolculuğu. Gezegenimizin geleceğini umursayan herkes bu şarkıya kulak vermeli… Bir doğaseverin arıların yaşamına ve doğal dünyaya tutkulu yaklaşımı… Nasıl olur da kozasından yeni çıkmış bir arı hangi çiçeğin kendisi için en iyi polen kaynağına sahip olduğunu bilebilir? Hangi çiçeklerin çoktan ziyaret edildiğini ve hangilerinin halen daha sunacağı hediyeler olduğunu söyleyebilir? Stratejileri var mıdır?

Evrimleşmemizde nasıl bir rol oynarlar? Dahası arılar olmasaydı dünyamıza ne olurdu? Arı savunucusu, yaban hayat bahçıvanı ve doğa bilimci yazar kitabında, bizleri danslarıyla ekosisteme hayat veren arıların ve güzel bitkilerin görmezden gelinen büyülü ve zengin dünyasına davet ediyor. (Beyaz Baykuş Yayınları)




Anadolu'da cinayetler, ihanetler, saldırılar
Rana Erol'dan Gölgedeki Sırlar. Öldürdüğünü düşündüğü genç kızın hayalini kendine yakın arkadaş edinen Sirap, sırlarla dolu olduğunu keşfettiği hayatına tutunmaya çabalar. Özlemle beklediği ilk bebeğinin doğumuna iki hafta kalmıştır. İnsanların karanlık yüzünü ısrarla görmezden gelen Sirap, sırlar açığa çıktıkça yumduğu gözlerini aralamak zorunda kalır. Lanetli olduğuna inanan genç adam, gerçekleri öğrendiğinde bu karanlığın içinden çıkabilecek midir? 1800'lü yılların sonuna doğru Anadolu'da cinayetler, ihanetler, saldırılar arasında sıkışan cesur insanların sevgiye ve dostluğa olan tutkusunu, birbirlerine düşmanlaştırılmaya çalışılan farklı kültürlerden insanların aralarındaki güçlü bağları tarihsel olaylarla dayandırarak aktaran kitap, kahramanlarının gülümsemelerindeki acıyı başarıyla resmediyor. (Bilgi Yayınevi)





Köklü bir ailenin çöküşü
ANndre Gide'den Isabelle. Gérard'ın araştırma yapmak için geldiği Quartfourche Şatosu, genç adamı romantik bir serüvene davet eder. Şatonun küçük sakini Casimir, geçmişe açılan bir kapının anahtarıdır. Gérard, çocuğun annesinin portresine tutkuyla âşık olur ve bu kadının evden ayrılışının ardındaki sır perdesini aralamaya girişir.

Görünüşe aldanan hayalperestlerin bazı perdeleri açmaması gerektiğini öğrenecektir. Kitap, köklü bir ailenin ve köklü bir şatonun çöküşlerini paralel olarak anlatan bir kısa roman. (Can Yayınları)





Büyük bir dönüşüm yaşamak
Şebnem Özbay Yavuz'dan Uç Dedi Yüreğim. Modern dünyanın dayattıklarına direnmeye çalışan Miray yorgun düşmüştür. Hayatını paylaştığı Emre'nin bu dayatılanları yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmesi, koyduğu hedeflere hırsla koşması Miray'ı yalnızlaştırmıştır.

Aralarındaki uçurumun derinleşmesinden sonra büyük bir dönüşüm yaşamak üzere yola çıkar. Urfa'nın kışkırtıcı güzellikleri ve doğal insanları arasında yaşadıkları Miray'ı iç hesaplaşmalara sürükler. Kariyer sahibi olmanın, ideal eşi bulmanın, yüksek gelire ulaşmanın yüceltildiği bir dünyada başka hedefler konulabilir mi? (Dağhan Külegeç Yayınları)





Güçlü bir gözlem ve analiz eşliğinde en karmaşık konular
Yalın Alpay'dan Yapıtsöküm. Resim, heykel, klasik müzik, edebiyat, çizgi roman ve sinema yazılarından oluşan kitap, sanat eserlerinin işaret ettiği, vurguladığı, indirgediği, soyutladığı, örttüğü, betimlediği, kavramsallaştırdığı bileşenleri yalınlıkla deşifre ediyor.

Sanat yapıtlarının estetik ve felsefi yapılarını rasyonel fakat duygulu bir dilde söküyor. “Keşke elinizdeki kitabı ben yazmış olsaydım, bu cümleyi de Yalın Alpay kursaydı.” Murat Menteş. “Yalın Alpay eline kalemi alıp, resim, müzik, edebiyat hakkında yazdığında, Roland Barthes'ın metin hazzı dediği hazzı yaşatır okuruna. Güçlü bir gözlem ve analiz eşliğinde en karmaşık konular, Alpay'ın kaleminden çıkan tümcelerde en sarih biçimini bulur. Bakışı öylesine yetkinleşmiştir ki tüm bir yaşamı ya da eseri o tanık olduğu parçasından yakalar ve gerçeğini olanca açıklığıyla dile getirir. Sanatın farklı dallarına dair değinilerinin olduğu bu kitapta, berrak bir dil, duru ve eylemde bir zihinle karşılaşacaksınız.” Prof. Dr. Nilgün Tutal, Galatasaray Üniversitesi. (Destek Yayınları)






Kurumdaki bazı sırlar açığa çıkıyor
Abdullah Ataşçı'dan Ben Buranın Yabancısıyım. Kitapta liyakatin gözetilmediği, tarikat mensuplarının devlet kademelerinde önemli yerlere geldiği bir ülke olan Âlem'de gerçekleşen bir takım olaylar anlatılıyor. Neş adlı bonobonun ülkenin en mühim kurumlarından Yüksek Terbiye Kurumu'na müdür olarak atanması, kurumdaki bazı sırların açığa çıkması ve Neş'in karakterinin yavaş yavaş çözülmesi Âlem'deki çürümüşlüğü gözler önüne seriyor. Yazar daha önce Selim Adanır adıyla yayınladığı bu alegorik romanda, yabancılık hissini kendisinin dahi ait olmadığı soğuk ve mesafeli bir yapı üzerine kuruyor; inşa ettiği kimlik ve üslupla yakın geçmişin, bugünün fotoğraflarını çekip negatifleri ayıklıyor: “Bu hikâyedeki gerçek hayvanların insanlarla hiçbir ilgisi yoktur.” (Everest Yayınları)




İnsan eliyle talan edilen doğal yaşam

Saliha Nilüfer'den Gümüşsu Zamanı. Başka bir yaşam düzeninde, bambaşka bir gezegende, dış dünyayla bağlantısını koparmış bir şehirde yaşayan meraklı bir çocuğun izinde, insanın ve dünyanın geleceğine dair çarpıcı bir serüvene çıkarıyor. İnsan eliyle talan edilen doğal yaşamın ve yitirilen güzelliklerin izini süren Minnu’nun masalsı macerası, dünyayı yeniden kurmak için cesaret ve umutla yola çıkmanın, belleği sahiplenmenin ilham veren gücünü duyumsatıyor. Doğa ve insan ilişkisinin değiştirici gücünü yalın bir anlatımla dillendiren kitap, geleceğin dünyasından bugüne ayna tutuyor. Elif Deneç’in desenleriyle renklenen roman, evimiz Dünya’nın ve eşsiz doğasının değerini düşündürüyor. (Günışığı Kitaplığı)





23 kadından pavyon öyküleri…
Şehir Söner Biz Yanarız-Pavyon Öyküleri… Bir masa, diğerlerinden farksız; loş ışıklar altında gizlisiz saklısız. Bir erkek kadınsız, bir kadın erkeksiz; bir masa…

Bir mekân burası herkesin herkesi dışarıda bıraktığı, kimsesizliğin sohbete kavuşturulduğu. Kahkahanın tasaya çerez, müziğin efkâra meze olduğu bir mekân. Bir âlem burası. Geceleri yaşanan bir âlem. Gündüz insan gece yalan olanların âlemi. Erkeklerin gerçek olamayacak kadar dost, sevgili, koca olduğu; kadınların evdeki eş olamayacakları kadar gerçek oldukları bir âlem. Bir sahne burası.

Müşterilerinden konsomatrislerine herkesin rol kestiği bir sahne. Her gece başroldekilerin baştan çıkarma oyunu sergiledikleri bir sahne. Vaatlerin Keşan, rüyaların pavyon dublesinde boğulduğu bir sahne. 23 kadından Pavyon Öyküleri… (h2o Kitap)



Merhametsiz bir gelecek
Nana Kwame Adjei Brenyah'ten Cuma Karası. Katil beyazları koruyan ve katledilen siyahları vahşete terk eden bir adalet sistemi. Irkçılığın spora dönüştüğü eğlence alanları. Kara Cuma sırasında insanlıktan çıkan kalabalıklar. Yalanın bir kenara atıldığı, kendine güvenin ilaçlarla sağlandığı merhametsiz bir gelecek. Okullarda silahlı saldırılar. Tekrar tekrar eden günler. Yazar kitabındaki öyküler, delirtici gündemin bir acayip yansıması, çoğunluğun azınlığı yok etmek istediği dünyaya karşı öfkeli bir kahkaha. “Heyecan verici, şaşırtıcı: tuhaf, çılgın, güncel ve komik. Yine de kapitalizmin sapkınlıkları ve kalpsiz sistemlerin içinde kendini göstermekte zorlanan sevgi gibi inatçı insani sorunlarla yüzleşmesinde geleneğe bağlı.” –George Saunders. (İthaki Yayınları)




Döneminin çok ötesinde bir roman
Salime Servet Seyfi'den Bir Hatıra-i Pejmürde. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde, II. Meşrutiyet'in oluşturduğu atmosferde ilk kez çocuk yaşta evlilik, esirlik, annelik ve dönemin sosyal statüleri gibi kavramlara değinen; baş role genç bir kadını koyan ve tüm bu konuları iç burkan bir anlatıyla okuyucuyla buluşturan özel bir eser. Edebiyat tarihimizin unutulmuş ismi Salime Servet Seyfi'nin kaleminden çıkan, döneminin çok ötesinde bir roman. Kitap, karakterlerin ruh hallerini betimlemedeki sadeliği ve vuruculuğuyla göz dolduran, kayıp bir yazarın kaleminden çıkmış gizli bir hazine. (Karakarga Yayınları)





Demokratik despotizm terimi
Alexis De Tocqueville'den Demokratik Despotizm. 1848 Devrimi sonrası İkinci Cumhuriyet’in anayasasını yazan, ama budala olarak gördüğü Louis-Napoléon Bonaparte’ın önce cumhurbaşkanı seçilmesi ve ardından da darbe yapmasıyla siyaset hayatından tamamen çekilen bir siyasetçi. Liberal siyasetin olduğu kadar bir sosyologlar zincirinin de Comte, Marx, Weber kadar önemli halkalarından biri. Amerika’da Demokrasi adlı dört ciltlik çalışmasının bu son bölümünde, demokratik despotizm teriminin hiç de bir oksimoron olmadığını ortaya koyuyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)





Bir sıçramayla yazılır hikâyesi
Ebru Çaloğlu'ndan Arkabahçe – Dünya Edebiyatına Yön Vermiş Eserlerin Perde Arkası. Klasikler henüz yaşama acemisi olan bizlere büyük keşiflerin kapılarını açan yapıtlardır. Kahramanıyla tek yürek; heyecanla, öfkeyle, acıyla, sevinçle, umutla yol alırken taraf olup, yargılayıp, hak verip, nihayetinde edenin bulacağı o anı dört gözle beklediğimiz bir serüvendir deneyimlediğimiz. Bazen okuruna yaşattığının bir benzeri gelir bir yapıtın başına.

Yaratım sürecinde bir sıçramayla yazılı verilir tüm hikâyesi. Bazen de ilginç bir ayrıntıda gizlidir kaderi. Bir klasiğin yaratıcısına ilham olan ayrıntıyı öğrenmekse bir klasikle tanışmanın, onu farklı bir gözle yeniden okumanın fitilini ateşleyebilir. (Remzi Kitabevi)




__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Eski 28.04.2021, 19:05   #22
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 10/05/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...




Bütün veriler gerçekten doğru muydu?
Susannah Cahalan'dan Deliler Arasında Akıllı Olmak. “Rosenhan, psikiyatrik tanılar koymadaki yöntemlerimizin ve bilgi birikimimizin ne kadar zayıf ve hataya açık olduğunu çok çarpıcı ve etkili biçimde ortaya koyuyor.” Jeffrey A. Lieberman. 1973'te psikolog David Rosenhan normal insanların deli taklidi yaparak akıl hastanelerine girip giremeyeceğini, girseler bile kendilerine nasıl bir tanı konulacağını araştırmak üzere bir deneye girişti.

Rosenhan ve yedi sahte hasta, sahte kimlikler ve sahte hastalıklarla çeşitli akıl hastanelerine girdiler. Acaba doktorlar, sağlıklı insanlara akıl hastası teşhisi koyacak kadar yetersiz miydiler? Ya akıl sağlığı sistemi, hastalara nasıl bir ortam ve tedavi imkânı sunuyordu? Araştırmanın sonuçları kısa bir zaman içinde psikiyatrinin seyrini değiştirdi. Psikiyatrlar kendilerine göre tanı koymayı bırakıp bir akıl hastalıkları rehberi olan DSM'yi geliştirerek bilimsel kriterlere göre tanı koymaya yöneldiler. Fakat önemli bir sorun vardı: Rosenhan'ın bütün verileri gerçekten doğru muydu? (Say Yayınları)





Okyanuslarda ve karada yaşam başladı
Merve Topçuoğlu'ndan Su Damlası Dünya'yı Keşfediyor. Kitaptaki küçücük su damlasının adı Şıpşıp. Sevimli, meraklı, sabırsız, kıpır kıpır bir su damlası o. Dünya'mıza milyonlarca yıl önce, daha yeryüzünde yaşam yokken, uzayın derinliklerinden gelen gök taşlarıyla birlikte ulaştı. Gelir gelmez de çevresinde neler var diyerek, merak etmeye başladı. Ama henüz pek bir şey yoktu oralarda.

Sonra yavaş yavaş, Şıpşıp ve diğer su damlası arkadaşları okyanusları oluşturdular, dünya bir ısındı, bir soğudu ve sonunda Şıpşıp, upuzun yüzyıllar boyunca, pek çok şeyle tanıştı: Kıtalar oluştu, ırmaklar doğdu, sular bütün dünyada dolaştı, elbette Şıpşıp da birlikte. Okyanuslarda ve karada yaşam başladı. Kocaman Dünya'mızın nasıl geliştiğini, suyun ne kadar önemli olduğunu, Dünya'daki ilk bitkinin, ilk hayvanın adını ve çok daha fazlasını bu meraklı su damlasının gözünden okumak istemez misiniz? (Sia Kitap)

Umutsuzluğun neşesini yaratıyor
Orhan Duru'dan Ağır İşçiler.
Kitap, klasik öykünün kalıplarını bozarak başka bir anlatı dili geliştiren 1950 Kuşağı’nın ele avuca sığmaz yazarın ayrıksı kitaplarından biri. Yazar, 1960’lardan itibaren gelişen toplumsal bilinci, siyasal ve tarihsel gelişmeleri kendine özgü yaklaşımlarla öyküleştiriyor.


Yazar, sözü kırk parçaya bölerek düşün gerçeğini, saçmanın anlamını, umutsuzluğun neşesini yaratıyor. “Bu sırada çok önemli bir olay ortaya çıktı sol kolum üzerinde. Saatli olan sol kolum belki de saatlerce kalmıştı aynı biçimde yastığımın üzerinde ve başımın altında, bu yüzden uyuşmuştu ve kendinde değildi ve daha bilinçlenmemiş ve sınıf bilincine ulaşmamıştı.” (Yapı Kredi Yayınları)



Kötülük ve ateş tanrısının dışında portre
Klas Öztergren'den Kasırga Partisi. Yazar, iklim felaketi ve salgın hastalıkların hüküm sürdüğü, her yönden çökmüş bir toplumun var olmak için inat ettiği, dehşet verici distopik bir gelecekte geçen bu İskandinav suç romanını yazarken İskandinav mitolojisindeki kötülük ve ateş tanrısı Loki'nin alışılmışın dışında bir portresini çiziyor. İskandinav mitolojisindeki kötülük ve ateş tanrısı Loki, kurnazlığı ve şekil değiştirmesiyle bilinir. Diğer tanrılarla ilişkisi karmaşıktır; Odin ve Thor'a yardım ettiği de olmuştur, onları zor duruma düşürerek çileden çıkardığı da. (Alfa Yayıncılık)



Yaratıcılığınızın önündeki gizem perdesi kalkacak
James Webb Young'tan 5 Adımda En İyi Fikri Bulmak. Elinizdeki kitap, yayınlandığından beri, binlerce reklamcıya, zihinlerinin içindeki bariyerleri aşıp yaratıcılıklarını açığa çıkarmaları için yol gösterdi.

Şairlerden ressamlara, bilim insanlarından mühendislere kadar birçok profesyonel heyecan verici fikirler üretebilmek için bu özlü ve güçlü kitaptan faydalandı. Reklamcılığın büyük ustalarından yazarın benzersiz tecrübe ve zekâsı, içinizdeki o büyük, bir türlü ulaşamadığınız fikirleri keşfetmenize yardım edecek, yaratıcılığınızın önündeki gizem perdesini sonsuza kadar kaldıracak. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)



Film teorisinin geneline felsefi bir soruşturma
Cem Çınar'dan Gerçekçi Sinemanın Fenomenolojisi. Kitap, iki temel amaç üzerine kendini kuruyor: Fenomenolojik yaklaşımın temel kavramları ve düşünme prosedürü zemininde gerçekçi sinemanın kavramsal dayanaklarını ve nasıl işlediğini ortaya koyarak, film estetiği ile fenomenolojinin birlikte çalışmasına yönelik bir strateji geliştiriyor. Kitap, gerçekçi sinema teorisinin film estetiği için ‘kilit taşı’ olduğu savını dayanak alıyor ve film teorisinin geneline yayılan felsefi bir soruşturma sürdürüyor. Husserl’in transendental fenomenolojisinden, Heidegger’in hermeneutik fenomenolojisine ve Gadamer’in felsefi hermeneutiğine kadar fenomenolojik yaklaşımdan kapsamlı bir biçimde yararlanılan bu soruşturma, film estetiğiyle fenomenolojik yaklaşım arasındaki ilişkinin daha sağlam bir hal alması yönünde stratejik bir çaba niteliğinde. (Çizgi Kitabevi)



İlgi ölümcül de olabilir kurtarıcı da…
Adil Yasin Özben'den Dedektif. Sıradan görünen ama alışılagelmişin dışında bir polis ve hızla çoğalan kurbanlar.

Bağımlılıkları ve rutinleriyle hayatı gevşek biçimde kavramış Dedektif’in kalın kabuğu farklı kişilerin dikkatini çekmiştir.


Ama bu, kabuğun ardında aynı şeyi gördükleri anlamına gelmez. İlgi ölümcül de olabilir kurtarıcı da. Benzerlik insanları farklı yollara sürükleyebilir. Yolculuk hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratıcıdır. Kurtuluş için gereken mesafe muammadır. (Bilgi Yayınevi)



Arayışı asla sona ermez
Patrick Modiano'dan Karanlık Dükkanlar Sokağı. Gizemli bir kaza sonucunda hafızasını kaybeden ve geçmişini ardında bırakıp özel dedektiflik yapmaya başlayan Guy Roland, on yıl sonra geçmişiyle yüzleşmeye, gerçek kimliğini keşfetmeye karar verir. Bu arayışta karşısına bazı ipuçları, birtakım insanlar, eski fotoğraflar, kilitli kapılar, adresler ve telefon numaraları çıkar.

Belleğinin karanlık dehlizlerinde el yordamıyla ilerleyen dedektif, bazı gerçeklere ulaştığını düşündüğü anda çıkmaz sokaklara sapar. Ancak arayışı asla sona ermez, anı kırıntıları bu yolda ona ışık tutan işaret fişekleridir. (Can Yayınları)



Kurmaca dünyasına girmek isteyen herkese
Zümrüt Bıyıklıoğlu'ndan Bir Hayal Nasıl Romana Dönüşür? İlk kez 2015 yılında yayımlanan kitap çıktığı günden itibaren lise ve üniversitelerde senaryo ve yazı derslerine kaynak olarak önerilmiş, acemi yazar adaylarının başucu kitabı haline gelmiştir. Şimdi ise düzenlenmiş ve genişletilmiş baskısıyla yeniden okurun huzuruna çıkıyor.

Siz de nereden başlayacağını bilmeyenlerdenseniz, kendinizi geliştirmek için bir okuma listesine ihtiyaç duyuyorsanız ve fazla hırpalanmadan acemiliğinizi atlatmak istiyorsanız bu kitapla doğru bir başlangıç yapıyorsunuz demektir. Kurmaca dünyasına girmek isteyen herkes, basit ve temel tekniklerin anlatıldığı bu kitaptan bir yazı atölyesi gibi yararlanabilir. (Destek Yayınları)



Irkçılığın güncelliği
Roni Margulies'ten Türk’ün Hizmetçisi – Türkiye’de Azınlık Olmak. “Bu yazılarda anlatılan bazı olayların, olaylara gösterilen tepkilerin, söylenen sözlerin üzerinden epey zaman geçti, ama hiçbiri eski değil, hepsi güncel; hepsi bugün tekrarlanabilir, tekrarlanıyor. Irkçılığın güncelliği, kalıcılığı bazen, evet, iç karartıcı olabiliyor, ama gösterilmesi gereken tepkinin susmamak, göz yummamak, hep ses çıkarmak, hep itiraz etmek olması gerektiğine inanıyorum. İnsanların değişebileceğine, dünyanın değiştirilebileceğine inandığım için.” “C.H. Fırkası’ndanım, çünkü bu fırka bugüne kadar yaptıkları ile esasen efendi olan Türk milletine mevkiini iade etti. Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dost da düşman da bilsin ki bu memleketin efendisi Türktür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.” Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt. 18 Eylül 1930. (Everest Yayınları)




Güncel sorunlara parmak basıyor
Ayhan Koç'tan Cümle Göğün Mavisi. Bir yolsuzluk dosyasını kamuoyuna duyuran gazeteci – yazar Fevzi Durukan, her an gözaltına alınmayı beklerken aynı zamanda karısının kendisini aldattığı gerçeğiyle de mücadele etmektedir. Hayat akışındaki bu yarılma, Fevzi'yi annesinin intiharındaki rolünden babasıyla ilişkisine, dostluklarından düşlerine, edebiyat camiasından ülkenin durumuna, en çok da kendisiyle yüzleştirecektir. Yazar büyük bir titizlikle kurguladığı, postmodern edebi tekniklerle beslediği son romanında bıçak sırtında ilerliyor.

Bir yandan KHK'lılar, mülteci problemi, basın özgürlüğü, muhafazakârlaşma, Kürt meselesi gibi güncel politik olaylar çerçevesinde hâkim ideolojiyi yererken, diğer yandan muhalif olma iddiasındaki çevreleri de sert bir şekilde hicvediyor. Tüm yakıcılığına rağmen çağdaş edebiyatın mesafeli kalmayı tercih ettiği güncel soru ve sorunlara parmak basıyor, elini taşın altına koymaktan çekinmiyor, öz sansüre karşı kuvvetli bir çığlık yükseltiyor. (İthaki Yayınları)



Geçmişin insanları zamanın trafiğini değiştiriyor
Barış Pirhasan'dan Büyük Atlas Küçük Canlılar. Geçmişin insanları zamanın trafiğini değiştiriyor; yakalanan anlarla birlikte her şey arayışların ve kaçışların, ertelemelerin ve kavuşmaların tesadüfi dizilimiyle Berlin'de, gece sessiz olunması gereken bir balkona taşınıyor. Yazar, zihin çekmecesini karıştırırken yoksulluklara kendi giden aşıklardan hastane odalarındaki arkadaşlara kadar hayatının tüm insanlarını kendi gölgeleri gibi uzatıp kısaltıyor. Kıpırtısını ve heyecanını muhafaza eden şiirler, bu kez biraz daha yüksek bir sesle okunuyor. (Karakarga Yayınları)



Ruhundan vazgeçen bir karakter
Oscar Wilde'den Dorian Gray'in Portresi. Edebiyat tarihinin en sarsıcı metinlerinden biri olan kitap, yazıldığı dönemde okurların ve eleştirmenlerin hedefi olmuş, büyük tepki çekmiştir. Yazarın tek romanı olan kitap, genç ve yakışıklı Dorian Gray'in öyküsünü anlatır. Ressam Basil Hallward tarafından portresi yapılan bu genç adam kendisi yerine portresinin yaşlanmasını diler.

Ebedi gençlik karşılığında ruhundan vazgeçen Dorian Gray, insanı insan yapan değerlerden giderek uzaklaşacaktır. Yazar, güzelliğini korumak uğruna vicdanından, ruhundan vazgeçen bir karakteri anlatırken bir başyapıta imza atıyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)



9 yıllık serüvenini tek tek anımsar
Dursun Akçam'dan Dağların Sultanı. Bir zamanlar dağları inleten, beş kişiyi kurşuna dizen ancak şimdi yaşamak için anlaşmalı evlilikler düzenleyip komisyon almakta olan Şito’ya aşiretin büyüğü amcası Halo Mirza’dan mektup vardır. Memleketinde artık gözden düşmüş olan Şito, mektubu bekleme süresinde gerildikçe gerilir; yazılanları iyice merak etmektedir. Bu sırada da geçmişe gider; sevdalandığı kızı, dağları, çatışmaları, Almanya’ya gelişini, başından geçen olayları, hapishaneyi, birlikte olduğu kadınları, dokuz yıllık serüvenini tek tek anımsar. (Literatür Yayıncılık)



Zararlı bitki ve hayvan türleriyle mücadele
Nessa Carey'den Yaşamın Şifresini Değiştirmek – Gen Düzenleme Geleceğimizi Nasıl. Biz insanlar binlerce yıl önce bazı bitki ve hayvan türlerini evcilleştirmeye girişerek uygarlığın temelini attık.

Evcilleştirirken aslında bu canlı türlerinin genleriyle oynadık. Önce uygun bireyleri seçip çiftleştirerek, daha çok tane veren buğday başakları, daha çok süt veren koyunlar elde ettik, kurdu köpeğe dönüştürdük. Daha sonra modern bilim sayesinde bu canlıların genetik şifrelerine doğrudan müdahale etmeye başladık. Bugünse insan sağlığına zararlı olabilecek bu genetiği değiştirme tekniklerinin yerine gen düzenleme adı verilen güvenilir tekniği kullanıyoruz. Bu teknik sayesinde, besin kaynağımız olan bitki ve hayvan türlerini ıslah ediyor; genetik hastalıkları iyileştiriyor; zararlı bitki ve hayvan türleriyle mücadele ediyoruz. (Say Yayınları)



Siyahlı-beyazlı tüyleri karman çorman olmuş
Berrak Beşikçi'den Lokum ile Pasaklı Kedi. Lokum, rahat bir evin, karnı her zaman tok, keyfi hep yerinde olan sarman kedisiydi. Sıcacık bir yaz sabahı, biraz güneşlenmek için balkon camının önüne gitti. Cama yaklaştığında, siyahlı-beyazlı tüyleri karman çorman olmuş, ağzı burnu yara bere içinde, tüyleri kir ve çamurla kaplı bir kedinin kendi evlerine doğru baktığını gördü. Eğer evin annesi o pasaklı kediyle ilgilenmeseydi Lokum'un hayatı eskisi gibi devam edecekti. Ama öyle olmadı. (Sia Kitap)



Her şeyi anlaya anlaya yaşamak mümkün değil
Makbule Aras Eivazi'den Sonun Bacakları. Kitap, gündelik yaşamın, serin öğlen uykularının, yön değiştiren rüzgârların tekinsiz ikliminde geziniyor.

Gizlenmiş kederlerle, sokakta, evde, balkonda kalan izlerle, her şeye hakkı olanlarla değil de hakkına ancak bir oyalı tülbent düşenlerle buluşturuyor bizi. Yazar, bir başka bakış, bir fısıltı daha var diyor ve onun diliyle kuruyor öykülerini. “İnsan neyi kaybedeceğini, nasıl kaybedeceğini bilir mi?

Belki de bunun bir önemi yok. Asıl mesele şu ki insan, hiç yalnız kaybetmiyordu ve bunu çok geç anlıyordu. İki kişilik bir yükü tek başına sırtlanmanın mümkün olmadığını da.

İnsan ne çok şeyi sonradan anlıyordu. Ve belki de bu, çok daha iyiydi. Her şeyi anlaya anlaya yaşamak mümkün değildir belki de. Anlamak, bazı duyguları yok ediyordu.” (Yapı Kredi Yayınları)


Modern şehirdeki günlük yaşam
Giorgio Agamben'den Çocukluk ve Tarih-Deneyimin Yıkımı Üzerine Bir Deneme. Walter Benjamin'e göre, deneyim yoksulluğu Birinci Dünya Savaşının sebep olduğu yıkımın bir sonucu olarak moderniteden kaynaklanmaktaydı. Benjamin'in tüm eserlerinin İtalyan editörü yazara göre ise, deneyimin yıkılması için artık bir felakete gerek yoktur: Herhangi bir modern şehirdeki günlük yaşam bunun için yeterli olacaktır. Yazar dil, çocukluk ve günlük yaşam üzerine derin ve esaslı bir araştırma olan kitapta Kant, Hegel, Husserl ve Benveniste'in yolundan giderek deneyim kavramlarını takip eder ve çağdaş düşüncede bir dizi ana temaya yeni bir yorum katan bir çocukluk teorisi geliştirir. (Alfa Yayıncılık)



Dünya üç büyük devletin elinde
George Orwell'dan 1984. Özgürlük, iki artı iki dört eder diyebilmektir. Eğer buna izin verilirse, gerisi gelir. Sene 1984. Her hareketi izleyen tele-ekranların ve her düşünceyi okuyabilen totaliter düzenin devri… Yıllarca süren savaşların sonunda dünya üç büyük devletin elinde.

Okyanusya vatandaşı Winston Smith, insanlığın baskıyla kontrol altında tutulduğu, çocukların ailesini bile ihbar ettiği bir korku toplumunda yaşayan uyumsuz biridir. Bu uyumsuzluk onu sorgulamaya iterken aynı zamanda geri döndürülemez bir yola sokacaktır. 1984, dünya var oldukça güncelliğinden hiçbir şey yitirmeyecek, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri. (Altın Kitaplar)



Suikastların başarıları ve başarısızlıkları
Rronen Bergman'dan Kalk ve Önce Sen Öldür- İsrail Suikastlarının Gizli Tarihi. Yahudi halkını korumak için her türlü tedbiri almak, 1948’deki devletleşme sürecinin en başından bu yana İsrail’in DNA’sına işlemiştir.

Bu kitap, hem büyük hem küçük düşmanlara karşı kimi zaman İsraillilere yönelik saldırılara cevaben, kimi zamansa önleyici mahiyette sayısız kez kullanılan hedefli suikastlara ilişkin sürükleyici bir anlatımdır. Kitap, bu suikastların başarılarını, başarısızlıklarını anlatırken aynı zamanda İsrail ulusunu, Ortadoğu’yu ve tüm dünyayı şekillendiren bu operasyonların, bu görevleri yerine getiren kişilere dayattığı ahlaki ve siyasi bedelleri de konu edinmektedir. (Bilgi Yayınevi)



İnsan merkezli yaklaşımlar
Jack London'dan Kızıl Veba. Yazar, romanında, 2013'te patlak veren dünya çapında bir salgının insan ırkının neredeyse tamamını yeryüzünden sildiği, ilkel yaşamın geri döndüğü, gerçekleşmesi son derece muhtemel bir yeni dünya tasavvur eder. Salgın sürecinde izolasyonun önemini, nüfus yoğunluğunun, özellikle de dünya nüfusunun salgınlardaki rolünü, insanların son derece kritik durumlarda kapıldığı bencilliği, kolektivizm ve bireyciliğin karşı karşıya gelişini, bilim insanlarının özverisini son derece gerçekçi biçimde işler. Bundan 108 yıl önce, şu an deneyimlemekte olduğumuz meselelere kitabında yer veren yazarın yazdıkları şimdilerde, seyircisi değil bizzat aktörü olduğumuz en derin krizin öngörülemez, diğer bir deyişle siyah kuğu vakası olmadığını, insan merkezli yaklaşımların dünyayı anlamamıza yetmediğini kanıtlar nitelikte. (Can Yayınları)



Vahşi hayvan beslemek zenginlik göstergesi olur
Mustafa Kocaibiş'ten Zula. 15. yüzyıl İstanbul'u dünyanın önemli ticaret merkezlerindendir. Bu durum her alanda çeşitli etkiler yaratır. Afrika'dan getirilen vahşi hayvanları, özellikle de maymunları beslemek giderek zenginlik göstergesi olur. Bu durum bazı rahatsızlıklar doğurur. Yeni atanan Rumeli Kazaskeri fetva çıkartılmasını sağlayarak toplu bir maymun katliamına neden olur.

Kapalıçarşı'da tüccarlık yapan Ahmet çok sevdiği maymununu kurtarmaya çalışır. 1955'teki 67 Eylül olaylarında ise Kapalıçarşı'da çalışan Rum genci Niko'nun olaylar esnasında sığındığı dükkânda bulacağı zula, yüzyıllar geçmesine rağmen olayların kesişmesini sağlar. (Dağhan Külegeç Yayınları)


Şöhreti ve şovu hayatı boyunca reddetti
Şehnaz Tuna'dan Anna Freud – Bakire Ölen Bir Anne. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un altı çocuğunun arasından tahtını devredeceği tek vârisi olarak gördüğü kişiydi Anna Freud, öyle de oldu. Anna Freud, babasından devraldığı tacın hakkını sonuna kadar verdi.

Hayatını babası Freud’a ve onun öğretilerine adadı. Psikanalizi ölümsüzleştirmeye adeta ant içmiş bu genç kadın Çocuk Psikanalizi ve Benlik Psikolojisi dallarının kurucusu oldu. Hiç evlenmedi ama hem çok sevdi hem de çok sevildi. Şöhreti ve şovu hayatı boyunca reddetti. Bu yüzden ismi çok anılmadığı halde günümüzde bile halen çocuk ruh sağlığına dair yapılan tüm çalışmalarda onun dokunuşları vardır.

Dünyaya geldiğinden beri başkalarının sevgisini kazanmak için uğraşan, babasına âşık, çocuklardan ve hayvanlardan hiç vazgeçmeyen, erkeklerden uzak yaşamış bir bilim kadınının hikâyesini okuyacaksınız bu kitapta… (Destek Yayınları)



Zaman ve kader unsurları
Julio Cortazar'den Edebiyat Dersleri – Berkeley 1980. Sekiz dersten oluşan kitapta, fantastik öyküdeki zaman ve kader unsurlarından gerçekçi öykünün sınırlarına, edebiyattaki müzikalite, mizah, oyun ve erotizm gibi başlıklardan Seksek’in yazımına kadar birçok ayrıntı, ipucu ve dilin tuzaklarından kaçma yöntemleri ilk ağızdan aktarılıyor. 1980 sonbaharında, Kaliforniya Üniversitesi’nde verdiği derslerin bu on üç saatlik dökümünü okurken şunu düşünebilirsiniz: Dünyanın en az bilgiçlik taslayan hocası… (Everest Yayınları)



Eşsiz bir bilim kurgu benzersiz çizimler
Simon Stalenhag'tan Döngü'den Hikâyeler.
1954 yılında İsveç hükümeti dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısının inşası için girişimlere başladı. Tesisler 1969 yılında tamamlandı. Araştırma istasyonu, kırsal bir bölge olan Mälaröarna'nın derinliklerine konuşlanmıştı.

Yerel halk, bu teknolojik mucizeye Döngü diyordu. Yazarın, İsveç'in 1980'ler banliyölerini olağanüstü makineler ve sıra dışı yaratıklarla süslediği çizimleri internette ilk kez görücüye çıktığı andan itibaren büyük bir ilgiyle karşılandı.

Anlattığı çocukluk maceralarındaki eski model arabaların ve işçi tulumlarının oluşturduğu arka plan çizimlerine eklediği gizem dolu makineler ise hem tanıdık hem de bir o kadar farklı bir atmosfer yarattı. Bu kitapta yazar olağanüstü çizimlerine, yıllardır bu makinelerin gölgesinde yaşayan yerli halkın tuhaf öyküleri de eşlik ediyor. (İthaki Yayınları)



Shakespeare'in en uzun oyunu
William Shakespeare'den Hamlet. Yalnızca Shakespeare'in oyunları arasında değil, belki de bütün bir Batı kanonu içinde, doğrudan ya da dolaylı olarak hakkında en çok yorum yapılmış, bilimsel çalışmalara konu edilmiş, felsefe ve sanatın en bereketli düşünce uğraklarından biri olmuş, olmaya da devam eden bir klasik. Shakespeare'in en uzun oyunu. Üstelik üç ayrı çeşitlemesi, onların da farklı baskıları var. Oyunun kendi belirsizlikleri, çelişkileri ve gedikleriyle celp ettiği sonu gelmez yorumlama çabası da buna eklenince ortaya gerek metin gerek çeviri gerekse sahneleme açısından muazzam bir külliyat, repertuar, arşiv, enikonu işleyen, gelişen bir mekanizma çıkıyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)


__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Eski 24.05.2021, 02:31   #23
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 16/05/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...




Kulaktan dolma bilgiler
Priscus’tan Atilla Ve Bizans Tarihi. Avrupa Hun tarihinin yazılı kaynakları arasında en önemli yeri işgal eden yazarın, Türk tarihi ve tarihçiliği açısından önemi her tür tartışmanın ötesindedir. Yazar yaşadığı dönemin olaylarını sadece kulaktan dolma bilgilerle yazmış bir tarihçi değildir. Bir elçilik heyeti dahilinde Hunlar arasında bir süre bulunması ve dahası Attila'nın sofrasında da yer almış olması, dolayısıyla anlattıklarının birinci el gözlemlere dayanması onu istisnai kılmaktadır. Attila'yı görebilen tek yazar olması ve eserinde yaptığı Attila tasviri bu bakımdan eşsizdir. “Attila ve sarayı üzerine yazdığı uzun bölüm, Priscus'un bir anlatı ustası ve Ammianus Marcellinus ile Procopius arasındaki en yetenekli tarihçi olduğunu gösteriyor.” –J.B. Bury, History of the Later Roman Empire. (Alfa Yayıncılık)




Tek amacı vardı verdiği sözü tutmak
Brendan Kiely'den Son Gerçek Aşk. Yaşamın Amacı Nasıl Seveceğini Öğrenmektir! Corrina müzisyen olmak için evden kaçma hayalleri kuran genç bir kızdır. Hendrix ise kendi halinde, şair ruhlu bir genç. Baba gibi gördüğü büyükbabasının Alzheimer olmasıyla hayatı bir anda değişir. Şimdi tek amacı vardır; büyükbabasına verdiği sözü tutmak. Onu, hastalık bütün anılarını yok etmeden karısını ilk öptüğü yere götürmeye karar veren Hendrix, tesadüfen yollarının kesiştiği Corrina'yla birlikte uzun bir yolculuğa çıkar. İki gencin de bu yolculukta öğreneceği tek şey vardır; unutulmayan yalnızca aşk hikâyeleridir. (Altın Kitaplar)




20. yüzyıl panoraması
Katherine Mansfield'ten Bahçe Partisi. Kitap, 15 öyküden oluşuyor. Bilhassa kahramanları aracılığıyla, doğrudan veya dolaylı, birbiriyle ilintili öykülerde yazar, Yeni Zelanda ve Avustralya'dan İngiltere'ye uzanan bir coğrafyada 20. yüzyıl başının panoramasını çiziyor.

Derinlikli anlatıma sahip ve titizlikle işlediği kahramanlarının psikolojik çatışmalarının ön planda olduğu, tek kelimeyle iyi öyküler toplamı, Şadan Karadeniz çevirisiyle… (Kırmızı Kedi Yayınevi)




Çalışmalarımız tecrübelerle alakalı
Jodi Kantor, Megan Twohey'den Kadın Dedi ki. Önsöz’den bir bölüm: “Bu geçmiş, onu yaşayan hepimize ait: Kilit altındaki hükümet ve şirket sırlarıyla ilgilenen araştırmacı gazetecilikten farklı olarak, bizim çalışmamız, çoğumuzun okullardan, ailemizden, işyerlerimizden ve bizzat kendi hayatlarımızdan aşina olduğumuz tecrübelerle alakalı. Fakat bu kitabı sıfır noktasına mümkün olduğunca daha yakın olabilmeniz için yazdık. Yaşananları elverdiğince doğrudan ve güvenilir biçimde aktarabilmek için röportajların, e-postaların ve diğer birincil dokümanların nüshalarını bu kitaba dahil ettik. Kitapta, Weinstein’le ilgili film yıldızlarıyla yaptığımız ilk sohbetlerden notlar, Bob Weinstein’in kardeşine yazdığı sorgulayıcı mektup, Ford’un mesajlarından alıntılar ve diğer pek çok ilk elden kaynak yer alıyor. Paylaştıklarımızın bir kısmı aslında kayıt dışı görüşmelerdi fakat olaylarda yer alan taraflarla tekrar görüşüp ek haberler yaparak onları da buraya dahil edebildik.” (Bilgi Yayınevi)




Kariyer ve özgürlük
Sophie Mackintosh'tan Mavi Bilet. Calla kura sisteminin nasıl işlediğini biliyor. Herkes gibi… İlk kanamanda bunu kura merkezine bildirip nasıl bir kadın olacağını öğreniyorsun. Beyaz bilet sana evlilik ve çocuk kazandırıyor. Mavi biletse kariyer ve özgürlük… Böylece seçme yükümlülüğünden kurtulmuş oluyorsun. Ve bir kez biletin kesildi mi, artık geri dönemiyorsun. Ancak ya sana uygun görülen yanlış bir hayatsa? Mavi biletli Calla kaderini sorgulamaya başladığında kaçıp gitmek zorunda kalır. Ancak hayatta kalması kura merkezinin ve sistemin toplum dışına attığı kadınlardaki nitelikleri benimsemesine bağlı olacaktır. Karnında büyümekte olan bebeğiyle umutsuzluk içinde kaçan Calla, bir yandan da merkezdekilerin onu kendisinden daha iyi tanıyıp tanımadığı düşüncesiyle mücadele edip tehlike içinde anneliğe hazırlanmaktadır. (Can Yayınları)




Kültür etkinliklerine adamış bir yaşam
Cihan Baydur'dan Pelikülden Dijitale Yolculuğum… Bir Dönüşüm Öyküsü. Yazarın yolu, yetmişli yıllardan itibaren Türkiye'de ticaret, reklam/iletişim ve sinema dünyasından pek çok kişiyle kesişti. Yazar, kendi alanlarında öne çıkmış Galib San, İlhan Arakon, Ömer Lütfi Akad, Zihni Küçümen, Üstün Barışta, Ali Tara, Umur Bugay, Metin Erksan, Halit Refiğ, Erdoğan Gönül, Eli Acıman, Ömer Vargı, Müjdat Gezen, Uğur Dündar gibi ünlülerle doğru iletişimler kurarak kimi zaman da yaşanan olumsuzluklardan ders alarak önüne çıkan fırsatları değerlendirmeyi başardı. Bu kitap onun renkli yaşamında adım adım belirlediği kilometre taşlarını ve girişimci bir ruhla gerçekleştirdiği “dönüşüm öyküsü”nü özetliyor. (Remzi Kitabevi)



Bağımlılık bir insanın zafiyetidir
Akif Manaf'tan Bağımlılık Psikolojisi – Varoluşsal Bilgelik Serisi 11. Bağımlılık konusundaki en tehlikeli ifade: “Bir kereden bir şey olmaz!” cümlesidir. Gerçek hayatta bir kibrit bir binayı, bir kurşun bir yaşamı, bir bomba bir köyü, bir darbe bir devleti, bir madde de bir insanı bitirebilir. Birey, insan olma yolculuğunda yaşam okyanusunun kıyısına vardığında serinlemek için bir avuç okyanus suyu alır. O su parmaklarının arasından akıp gider.

Bağımlılık bir insanın zafiyetidir. Bu sorun bireyin iradesi ve kararlılığı ile çözülebilir. Ama görünen şu ki kimse destek almadan bağımlılıktan gerçekten kurtulamıyor. İşte bağımlılıktan kurtulmanın en etkili yolu Değişim Sanatıdır. (Az Kitap)


Dönenlerin kalbindeki pişmanlığa
Nevşah Karamehmet'ten Nefs. İnsan ölmek için değil, tanrısallaşmak için tekâmül eder. Tanrısallaşmak, tekâmülün amacıdır. Unutulmayana ve unutanın zihnindeki kaçışa. Geçmeyene ve geçen her şeyin ardında bıraktığı kasıtlı izlere. Sonsuza ve sonsuzun içindeki hakikate. Gidene, geri dönmeyene ve dönenlerin kalbindeki pişmanlığa. Olmakla olmamak arasındaki dengeye.

Yokluğun varlığı inkâr edemeyişine. Yarının yazgısını inşa eden şimdiye. Sana, bana, bize ve her şeye Aklın içinde, TİN'in gizeminde ve TÖZ'ün üzerindeki iradeye. Nefse, nefese ve sese dair… Ölümlü insanoğlu, ölümsüzlüğüne uyanacaktır bir gün. (Destek Yayınları)




Bir çağ yangınının romanı
Mario Levi'den Karanlık Çökerken Neredeydiniz. Hikâyeleri bu şehrin hikâyesiydi… İzak, Necmi, Şebnem, Niso, Yorgo ve Şeli… Yılların akışında farklı ülkelere gitmek zorunda kalmışlardı. Masumiyetini ve saflığını kaybedememiş o son romantik kuşaktan bilmişlerdi kendilerini. Otuz yıl aradan sonra bir araya gelip, gençlik oyunlarını yeniden sahneye koymak istemişlerdi. Aşkları ve henüz tüketemedikleri heyecanları vardı. Kırgınlıkları ve yaraları da… Oyunun adı ‘İstanbul Hayatım'dı… Başarabilecekler miydi? Kitap bir çağ yangınının romanı… (Everest Yayınları)


İngilizlerin isteği üzerine tutuklandılar
Ahmet Ağaoğlu'dan Malta Sürgünlüğünden Gözümün Nurlarına Mektuplar. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İttihad ve Terakki’nin önde gelen asker, siyasetçi ve fikir insanları İngilizlerin isteği üzerine İstanbul Hükümeti tarafından tutuklanır. Tutuklandıktan bir süre sonra İngilizlere teslim edilen bu insanlar, 1919’da Malta Adası’na sürgüne gönderilir. 28 Mayıs gecesi İstanbul’dan Malta’ya yola çıkan Princess Ena gemisindeki 78 sürgünden birisi de Ahmet Ağaoğlu’dur. Azerbaycan’ın bağımsızlığının tanınması için Paris Barış Konferansı’na gidecek heyette yer alan Ağaoğlu, heyetle birlikte Bakü’den İstanbul’a geldikten iki ay sonra, 15 Mart’ta tutuklanıp Bekirağa Bölüğü’ne götürülür. 30 Nisan 1921’e kadar süren sürgün yaşamı Mondros’ta başlayıp Malta Adası’nda devam eder. (İş Bankası Kültür Yayınları)



Dünyayla konuşmayı ilk öğrenenler
Mehmet Fırat Pürselim'den Sakarmeke. Kuşlar boşuna değil, göğe kanat çırpmak için doğmuşlar. Gök de elbet kuşlar için var. Dalın da suyun da emeği üstlerinde.

Hızı ve yükselişi okşaya okşaya büyüten kuşlar, narin ama tılsımlılar. Yeri de yedi kat üstünü de en iyi bilenler, kafese hür kanatlarla giren, dünyayla konuşmayı ilk öğrenenler…

Yazar, adını, göçmeyi unutmuş, denizi mesken bellemiş bir tatlı su kuşundan alan kitabında; aidiyet, yuva, uyumsuzluk, göç gibi konuları incelikle ele alıyor. Kuşların da içi sıkılır mı anne? Sıkılmaz mı kuzum? Sıkılmasa neden başlarını alıp oraya buraya gitsinler? Geçer mi sonra? Geçer elbet. Hani yükselirler, yükselirler sonra süzülmeye başlarlar ya… İşte o zaman bil ki ferahlamışlardır. (İthaki Yayınları)



Kapadokya'daki perilerin sakin hayatı
Pınar Göçer'den Kapadokya Perileri: Efsanevi Yerler Serisi-1. Kapadokya'da yaşayan Kumru Peri, dünyadaki tüm perilerin lideridir. Sadece liderlere bahşedilen beş yüz yıllık ömrü bitmek üzeredir. Bütün perilerin katılımıyla yeni bir oylama yapılır ve oğlu Neptün Peri, yeni peri lideri seçilir. Ancak bu seçim, beklenmedik düşmanları ortaya çıkarır. Kumru'nun ikiz kardeşi Hilal Peri, bundan tam 480 yıl önce yapılan seçimin adil olmadığını, peri liderliğinin kendisinin hakkı olduğunu iddia etmişti. Kumru'yu hile yapmakla suçlamış ve bu yüzden Kapadokya'dan ayrılıp Güney Amerika'ya yerleşmişti. Bir gün Hilal'in soyundan gelen Bulut Peri, konuşmak için Neptün'ü And Dağları'na davet eder. Kumru Peri, oğlunu bunun bir tuzak olduğuna ikna etmeye çalışsa da elinden bir şey gelmez. İşte o günden sonra Kapadokya'daki perilerin sakin hayatı, tam anlamıyla bir maceraya dönüşür. (İthaki Çocuk)




Gönlünü kocasının yeğeni kaptırır
Halit Ziya Uşaklıgil'den Aşk-ı Memnu. Konusunu bugün herkesin bildiği, Bihter ile Behlül'ün yasak aşkının anlatıldığı kitap, Uşaklıgil'in her dönem ilgi gören romanlarından. Varlıklı, kibar Adnan Bey, Göksu gezintilerinden birinde tanıştığı Firdevs Hanım'ın kızı Bihter'le evlenir. Adnan Bey'in zenginliğini düşünerek bu evliliği yapan Bihter, bir süre sonra, zengin kocasının yaşlılığını göz ardı edemez. Gönlünü kocasının uçarı yeğeni Behlül'e kaptırır. Oysa Behlül, kuzeni ve Bihter'in üvey kızı Nihal ile nişanlıdır… (Kırmızı Kedi Yayınevi)


Rakibe karşı alınacak önlem
Sun Tzu'dan Savaş Sanatı. Sun Zi tarafından MÖ 6. yüzyılda yazılan kitap insanlık tarihinin en eski ve üzerinde en fazla araştırma ve tartışma yapılmış strateji eseridir. Eserin kaleme alınmasının üzerinden geçen binlerce yıla rağmen günümüzde hâlâ değerini koruyan ve en çok okunan kitaplardan biri olmasının nedeni zamanında, yerinde, dozunda ve sağduyuyla uygulanan taktikleri anlatmasıdır.

İlk askerî metin olarak kabul edilmesinin yanı sıra, liderlerin, işi insanlarının başvuru kitaplarından biri olan bu kült eser rakibe karşı alınacak önlemleri ve mücadele yöntemlerini ayrıntılarıyla anlatır. (Can Yayınları)


Kötülük, kurtuluş insan ilişkileri
Rav. P. S. Berg'ten Zoharın Temel Öğretisi. İçimizdeki potansiyelden tam anlamıyla faydalanmak istiyorsak, gündelik bilinçle içsel dönüştürücü güçler arasında bir tür köprüye gereksinim duyduğumuzu söyler Kabala. Zohar tam da bu köprüdür işte. Binlerce yıldır hiçbir kitap, Zohar’dan daha fazla gizem barındırmamış ve yine hiçbir kitap insanlığa daha büyük bir bilgelik sunmamıştır. Seçkin kabalistlerden yazar bu kitapta kötülük, kurtuluş, insan ilişkileri, zenginlik, yoksulluk ve diğer temel meseleler hakkındaki öğretilere hem pratik hem de çağdaş bir bakış açısıyla yaklaşıyor. (Destek Yayınları)



Yaşamının ele alındığı öyküler
Dursun Akçam'dan Maral. Yazar kitapta, Doğu Anadolu köylüsünün tüyler ürpertici yaşamının ele alındığı öyküler yer alıyor. Akşam namazı epeyce geçmişti. Çıralı odun evi aydınlatıyordu. Çorbasını içen çocuklar, yere serili hasırın üstünde yatıştılar. Maral'ın son dünyası Memet, anasını yatırmadan kessen yatmazdı. Ocağın önünde kedinin kulaklarını çekiyordu. Kedi de maskaralık yapıyor, Memet'le oynuyordu. Büyük kız Fatma, çay kıyısında bulduğu boncukları bir ipe geçirmeye çalışıyordu. Çocuk hevesi işte! Yarın güneş ışığında dizip sonra da takıp takıştırsaydı olmaz mıydı? (Literatür Yayıncılık)



Çok yönlü müzik adamının şair yönü
Nadir Göktürk'ten Evde Kalmış – Şiirler. Yazar, kendine özgü müziğiyle pek çoğumuzu etkilemiş, şarkılarının çoğu belleğimize kazınmış Ezginin Günlüğü'nün kurucularından, besteleriyle gruba haklı bir şöhret kazandıran ustalardan. Besteci, söz yazarı, müzisyen kimliğiyle pek çok unutulmaza imza atan yazar bu kez bir şiir kitabıyla çıkıyor sevenlerinin karşısına. Kitaptaki şiirlerin kimi, kitap adının taşıdığı anlama uygun: Evde tutmuş onları yıllardır, saklamış, paylaşmamış. Yıllardır başka şiirler eklemiş dağarcığına. Kimi ise son dönem şiirleri. Bu çok yönlü müzik adamını bir de şair yönüyle tanımak isteyenler için hoş bir sürpriz. (Sia Kitap)




Koalisyonlarla dolu çalkantılı bir dönemde siyaset
Ekrem Alican'dan Günlükler 1956 – 1966. Bu kitap yazarın 1956-1966 yılları arasında tuttuğu günlüklerinden oluş*maktadır. Politikaya Demokrat Parti saflarında başlayan, Menderes'in baskıcı politi*kalarına karşı çıkarak DP'den ayrılıp Hürriyet Partisi'ni ve daha sonra Yeni Türkiye Partisi'ni kurup Maliye Bakanlığı, başbakanlık yardımcılığı yapan Alican Çok Parti*li Türk siyasi hayatının ilginç kişilerinden biridir. Askeri darbeler, darbe girişimleri, seçim ittifakları, koalisyonlarla dolu çalkantılı bir dönemde siyaset yapmış ilkeli bir siyasetçinin her ne pahasına olursa olsun inandığı fikirlerden taviz vermeden nasıl mücadele ettiğini bu günlükte okuyacaksınız. (Yapı Kredi Yayınları)




Muhammed Ali'nin büyüleyici hikâyesi
Leigh Montville'den Muhammed Ali/Amerika’ya Karşı 1966 – 1971. Muhammed Ali, 1960'ların sonlarında genç, başarılı, atılgan ve hayranlık duyulan biriydi, ancak bazı çekinceler vardı. Çok az insanın açık konuşabildiği bir dönemde cesur bir Afro-Amerikan genciydi. Köle ismi olduğu için Cassius Clay'i reddetti ve Müslüman olup Muhammed Ali ismini aldı. 1966'da askere çağrıldığında dini ve vicdani nedenlerle orduya katılmayı reddetti ve ringdeki tüm karşılaşmalarından daha büyük bir kavgayı tetikledi. Muhammed Ali okun ucuydu, vicdani ret hareketinin somutlaşmış hali oldu. Haziran 2016'da Muhammed Ali'nin ölümüyle birlikte dünya bir kahramanı, bir ağır sıklet şampiyonunu, bir Olimpiyat madalyasını, bir ikonu ve Amerika'nın büyüklüğünü temsil eden bir adamı hatırladı. New York Times'ın çok satan yazarı Leigh Montville, Muhammed Ali Amerika'ya Karşı'da derinlere gömülmüş bir hikâyenin büyüleyici tarihçesini anlatıyor. (Alfa Yayıncılık)





Sıcacık bir gençlik romanı
Kristin Mahoney'den Annie’nin Hayat Listesi. Yeni bir okula başlamanın, yanlış bir şey söylemenin, utançtan ölmenin ya da sevdiği bir arkadaşından ayrı düşmenin kaygısını taşıyanlar ancak Annie’yi anlayabilir. Peki Annie nasıl biri? Başına dert olacak kadar güçlü bir hafızası var.

İnanılmaz utangaç ve buna rağmen yazar olmak istiyor. Eski okulundaki arkadaşlarından birini çok seviyor ve yeni okulunda da yeni arkadaşlar edinmeye çalışıyor. Bir de başını belaya sokmamak için çaba sarf ediyor. Bunun için de her şeyin bir listesini tutuyor. Size çok saçma gelebilir ama evet, Annie’de her şeyin bir listesi var. Kitap kendini tanımak, sesini duyurmak, arkadaş edinmek, kaybetmek, yeni çevreler ve hayatlar kazanmak üzerine yazılmış sıcacık bir gençlik romanı… (Altın Kitaplar)




Tamamen gri bir kitap
Lindsay Ward'dan Bu Kitap Gri. Gri’nin tek istediği, diğer renklerle birlikte olmakmış. Ama diğer renkler onu hiç bir zaman aralarına almıyorlarmış. Böylece Gri de kendi projesini yaratmaya karar vermiş: Tamamen gri bir kitap.

Gri, “bir varmış bir yokmuş, bir kurt, bir yavru kedi ve bir suaygırı…” diye başlayan kitabının mükemmel olacağını biliyormuş. Ama birbiri ardına sayfalarını resimlerken ana ve ara renkler çıkagelmişler… Ve pek de mutlu değillermiş. (Bilgi Yayınevi)






İşsiz genç bir kızın bir günü
Osamu Dazai'dan Öğrenci Kız.
Bir okurunun kendisine gönderdiği günlüklerden esinlenerek yazdığı kitabında yazar bir Tokyo banliyösünde yaşayan isimsiz bir genç kızın bir gününü anlatıyor. Aklına takılan şarkıları, yolda düşündüğü ve gördüklerini, günlük yaşama dair ayrıntıları ve içten içe duyduğu hüznü büyük bir başarıyla ve empatiyle resmetmeyi başarıyor. Yaşama hep çarpıcı bir dürüstlükle bakmış Dazai'nin bir gün kadar kısa romanı, gençlerin sesini ve düşüncelerini çekinmeden aktaran ilk modern yapıtlardan biri. (Can Yayınları)





Her zaman bir yerin eksik kalır
Çağla Ural'dan Sultanla Son Dans. İkinci Dünya Savaşı tüm şiddetiyle devam ederken, New York'taki kardeşinin yanına giden üniversite öğrencisi Sofia Moretti, orada ilk görüşte aşkının tutsağı haline geleceği bir delikanlıyla tanışır. Hayatından bir daha çıkaramayacağı bu delikanlı sürgüne yollanmış Osmanlı şehzadesi Cem'den başkası değildir. Savaşçı ruhlu ve yakışıklı Osmanlı şehzadesi Cem ile İtalyan mafya liderinin dünyalar güzeli kızı Sofia imkânsız bir aşkın içinde bulurlar kendilerini.

New York'tan Kuzey Afrika'ya, Paris'ten İstanbul'a uzanan bu aşk hikâyesinde çözmeleri gereken iki büyük sorunları vardır: Mafyanın acımasız kuralları ve Cem'in kayıp bir şehzade olarak verdiği kimlik savaşı… (Destek Yayınları)




Adım attığı karanlık yolu anlatıyor
Javier Cercas'tan Işığın Hızı. Yazar kitabında, yazar olmak isteyen bir gencin -bu Cercas olmalı!- bir teklifi değerlendirerek Amerika'ya gitmesini, Illinois Üniversitesi İspanyolca bölümünde asistanlık bursuyla günlerini geçirirken tanıdığı Rodney Falk'ı ve onun hikâyesiyle adım attığı karanlık yolu anlatıyor. Vietnam gazisi Rodney Falk, savaşta kaybettiklerinin telafisi olmadığının farkındadır.

Kardeşi Bob'u yitirmiştir. Katliamlarda rol oynamış, masumları öldürmüş, kendi de bir otobüs durağında patlayan bombadan kıl payı kurtulmuştur. Falk'ın cezası hayatta kalmak, vicdanıyla mücadele etmektir. Romandaki yazar olmak isteyen gençle -bu Cercas'ın ta kendisi!- dostluğu, Falk'ın içedönük ve bir başına geçirdiği yaşamına yeni bir anlam katar. (Everest Yayınları)







Yağmayla dolu hayatın sürükleyici hikâyesi
Daniel Defoe'den Kaptan Singleton – Hasan Ali Yücel Klasikler.
Yazar (1660-1731): Londra'da varlıklı bir ailede dünyaya geldi. İyi bir akademik eğitimin ardından ticarete atıldı. Çetin ve macera dolu bir ticaret hayatından sonra siyasi yergilerle yazarlığa başladı. Gözüpek bir gazetecilik kariyeri ve pek beğenilen didaktik eserlerinin akabinde, 1719 yılında onu dünya edebiyatının başköşelerinden birine yerleştiren Robinson Crusoe romanını yazdı. Kaptan Singleton 1720 yılında, Robinson Crusoe'dan bir yıl sonra yazılmıştır. Ailesini hiç tanımamış bir çocuğun korsan olarak yağma yoluyla zenginleşmesini, bu korsanlıklar sırasında edinilen bir dostun yardımıyla pişman olup bu hayattan vazgeçmesini anlatır. Gemilerde geçen, talan ve yağmayla dolu bir hayatın sürükleyici hikâyesi olduğu kadar doğru yerden gelen rehberlikle kurtuluşa kavuşan bir ruhun portresidir. (İş Bankası Kültür Yayınları)





Tekinsizlikler âleminde tüm kâbuslar mümkün
Charles Beaumont'tan Tut ki Bir Rüya Gördün – Karanlık Kitaplık. Otuz sekiz yaşında kanser sebebiyle hayatını kaybeden yazar, ismini Alacakaranlık Kuşağı için yazdığı senaryolarla duyurmuştu. Dizinin belki de en popüler bölümlerinin senaryolarında, fikirlerinde onun da imzası vardı. Kitap korku, bilimkurgu, kara polisiye, fantazi gibi birçok türde eserler kaleme alan yazarın en iyi öykülerinden bazılarının toplandığı tuhaf mı tuhaf bir seçki.

Yazar hayal gücüyle kurduğu tekinsizlikler âleminde tüm kâbuslar mümkün. Kitaptaki öykülerde aslanlar dolaşıyor, uzay gemileri başınızın üzerinde süzülüyor ve sihirbazlar, vampirler, canavarlar, uzaylılar, robotlar hiç beklemediğiniz biçimlerde çıkıyor gölgelerin arasından. Ve Şeytan bile aralarında olabilir. (İthaki Yayınları)

__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Eski 24.05.2021, 02:44   #24
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 25/04/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...



Acı çeken insanların yaşadığı bir dünya
Philip K. Dick’ten Yüksek Şatodaki Adam. İkinci Dünya Savaşı’nı Almanlar ve Japonlar kazansaydı… Eğer Almanlar ve Japonlar, biri batıdan diğeri doğudan ABD’yi işgal etselerdi. Ortaya çıkan, Nazi vahşetinin ve muhafazakâr Japon imparatorluğu şiddetinin hüküm sürdüğü bir kâbus mu olurdu, yoksa bugünküne çok benzeyen, içinde yaşayan, seven, para kazanmaya çalışan, acı çeken insanların yaşadığı bir dünya mı? Yazar, bize böyle bir dünyayı “işgalci” bir Japonun gözünden anlatıyor… (Alfa Yayıncılık)






Kahvaltı sofralarınız için lezzetli tarifler
Nathalie Stoyanof Suda'dan Kahvaltı & Brunch/Beyaz Fırın'ın Tarif Defterinden.
İki asırlık pastane Beyaz Fırın'ın beşinci kuşak temsilcisi Nathalie'den, kahvaltı sofralarınız için lezzetli tarifler…

Beyaz Fırın lezzetleriyle hazırlanan bu kahvaltı kitabında damak tadına hitap eden bolt çeşitli mönüler yer alıyor. İşte bunlardan bazıları: Yumurtalar & Krepler. Poğaçalar, Börekler, Çörekler & Tartlar. Ana Yemekler, Tatlılar, Reçeller & Ekmekler. (Remzi Kitabevi)







İki kadın iki ayrı yol
Elfriede Jelinek'ten Aşık Kadınlar. Feminist şair, oyun yazarı, çevirmen ve romancı, kalabalık korkusu ve sosyal fobisi nedeniyle 2004 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü almaya bizzat gidememiş ama törende gösterilmesi için kaydedilen videoda, nota sehpasından okuduğu konuşmasında “Lisan bazen kazara bulur yolunu ama yoldan çıkmaz” demişti. Yazar, kitabında da anlatacağı hikâyeye hizmet eden özel bir üslup kullanarak kadınlığı ve evlilik kurumunun ekonomik güvenceyle ilişkisini irdeliyor.

Alplerde bir kadın iç çamaşırı fabrikası. Mutluluk peşinde iki kadın işçi. Brigitte ile Paula. İçinde bulundukları ekonomik sınıfı terk ettikleri, eşleri ve çocuklarıyla mutlu mesut yaşadıkları bir gelecek var hayallerinde. Bu hayale ulaşmaksa fabrikadaki çalışma şartları kadar zor. İki kadın, iki ayrı yol. Bir iyi, bir de kötü örnek. (İthaki Yayınları)





Bütün hayvanlar eşittir, ama bazıları daha eşittir
George Orwell'dan Hayvan Çiftliği. Hayatları boyunca köle olarak yaşayan hayvanlar, nihayet kendi kendilerinin efendileri olmaya karar verip isyan bayrağını çekerek insanları alt ederler. Artık düşledikleri dünyayı yaratma şansı onlardadır. Fakat kendi kendilerine yetecekleri adil bir sistem kurma hayalleriyle çıktıkları bu yolda insanların hatalarını tekrarlamaktan ve yozlaşmadan kaçamayacaklardır. Yazar, bu unutulmaz eserinde otoriter ve totaliter rejimlerin tehlikelerini gözler önüne sererek, geçmişteki ve günümüzdeki toplumların işleyiş mekanizmalarını büyük bir ustalıkla eleştirir. (Altın Kitaplar)





Doğanın güzellikleri
Thomas Hegbrook'tan Doğa-Dünyadan Öyküler. Bu sessiz kitapta doğanın güzelliklerini ve mucizelerini keşfedin, bırakın hayal gücünüz her şeyi canlandırsın!

Nefes kesici çizimler, doğumdan ölüme, kıştan sonbahara zamanın akışında çeşitli hayvanların ve böceklerin doğal ortamlarındaki yaşamlarını ve yaşadıkları değişimleri yansıtıyor. (Bilgi Yayınevi)




Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Cemal Süreya'dan Sevda Sözleri. Biliyorum sana giden yollar kapalı. Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni.

Ne kadar yakın ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi. Uyandım uyandım, hep seni düşündüm. Yalnız seni, yalnız senin gözlerini. Kitap yazarın öğrencilik yıllarında başlayan ve ölümüne kadar devam eden şiir hayatında yayımladığı tüm eserlerin yanı sıra, dergilerde ve mektuplarda kalmış, bazısı adsız ve yarım bırakılmış şiirleri de bir araya getiriyor. (Can Yayınları)




Duygu karışıklıkları hayal kırıklıkları
Zeynep Çelik'ten Yaşamadığım Bir Gün. Tuna çukur açmayı seviyor. Toprakla bağı dedesinden geliyor. Çukur açmayı ondan öğreniyor. Önce çiçeklere sonra insanlara.

Bir mezar kazıcı olarak açtığı her çukur içine doğru giden bir kuyuyu daha da derinleştiriyor. Kendisini kazıyor Tuna.

Duygu karışıklıkları hayal kırıklıklarına sürüklüyor. Ama çukur açmayı bırakmıyor. Kişi önce çocukluğunu sonra geleceğini terk ederse kendisi olabilir mi? Yüzeysel bir hayattaki planlı ilişkilerin içinde topluma tutunamazsa varoluşunun anlamını hayatta olmayanlarda bulabilir mi? (Dağhan Külegeç Yayınları)




Hikâyelerde umudun ve aşkla yazmanın izleri var
Bir Tabu Meselesi-Tabu ve Affetmek Temalı Öyküler… “Yazarlar için tabular, her zaman üzerine gidilmesi gereken konular olmuştur. Toplumun sessiz kabulü illa ki doğruyu yansıtmaz. İşte o zaman bir yazara düşen görev, vicdanın sesi olmaktır. Bu kitap da yazarlık okulu katılımcılarımızın çıkardıkları ortak bir ses olarak ayrı bir öneme sahip.” Gülşah Elikbank. “Bu hikâyelerde umudun ve aşkla yazmanın izleri var. Yeni sorular sordurtma heyecanı da… Görmek ve duymak gerekiyor.” Mario Levi. “Tabular, bize düşünmememiz salık verilen mor inekler gibi… İstemsizce meşgul ediyorlar zihnimizi.

Üzerlerine düşünüp bir şeyler yazdığımızda ise onları adeta tasnif edip paketleyerek raflarına koymuşuz misali terk ediyorlar gündemimizi. Affetmek, başkasından çok kendimize yaptığımız bir iyilik… İyileşme sürecimizin bir aşaması. Bu iki temanın harmanlandığı hikâyelerin tadını düşünebiliyor musunuz?” Selda Terek. (Destek Yayınları)


Gelgitlerle dolu bir aşk
Gerhart Hauptmann'dan Sevgili Wanda. Kitap, heykeltıraş Paul Haake ile bir sirk kızı olan Wanda arasındaki gelgitlerle dolu aşkın üzerine kuruludur.

Sanatında emin adımlarla ilerleyen yetenekli heykeltıraş Haake, genç Wanda’ya büyük bir tutkuyla bağlanır. Meslek hayatını riske atmak pahasına; zenginliği, şöhreti ve unvanı elinin tersiyle itip Wanda’nın çalıştığı sirkin peşine takılır, hatta bu uğurda ölümü göze alır. Aşkın Wanda cephesindeyse durum son derece karışıktır. Kitap, sevilip sevilmediğini ömrünün sonuna dek anlayamayan bir adamın, parmaklarıyla soğuk heykeller yontan bir sanatçının, aşkın o beyaz körlüğünün hikâyesi. (Everest Yayınları)



Toprak ilk Akdeniz halklarının kültürel temeliydi
James H. S. McGregor'den Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa-Kriz Çağına Nasıl Geldik? Toprak ilk Akdeniz halklarının kültürel temeliydi; toprağa bağlı ve yakın olduklarını kabul ediyor, doğayı çeşitli şekillerde işlenen kırsal dünya içerisinden kavrıyorlardı. Sahip oldukları bu doğa imgesi, ticaretten sosyal yaşama, dini ritüellerden tarım etkinliklerine kadar hayatın her alanına nüfuz etmişti. Binlerce yıl boyunca insanlık ile ona ev sahipliği yapan toprak arasında keskin bir ayrım yoktu. Doğayla büyük ölçüde uyumlu bir ilişkinin var olduğunu kabul eden yaygın bir uzlaşı vardı. Antik Akdeniz'de geleneksel tarım, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı değildi. Zengindi, karmaşıktı, kendi kendini düzenliyordu ve esnekti. (İş Bankası Kültür Yayınları)



Bir dönemin önemli geleneği
Selçuk Karakılıç'tan Jübile-Edebiyatın Renkli Dünyasına Uzun Bir Seyahat. Bir zamanlar böyle bir şey vardı. Başarının toplu veda töreniydi. Bir gönül borcu ve saygı duruşu olarak kendisine has bir kültür bile yaratmıştı. Herkes alkışlardı jübilesi geleni. Geçmişin takdiriydi aynı zamanda. Seçkin bütün meslek gruplarında düzenlenen, özel merasimlerdendi. Şimdi unutuldu. Bazı şöhretli sporcular için yapılıyor eski sıklıkta olmasa da.

Yazar, özellikle 1930- 1970 arasında esen bu jübile rüzgârının matbuat âlemindeki yansımaları arasında dolaşıyor, çarpıcı haberler içinden devşirdiği ilginç anekdotlarla bir dönemin bu önemli geleneğine ışık tutuyor. Detaylar ve olaylar kadar şahıslar da edebiyat ve kültür tarihimizin unutulmuş bir güzelliğini önümüze seriyor. (Kapı Yayınları)




Flört etme sanatında başarılı olmak için
Adil Yıldırım'dan Flört Etme Sanatı. Flört bir sanattır ve inceliklerini bilirseniz hayatınıza renk katan bir oyun haline gelir. Flört etme sanatında başarılı olmak için birtakım becerilere sahip olmanız gerekir ve o noktaya geldiğinizde bu oyundan en çok keyif alan siz olursunuz.

İlişki koçu ve yazar kitabında Türk toplumunun kadim yarasına dokunuyor. Dünyaca ünlü James Bond filmlerinden örnek flört sahneleri veriyor, sırtlan erkeklerden avcı kadınlara uzanan geniş yelpazeyi anlatıyor ve en gizemli flört taktiklerini ilk defa açıklıyor: Neden flört edemiyoruz? Flörtün altın kuralı nedir? Flörtü kim başlatır?

Flörtün amacı nedir? Flört etme sanatında nasıl başarılı olabilirsiniz? (Karakarga Yayınları)




11 öyküden oluşan kitap
Mihail Afansyeviç Bulgakov'tan Şeytani. Rus edebiyatının en özgün ve sıra dışı ustalarından biri yazar. Eserlerinde fantezi ve gerçeküstücülüğü, gerçekçilik ile bu kadar ustaca bir araya getirebilen başka bir yazar saymak oldukça zordur. Birbirini takip eden 11 öyküden oluşan kitap bunun en güzel örneklerinden. Kibrit Malzemeleri Genel Tedarik Merkezi'nde çalışan Korotkov'un serüveninde Bulgakov, bir yandan bürokratik hantallığı üzerinden Sovyet rejimini eleştirirken diğer yandan her kelimesinde kalemin kılıçtan daha keskin olduğunu ispatlıyor. (Kırmızı Kedi Yayınevi)



Çeşmir köyü amansız kuraklığı
Dursun Akçam'dan Kanlıdere’nin Kurtları. Demirkırat’ın iyice sertleştiği yıllardır; Doğu Anadolu’nun ücra köşesindeki Çeşmir köyü amansız kuraklığın altında ezilmektedir. Bey, kasabadaki partili yandaşlarına sırt dayıyarak köylüye zulüm ederken kesesini de dolduracak kirli oyunlar çevirir. Öte yandan Muhtar, İmam, köyün ileri gelenleri, Bey ile işbirliği içinde olup gidişata izleyici kaldıkları gibi kendi çıkarlarının peşindedir. Yiyecek bulamayan köylü, aynı zamanda vergilerin altında inim inim inlerken köyün delikanlısı Merdan ile arkadaşları, Bey’e başkaldırıp sömürü ve zulüm düzenini yıkmak ister… (Literatür Yayıncılık)



Bilim, günlük hayatımızı değiştiriyor
Daniel H. Pink'ten Augmented – Artırılmış Gerçeklik. “Bilim, günlük hayatımızı radikal bir biçimde değiştiriyor. İnsanlar geleceğe genelde ümitsizlikle bakıyor ancak kitap, geleceğe dair iyimser bir anlayış sunuyor ve bence de imkânlar sonsuz…” Tory Belleci, Mythbusters programının sunucusu. “Geçtiğimiz birkaç on yılda yapılan inovasyonları görmüş biri olarak, değişime neden bu kadar direnildiğini anlayamıyorum. Yazarların bu kitapta tarif ettikleri dünyada, yaşamlarımızı kökten değiştirecek eli kulağında gelişmeler var. Augmented, gerçekten de soluk kesici bir eser.” Nolan Bushnell, Atari'nin kurucusu. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)



Eşitlik prensibine vurgu yapılıyor
Odeabank’tan, ‘Eşit Masallar’ projesine 2 yeni kitap ile devam ediyor. Seriye eklenen “Kurbağa Prens” ile “Pamuk Kalpli Prens ve Yedi Cüceler” kitapları, çocuklarda toplumsal rollerle ilgili eşitlikçi algının yerleşmesini ve kız çocuklarının gelişmesini desteklemeyi hedefliyor. Can Yayınları ve Odeabank iş birliğiyle, psikolog Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk'un içerik danışmanlığında; modern edebiyat yazarları Fadime Uslu ve Hikmet Hükmenoğlu imzasıyla eşitlik prensibine vurgu yapılarak yeniden yorumlanan iki kitabın illüstrasyonlarını Mert Tugen ve Sibel Açıkalın yaptı.




Açık havada farklı şeylerle uğraşmak
Elvin Öven'den Fırat'ın Uzay Problemi. Alp ile Irmak ikiz kardeşler, ikizler ama dış görünüşleri tamamıyla farklı. Fırat teknoloji meraklısı, çok sevdiği bir de kuzeni var: Alp. Onunla bir araya geldiklerinde tabletlerinde oyun oynamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Saatlerce tablet başında kalmaları, gözlerinin başka bir şey görmemesi elbette anne-babalarının hoşuna gitmiyor. Onların biraz da dış dünyayla, insanlarla, doğayla ilgilenmelerini, açık havada farklı şeylerle uğraşmalarını sağlamak için müthiş bir plan hazırlıyorlar. Çocukları alıp tatile çıkıyorlar ama daha deniz kenarındaki köye varır varmaz işleri çıktığı için çocukları orada bırakıp kente dönüyorlar. Köyde kalan üç kafadar ise nasıl bir oyunun içine itildiklerini anlamıyorlar. (Sia Kitap)



Farklı toplumsal yaşantıların dünyası
Ahmet Ümit'ten Başkomser Nevzat 2-Tapınak Fahişeleri. Yazarın polisiye roman ve öykülerinin efsanevi kahramanı Başkomser Nevzat, bizi bu üç çarpıcı macerada, yardımcıları Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep’le beraber İstanbul’un kadim semtlerinden farklı toplumsal yaşantıların dünyasına, insanın aşk ve onurunu korumak için neler yapabileceği ile yüz yüze getiriyor. Ne garip değil mi polis? Ben sahte peygamberlerden medet umdum, satanist kardeşim şeytandan medet. (Yapı Kredi Yayınları)



Ötesi olmayan en yüce yapı
Dante Alighieri'den İlahi Komedya–Cennet. Kitap, Dante’nin Cennet’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür.
Cennet, ilk yedi katı iç içe geçmiş yedi gökten oluşan, on katlı, kâinatın tümünü saran, ötesi olmayan en yüce yapıdır. Maddeden tamamen arıdır. Yalnızca duyularla algılanır, çünkü saf ışığın sarıp sarmaladığı, zaman mefhumunun olmadığı bir dünyadır. Dante’ye Cennet yolculuğunda Araf’ın tepesinde Vergilius’un yerini alan Beatrice eşlik eder. Şair ilk yedi katı geçip de sekizinci ve dokuzuncu katlara geldiğinde bu yolculuk boyunca neden sürekli olarak tarihi şahsiyetleri gördüğünü öğrenir. Bu tanrısal bir sırdır ve ancak ahlak ve erdem sahibi inanlı kimselere bahşedilmiş ruhsal bir taçlandırmadır. (Alfa Yayınları)




Hayal kurmanın hayalini kuralım
Dallas Clayton'dan Harika Hayaller. Çocukluğun rengidir hayaller; sınırsız, koşulsuz, rengârenk, yaratıcı…

Kitap, düşünmek ve düşlemek sahip olduğumuz en değerli şeylerdir diyor. Tüm ümidini ve planlarını evlere, arabalara hatta mobilyalara dönüştürenler onları kaybettiğinde yollarına devam edebilecekler mi acaba? Oysa zihnimiz bize durmaksızın hayal kurmamızı söylüyor. Düşünsenize, onlar asla kaybolmaz, eskimez, bozulmazlar… Haydi, hayal kuralım, hatta hayal kurmanın da hayalini kuralım! Yazar, kitabıyla çocuk dünyasını, hayal kurmanın güzelliğini, farklılıkların değerini ve asla vazgeçmemek gerektiğini sıcacık bir dille anlatırken hepimize müthiş bir evrenin kapısını aralıyor. (Altın Kitaplar)





Dizelerdeki melankolik
Cemal Süreya'dan Sıcak Nal. Ağzı ağzına dolu telefonlardan. Gözleri bozuk paralardan. Saplantılı duvar saatlerinden. İçkilerin giderek küçülmesinden. Belli, iyi şeyler olmayacak. Bu kitaptaki şiirler yazarın güz mevsimine ait. Erken kaybettiği dostları Edip Cansever ve Turgut Uyar’dan söz eden, türbeleri dolaşan ve “Yaşadım, Tanrım” diye hayatının muhasebesini yapan şairin kitaptaki tüm dizelerinde aynı melankolik hava esiyor. (Can Yayınları)



Sevginin ne olduğu, düşündüren bir hikâye
Geraldo Valerio'dan Gölde. Booklist 2019'un En İyi 10 Sessiz Kitabı Listesi'ne giren kitap için bazı yorumlar:
“Her yaştan okuru sevginin ne olduğu, onu kazanmak ve sürdürebilmek için neler gerektiği üzerine düşündüren önemli bir hikâye.” (School Library Journal) “Geraldo, 3 ile 7 yaş arasındaki tüm çocukların keyif alacağı, güzel bir şekilde ifade edilmiş bu yeni eserinde gerçek dostluğun ve sevginin doğasını araştırıyor. Ailelerin kitaplıklarının, kreşlerin, anaokullarının, ilkokulların, kütüphanelerin ve resimli kitap seçkilerinin kıymetli bir parçası olacak.”

(Midwest Book Review) “Empatiyle doğanın kesişiminde sessiz bir başyapıt.” (Let's Talk Picture Books Blog'u) (Bilgi Yayınevi)



İsteklerinin gerçekleşmesi için neler yapıyorsun?
Anette Inselberg'ten Gerçekten İstiyor musun? Rüzgârın yönünü değiştiremezsin ama yelkenini hedefine doğru çevirebilirsin… XSENTIUS. Bir işin olsun istiyorsun.

Bir eşin olsun istiyorsun. Çocuğun olsun istiyorsun. Evin, araban olsun istiyorsun. Dileklerin gerçek olsun istiyorsun.

Tabii ki mutlu olmak istiyorsun. Peki, bütün bu isteklerinin gerçekleşmesi için neler yapıyorsun? Mutsuzluğunu, yoğunluğunu, çaresizliğini ve yalnızlığını bahane ederek bir köşede oturuyor, her birinin sana kendiliğinden gelmesini mi bekliyorsun? Gerçekleşmeyen isteklerin yüzünden kendini daha mutsuz ve daha ümitsiz mi hissediyorsun? Oysa isteklerin öyle büyük ve gerçekleşmesi zor şeyler değil üstelik… Madem öyle neden olmuyor diyorsun değil mi? (Destek Yayınları)



Anlatımıyla dahi sarsıcı
Huşeng Golşiri'den Şehzade İhticab. Yazarın kitabı 1920’lerin İranı’nda, bir taşra kasabasında, virane bir evde yaşamını sürdüren devrik bir şehzadenin yaşamını konu alır. Şehzade İhticab veremden ölmek üzeredir. Atalarının ihtişamlı geçmişi, eski günlerin görkemi ve puslu hatıralarında teselli arar. Hatıraların yetmediği yerde hayal gücüne sarılır. 1974 yılında İranlı yönetmen Behmen Fermenara tarafından filme de uyarlanan Şehzade İhticab, seslerin ve görüntülerin birbirine karıştığı, hatırlamanın yorgunluğundan mustarip bir şehzadenin enkazı.

“Golşiri’nin çizdiği resimden anlam çıkarmak için Farsça ve İran tarihi bilmenize hiç gerek yok… Son zamanlarda okuduğum en rahatsız edici kitaplardan… Anlatımıyla dahi sarsıcı.” Glasgow Herald. (Everest Yayınları)


Döneminin en çok okunan yazarı
Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan Günümüz Türkçesiyle Şıpsevdi – Türk Edebiyatı Klasikleri 55. 1901'de “Alafranga” adıyla tefrika edilirken sansürün hışmına uğrayarak yarım kalan roman, 1909'da Şıpsevdi adıyla yeniden doğar. Hüseyin Rahmi Batı özentisi tiplerin en meşhurlarından birini, Meftun'u yaratmış, üslubundaki yüksek mizahı ve felsefeyi bugünün okuruna tattırmayı bilmiştir. Şıpsevdi zamansız bir eserdir. Yazar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883'te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896'da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur.

Döneminin en çok okunan yazarı olur. (İş Bankası Kültür Yayınları)



Hareme ait bilinmeyen ve saray entrikaları
Suat Derviş'ten Bir Haremağasının Hatıraları. Kitap, 2. Abdülhamit saltanatının son birkaç yılı içerisinde Yıldız Sarayı'nda geçen ve bu dönemi Hayrettin adlı bir haremağasının gözünden tüm ayrıntılarıyla anlatan bir tarihi roman. Ancak yazar sadece hareme ait bilinmeyenleri, saray entrikalarını anlatırken değil, hadım edilen, köleleştirilen bir erkeğin psikolojisini tasvir ederken de ustalığını gösteriyor. Bu romanı okurken Osmanlı sarayının gelmiş geçmiş tüm haremağalarını, bu insanların çocuk yaşta vatanlarından koparılışlarını, âdetini, dilini bilmedikleri bir coğrafyada kuma gömülerek etleri dağlanırken hissettikleri acıyı düşünün. Köle olarak satılığa çıkarılışlarını, hayatları boyunca tüm kaderlerinin bir başkasının iki dudağının arasında oluşunu aklınıza getirin. (İthaki Yayınları)



__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Eski 30.05.2021, 22:06   #25
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 30/05/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...



Güncel ekonomi sorunlara yanıtlar
Asaf Savaş Akat'tan Vitaminli Ekonomiks. Ege Cansen ve Asaf Savaş Akat'ın ekonomiye dair güncel tespitlerini toplayan bu kitap; Cari açık meselesinden büyümeye, kamu borcundan işsizliğe kadar Türkiye ekonomisine dair birçok temel ekonomik kavramı ele alıyor. Enflasyon-faiz sarmalı ile döviz kuruna ilişkin gelişmelere ve Türkiye ekonomisindeki çıkmazlara dair yanıtlara yer veriyor.

Salgın sürecindeki küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkileri ve ekonomi yönetimindeki görev değişimlerinin sonuçları üzerinden tarihi bir döneme tanıklık ediyor. Dr. Barış Esen'in editörlüğünde hazırlanan bu kitaba Asaf Savaş Akat'ın akademik, teorik birikimiyle Ege Cansen'in tecrübeleri ve esprili anlatımı eşlik ediyor. (Remzi Kitabevi)





Azap çekmeyi gerektirmeyen günahlar
Dante Alighieri'den İlahi Komedya – Araf. Kitap, Dante’nin Araf’a yaptığı yolculuğun öyküsüdür. Araf, Cennet ile Cehennem arasında, her katında yedi ölümcül günahı işleyenlerin arınarak Cennet’e gitmek için ıstırap çektikleri yedi katlı bir dağdır. Bu günahlar Cehennem’de azap çekmeyi gerektirmeyen günahlardır ve yukarıya çıkıldıkça çekilen ıstırabın derecesi azalırken, uhrevi arınma bir kerte daha artarak gerçekleşir. Dante’ye bu yolculuğunda Vergilius’un yanında büyük Latin şairi Statius da eşlik eder.

Araf aydınlık bir yerdir ve umudu, pişmanlığı, kefareti ve en önemlisi ise metamorfozu temsil eder. O sebepledir ki Dante sürekli olarak Vergilius’un Metamorfoz’undan alıntılar yaparak eserinin mistik dokusunu lirik ve mitolojik öğelerle besler. Alıntı yaptığı her dize düşülen bir ikilemin açıklamasıdır ve Araf’ın her katında bir muamma vardır.

Çözümü ise analitik bir zekânın edebi dehayla dokuduğu örüntünün altında saklıdır. (Alfa Yayınları)




Heyecan, gizem ve psikolojik gerilim dozunda
Clare Mackintosh'tan Seni Görüyorum. Her gün aynı şeyi yapıyorsun. Nereye gittiğini çok iyi biliyorsun. Ama unutma, bunu bilen sadece sen değilsin. Zoe Walker bir gazetenin ilanlar bölümünde kendi fotoğrafını görünce çok şaşırır ve fotoğrafının nasıl olup da orada yayınlandığını bulmak için araştırmaya başlar. İlanda hiçbir açıklama yoktur; sadece çözünürlüğü düşük bir fotoğraf, bir internet adresi ve bir telefon numarası. Zoe gazeteyi ailesine gösterir, ancak onlar fotoğrafın Zoe’ya benzeyen başka birine ait olduğunu düşünürler. Fakat ertesi gün ilanda başka bir kadının fotoğrafı yayınlanır, ertesi gün ise bir başkasının. Bu bir yanlışlık mıdır? Belki de bir tesadüf?

Yoksa attıkları her adımı izleyen birileri mi vardır? Seni Görüyorum, heyecan, gizem ve psikolojik gerilimin dozunun büyük bir hassasiyetle dengelendiği soluk soluğa bir roman… (Altın Kitaplar)



Sevgi dolu bir masal
Mevisel Yener'den Havlamak İsteyen Köpekbalığı. Havhav adlı bir köpekbalığı yaşıyormuş derin denizlerin birinde.

Adıyla başı dertte. Korkunç geliyormuş herkese. Bakınca görünüşüne, uğramıyorlarmış yanına yöresine. Havhav’ın hayali gerçek olsa… Diğer balıklar onunla oynasa… Çocuk edebiyatımızın usta kalemi yazardan sevgi dolu bir masal. (Bilgi Yayınevi)




Bu fidan onun sırdaşı olacak
Jose Mauro De Vasconcelos'dan Şeker Portakalı. Çevresindeki yoksulluğa hayalleriyle meydan okuyan afacan Zezé, ailesi maddi imkânsızlıklar nedeniyle yeni bir eve taşındığı zaman orada karşılaştığı ilk canlıyı bir şeker portakalı fidanını arkadaş edinmeyi başarır. Bu fidan onun sırdaşı ve yoldaşı olacaktır. Brezilyalı yazarın, “Yirmi yıl içimde taşıdım” dediği ve on iki günde yazdığı kitap, okuyan herkese saflık, şefkat ve acı konusunda dersler vermeye devam eden bir klasik, gençlik edebiyatının yapıtaşlarından biri. (Can Yayınları)




Kadınla erkeğin doğası birbirine hiç benzemez
Esra Ezmeci'den Kadınlar Sıcak Erkekler Soğuk Sever. İlişkilerin doğası karmaşıktır. İnişleri çıkışları vardır.

Kadınla erkek arasında işler her zaman yolunda gitmeyebilir, tıpkı hayat gibi… İlişkiler bazen sıcaktır, içinizi ısıtır, bazen soğuktur ürpertir. Her ilişkinin kendince bir ritmi vardır ve hep değişkendir. Kadınla erkeğin doğası birbirine hiç benzemez. Problem çözme becerileri, yalnızlıkla başa çıkma yolları, ilişkiden beklentileri, iletişim modelleri, cinselliğe bakışları ve motivasyonları çok farklıdır. Bir kadını elde etmenin yolu ondan uzak durmak yerine ona ilgi göstermekken, bir erkeği elde etmek için dozu iyi ayarlanmış mesafelere ihtiyaç vardır. (Destek Yayınları)




Bir yapbozun, acıyan bir ülkenin gerçeği
İrfan Saruhan'dan Herkesin Bir Hikâyesi Vardır! 2020 Everest İlk Roman Ödülü'nü kazanan romanda olaylar 1980 yılı mayıs ayının üç gününde geçmesine karşın 80'li yılların panoraması tüm siyah beyaz renkleriyle ve karmaşasıyla gözler önüne seriliyor. Yazar, İstanbul genelevi ile Sinop Kapalı Cezaevi'nde özgürlükleri kısıtlanmış insanları dönüşümlü olarak anlatırken onların hikâyelerini de bir kesişme noktasına doğru, her adımda tempoyu artırarak yaklaştırıyor. Ustalıkla kurgulanmış karakterlerin son derece canlı ve doğal çizildiği romanda Güzelce ve Artiz’in zor aşkına, Şükrü Efendi ile Bilal’in baba-oğul ilişkisine, Ali’nin, Binnaz’ın ve Hamza’nın birbirinden çetin hayatlarına şahit olacaksınız. Kitap, tamamlanamayacağı bilinen bir yapbozun, acıyan bir ülkenin gerçeği. (Everest Yayınları)




Biyologların bilimsel başarıları ve yaşam öyküleri
Ioan James'tan Büyük Biyologlar Ray’den Hamilton’a – Bilim 5. Oxford Üniversitesi matematik profesörlüğünden emekli olan Ioan James bu önemli çalışmasında, günümüzden 400 yıl geriye uzanarak otuz sekiz büyük biyoloğun biyografilerini kaleme alıyor. Kitap, biyologların bilimsel başarılarının yanı sıra her biri oldukça merak uyandırıcı yaşam öyküleri üzerinde de titizlikle duruyor.

Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, biyolojinin yıllar içinde hangi toplumsal koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuluyor. Bilimsel ve biyolojik teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları modern gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.
(İş Bankası Kültür Yayınları)




Bir efsanenin eşsiz biyografisi
Andrew Downie'den Doktor Socrates – Futbolcu Filizof Efsane. Sócrates her zaman farklı biriydi. Ortalamanın çok üzerinde, nadir görülen bir zekâya sahipti, bu özelliğiyle hem oldukça özveri gerektiren bir bölümde okudu ve doktor olarak çalıştı hem de futbolun en önemli isimlerinden biri oldu. Saha dışında ise benzeri yoktu.

Siyaset ve toplumsal davalarda tarihte onun kadar öne çıkan bir futbolcu hiç olmadı. Corinthians Demokrasisi adını verdiği projesiyle malzemecisinden başkanına herkesin eşit söz sahibi olduğu bir yönetim biçimi sunmuştu kulübüne. Brezilya o dönemde diktayla yönetilirken Sócrates'in attığı her adım tam manasıyla devrimciydi. Sócrates'in ailesi, yakın çevresi ve eski takım arkadaşlarıyla yapılan röportajların çekirdeğini oluşturduğu kitap, bedeli ne olursa olsun her zaman inandıklarının arkasında duran bir efsanenin eşsiz biyografisi. (İthaki Yayınları)



Bazen olaylar içinden çıkılamaz bir hale geliyor
Hamdi Akyol'dan Kurt Gölgesi. 1968 yılının soğuk kış günlerinde, görevi Bulgaristan’daki gizli askeri tesisleri belirleyip fotoğraflarını çekmek olan bir Türk casusu…

Kahramanımızın, kendisinden istendiği gibi sessizce hareket etmesi, varlığını kimseye sezdirmemesi gerekiyor ama gelişen kimi olaylar onu silahlı çarpışmaların, cinayetlerin, polis soruşturmalarının tam ortasına atıyor. O hem görevini yerine getirmeli hem de karşılaştığı bu beklenmedik olaylardan bir şekilde sıyrılmalı. Öte yandan bütün bu olayların aktörleri, yakın tarihin derinliklerine kadar uzanan bir bağ ile birbirine bağlı. Okur, romanda sadece bir casusluk savaşını değil, romandaki karakterlerin bulundukları noktaya nasıl geldiklerini anlatan geçmiş hikâyelerini de okuyor; bazen olaylar içinden çıkılamaz bir hale geliyor, bazen çözülüyor. (Kapı Yayınları)




Dayanma gücü veren aşk öyküsü
Dursun Akçam'dan Ucu Ucuna Yaşam. Yurtdışına çıkmak zorunda kalan bir aydının iç çatışmasını, sürgündeki yalnızlığını ve yabancılaşmasını, ülkede kalan yakınlarının faşizm koşullarındaki güç durumunu okuruz.

Öte yandan, tüm güçlüklerin yanı sıra dayanma gücü veren bir aşk öyküsü de romanın eksentemasıdır. Tek sözcük Sevgi ile sesleniyorum sana. Pekiştirme sıfatları cılız kalır bendeki sevgi yanında, Sevgi'nin sevgisi uzun. İşin oyanı, sonraya kalsın! Ben burada yalnız sevgi ve sevda üstünde dolaşmak istiyorum. Bir yaban ülkede beni sevgiye, sevdaya götüren etkenler var doğal ki. İçinde yaşadığımız çağdaş uygarlık, bir yanıyla kuru, çorak ve katı bir acımasızlık içinde. Sözde insan için yaratılmış bu uygarlık, insanı insan eden kimi değerleri de gözünü kırpmadan öğütmektedir. (…) (Literatür Yayıncılık)




Stresle başa çıkmanın yolu
Ulrich Sollmann'dan Beden Yönetimi. Elinizdeki kitap stresle başa çıkmanın yolu olan biyoenerjetiği konu alıyor.

Biyoenerjetik sayesinde bedensel hislerimiz ile eylemlerimiz arasında gerçekleşen etkileşim anlaşılır hale gelir. Kişisel stres profili, bireyi stresle başa çıkmanın çözümünü aramaya iter. Bireyin çözüm olarak gittiği yol ise bireyin iç dünyası hakkında birtakım ipuçları sunar. Kitapta stres yaratan faktörlerin nedenleri ve bunların nasıl dönüştürüleceği yazar tarafından inceden inceye hazırlanmış bir eğitim konsepti ve somut egzersiz yönergeleri ile gösteriliyor. Bu şekilde hepimiz sükûnet dolu bir günlük yaşamın kapılarını aralayabiliriz. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)





Yaşadığımız değişimi anlatmaya çalışıyor
Alessandro Baricco'dan The Game – Oyun. Yazar, 21. yüzyılın dijital koşullarını, bugün yaşadığımız muazzam değişimi haritalamaya ve bize anlatmaya çalışıyor: 20. yüzyılın yıkımlarına şahit olanların torunlarının yarattığı, dünyadaki hemen her şeyin maddesellikten arınıp bilgi olarak başka bir dünyaya aktarıldığı, elimizdeki cihazlarla ulaşıp çifte dünyada yaşamaya başladığımız andan sonra en sıradan kişinin bile hiper insana dönüştüğü bir devrim bu.

Baricco korkularımızın izini sürüp, bize olup biteni açıkladıkça, biz de kum saatinin darboğazından geçip yeni dünyayı kabullenip kucaklayabiliriz. “Baricco, The Game ile 21. yüzyılda insanın başarısı üzerine bahis oynuyor. Tezleri oldukça cesur ve parlak. Açık açık tartışılmayı hak ediyor.” La Repubblica. (Sia Kitap)




Ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi
Dante Alighieri'den İlahi Komedya–Cehennem. Kitap, Dante’nin Cehennem’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür.

Cehennem, iç içe geçmiş ve gittikçe daralan dokuz sarmal daireden oluşmaktadır. Bu dairelerde, günahkârlıklarıyla nam salmış olan pek çok tarihi kişiliğin yanı sıra, sıradan insanların çektikleri azap görülmemiş bir gerçeklikle, Dante’den önce örneğine rastlanmamış alegorik bir dille betimlenirken, aynı zamanda ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi gözler önüne serilir. Özellikle ünlü Latin şairi Vergilius’un rehberliğinde ve ölüler diyarının kayıkçısı Kharon’un kılavuzluğunda yeraltı ırmağı Akheron’un kapkara sularında yapılan, bütün kutsal metinlerde bahsi geçen ama asla tam olarak tarif edilmemiş olan yolculuk çoğu eleştirmence edebiyat tarihinin en etkileyici tasviri ve sınırsız bir hayal gücünün insanlığa sunduğu en yetkin edebi armağan olarak kabul edilir. (Alfa Yayınları)




Karakolda günlerce masumiyetini haykırır
Melih Esen Cengiz'den Bir Kadın Bir Cinayet. 1977 Mayıs’ı… İstanbul kâbuslar içinde bir cehennemden diğerine geçmektedir. 1 Mayıs katliamı sonrası şehir gençlerin ölümleriyle sarsılırken Kralların Treni Orient Ekspress tarihinde son defa Sirkeci Garı’na gelir. İki gün sonra bir Orient Ekspress yolcusu Gülhane Parkı’nda ölü bulunurken bir başka yolcu, yaşlı Alman kadın Gisela cinayet zanlısı olarak Sultanahmet Karakolu’nda gözaltına alınır. İttihat ve Terakki’nin güçlü önderi Talat Paşa’nın eski konağı olan karakolda günlerce masumiyetini haykırır Gisela. Onun mu acısı ve pişmanlığı büyüktür, kuruntu ve düşlerin sık sık yokladığı komiser Attila’nın mı yoksa gencecik bedenlerle dolup taşan morgun müdürü Taylan’ın mı? (Altın Kitaplar)



Tek bir şey düşünüyor milyoner olmak!
Charlotte Habersack'tan Sakın Açma Yapışır! Nemo'ya gelen gizemli paketin üzerinde Sakın Açma! yazıyordur.

Ama Nemo elbette paketi açar… Nemo'nun kapısının önünde yeni bir paket vardır. Paketi açar açmaz Nemo'yla arkadaşları şunları görürler: 1. İçinde hemencecik gıdıklanı veren, yeşil renkli ve konuşan bir slime vardır. 2. Dışarıda yağmur –hem de vıcık vıcık bir yağmur!– yağmaya başlamıştır. 3. Eğer Cıvıkçık'ın slime'ını cildinize sürerseniz mucizevi şeyler olur… Çok geçmeden Nemo'yla Fred artık tek bir şey düşünmektedir: Cıvıkçık'ın yardımıyla milyoner olmak! Ama o zaman Cıvıkçık evine nasıl dönebilir ki? (Bilgi Yayınevi)




Genç bir şairin ilk kitabı
Cemal Süreya'dan Üvercinka. Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek. İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar.

Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar. Zaten bizi her gün sabahtan akşama kurşuna diziyorlar. Bütün kara parçalarında. Afrika dahil. Üvercinka, Türkiye’de modern şiirin ifadesine yeni bir soluk getirecek olan genç bir şairin 1958 tarihli ilk kitabı; İkinci Yeni’nin kırılma noktalarından biri. (Can Yayınları)




Genç bir kızın içine düştüğü bir yolculuk
Fikret Yıldırım'dan Kendine Yabancılaşan İnsan. Herkes kendi yarattığı hapishanenin anahtarı elinde yaşar.

Kalabalıkların içinde yalnız, kendi hayatına yabancı, olan biten her şeyden huzursuz bir insan için zamanla her şeyi unutmaya başlamak, belki de bir lütuftu aslında… Gittikçe hafızasını kaybeden yaşlı bir adamla, aralarındaki derin yalnızlığı aşk sanan genç bir kızın içine düştüğü bir yolculuk, toplumun dayattığı düşünce ve inanç biçimleri yüzünden kocaman bir yalnızlığa ve yabancılaşmaya dönüşür giderek. (Destek Yayınları)



Değerlerini unutabilecek insanların panoraması
Gulam Hüseyin Saedi'den Korku ve Titreme. Yazar bütünü gözeterek parça parça kurduğu, birbirini doğrusal akışla takip eden öykülerden oluşturduğu bir roman.

Yabancılaşmanın o soğuk ateşi ve hurafelerin katlanılması güç yaptırımları yer yer tüyler ürpertirken karakterlerin basit ve gündelik kaygıları da bir o kadar tebessüm ettiriyor. Saedi'nin metne mesafesi, duygu durumları ortadan kaldırması ve roman kişilerini okurlarla tanıştırırken diyalogları araç olarak kullanması romanı bir belgeselin atmosferine sürüklüyor. Kitap, geçimini denizle ve balık avlayarak sağlayan köylülerin, yoksullukla ve açlıkla sınandığında her türlü kötülüğü, gaddarlığı yapabilecek, değerlerini kolayca unutabilecek insanların panoramasını çiziyor. (Everest Yayınları)




Nasırlaşmış önyargıları sorgulayan bir proje
Zafer Toprak'tan Cumhuriyet ve Antropoloji. Kitap, Tanzimat sonrası yüz yılı kapsayan bir bilim tarihi. 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen bilimsel ve kültürel devrimin geri planında yer alan birikime odaklanıyor. Tarihçilerce katastrofik ve karanlık bir evre diye nitelenen iki dünya savaşı arası dönem, Türkiye’nin kendi yeni insanını inşa ettiği yıllar oldu. Çağdaş bilim ve eğitim anlayışının temelleri uluslaşmanın ilk evrelerine özgü romantik özlemlerle 1930’lu yıllarda atıldı. Harf devrimi ertesi 1928-1938 evresi bilim anlayışında milat sayıldı. İlköğretimden yükseköğretime antropolojik verilerle yüklü bir geçmiş vurgulandı. Süreç tarih, coğrafya, dilbilim, mantık, jeoloji, biyoloji başta olmak üzere geniş bir bilim yelpazesini kuşattı. Kültür devrimi ise Anadolu insanı üzerine Batı’daki nasırlaşmış önyargıları sorgulayan bir projeye dönüştü. (İş Bankası Kültür Yayınları)




Distopya edebiyatının en önemli klasikleri
Kara Dörtleme: Biz – Cesur Yeni Dünya-1984 Fahrenheit 451. Distopya edebiyatının en önemli klasikleri bu setle bir araya geliyor. Zamyatin’in Tek Devlet’çi Biz’i, Huxley’nin mutluluğu zorunlu tutan Cesur Yeni Dünya’sı, Orwell’in totaliter 1984’ü ve Bradbury’nin kitap yakılan anlatısı Fahrenheit 451’i bu yeni setle birlikte distopyanın kare asını tamamlıyor. (İthaki Yayınları)




Şaşırtıcı gerçek açığa çıkıyor
Jean-Claude Schmitt'ten Doğum Gününün İcadı. Doğum gününü ne zamandan beri kutluyoruz? Bu çalışma, uzun süre yanıtsız bırakılan bu soruya yanıt verirken şaşırtıcı bir gerçeği açığa çıkarıyor: Bugün kutladığımız şekliyle doğum günü doğrusu çok yeni bir buluş. Gelgelelim oluşumu uzun bir süreye yayılıyor. Yazar, Goethe'nin 1802'de kutladığı 53. yaş günü kutlamasını varış noktası olarak kabul ederken, çapasını geçmişe doğru fırlattığında çok ilginç bir yapıtla karşılaşıyor: 16. yüzyılın başında, bir ticaret şirketinin maliye müdürü olan Augsburglu burjuva Matthäus Schwarz'ın 23. doğum gününden itibaren tutmaya başladığı resimli Kıyafetname. (Kırmızı Kedi Yayınları)




İçimde karışık bir duygu
Dursun Akçam'dan Ölü Ekmeği. Açlıktan ölmemek için ot yemek zorunda kalan çocuklar, kadınlar… İçimde karışık bir duygu. İyi olurdu Ali'nin ölmesi, ben de istiyordum!

Başsağlığına gelen komşular ekmek getirirlerdi, yumuşak yumuşak buğday ekmeği! Bir yutuşta inerdi boğazımdan aşağı. Pişi de getirirlerdi, ortası delik kırmızı pişiler.

Fatmanın kızı Güsi görürdü, ona hiçbir lokma vermeyecektim, inadına gözünün önünde yiyecektim! O da bana vermemişti. Anası öldüğü zaman onlara da pişi getirmişlerdi. Güsi pişiyi eline alarak çöplüğün başına çıkmıştı, sevincinden hopur hopur oynuyordu, Anam öldü bize pişi getirdiler! diyor, bize inat olsun diye gözümüzün önünde yiyordu. (Literatür Yayıncılık)




Nörobilim, medya psikolojisi
Christophe Morin'den Beyindeki İkna Kodu. Bilim insanları, akademisyenler ve araştırmacılar bugüne dek ikna başlığında sayısız teori geliştirdi. Ancak dikkat çekemeyen, insanları harekete geçiremeyen, tüketiciyi motive edemeyen reklam kampanyalarına hâlâ büyük kaynaklar harcanıyor. Yazar ve Patrick Renvoise, elinizdeki kitapta nörobilim, medya psikolojisi ve davranış ekonomisi alanlarındaki en yeni araştırmalara dayalı ilk kapsamlı ikna modelini sunuyor. Nobel ödüllü iktisatçılar Daniel Kahneman ve Richard Thaler'in açtığı yolda ilerleyen yazarlar, insanlara verdiğimiz mesajların ikna sürecinde hâkim rol oynayan ilkel beyne ulaşması gerektiğini ortaya koyuyor. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)




Kendim için yazmak zorundayım
Harold Pinter'dan Seçme Oyunlar. “Eğer dünyaya söyleyecek bir şeyiniz varsa, o halde oyununuzu sadece birkaç bin kişinin izleyebilecek olması sizi üzer. Öyleyse başka bir şey yapmalısınız. Bir din öğretmeni olmalısınız, ya da belki bir siyasetçi. Fakat eğer dünyaya belli bir mesajı doğrudan ve açık seçik biçimde vermek istemiyorsanız, sadece yazmaya devam edersiniz ve bu size pekâlâ yeter.

Birinin sırf benim oyunlarımı izlemek için kalkıp gelmesi beni hep şaşırttı, çünkü o oyunları yazmak çok öznel bir işti.

Kendi yararıma yazdım ve yazmaya da devam ediyorum; bir başkasının gelip dahil olması tamamen bir tesadüf. İlk ve son olarak, en başından beri, yazıyorum çünkü yazmak istediğim, yazmak zorunda olduğum bir şey var. Kendim için.” Harold Pinter. (Kırmızı Kedi Yayınları)




Hiç dinmeyen New York tutkusu
Henry James'dan Bir Başyapıtın Öyküsü. 19. yüzyıl Amerikan edebiyatının en seçkin yazarlarından, uzun yıllar Avrupa'nın çeşitli kentlerinde yaşamış, sonra İngiliz uyruğuna geçmiş olmasına karşın, çocukluk ve ilk gençlik çağlarının geçtiği New York kentini her zaman belleğinde ve yapıtlarında yaşatmıştır. Sunduğumuz dört öyküsü de, James'in hiç dinmeyen New York tutkusuyla doludur. New York, Henry James'in bambaşka duygularla dile getirdiği bir kenttir. Bu duyguların en baskını da öfkedir.

Çocukluğunu geçirdiği kenti yok eden ve elinden alan ticaretin ve maddeci yaşam tarzının gelişimine duyulan öfke. Yalnızca güzelliklerin ve anılarda yaşayan bildik dünyanın yok edilmesine değil, aynı zamanda bir yaşam tarzının altüst edilmesine duyulan öfke. (Can Yayınları)



__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Eski 17.06.2021, 19:25   #26
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 6/06/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...



İstanbul’un vebadan kavrulduğu zamanlar
Necva G. Esen'den Karanlık Zamanlar – Vebanın Gölgesindeki İstanbul. Tekinsiz bir malikânede yaşamakta olan tuhaf bir hekim, İstanbul’un korkutucu sokaklarında kol gezen hastalıkla mücadele etmektedir.

Hekimin on bir yaşındaki kızı Dilara, annesinin doğum sırasında ölmesi nedeniyle hem babası hem de hiç sevgi görmediği halası tarafından sürekli dışlanmaktadır. Annesi hakkında konuşmak Dilara ve malikânedekiler için âdeta bir tabudur. Küçük kızın tek dostu, biricik kedisi Aristo’dur.

Babasının katı kurallarına daima uyum gösteren Dilara’nın bir kez olsun aklının köşesinden bu kurallara karşı koymak geçmemiştir. Fakat bir gün annesiyle ilgili sır perdesi hiç ummadığı bir şekilde aralanır. Dilara bunun üzerine tüm kuralları unutup gerçeğin peşine düşer. Artık geri dönüş yoktur… (Altın Kitaplar)




Hegel'in genel spekülatif felsefesi
Martin Heidegger'den Hegel’in Tinin Fenomenolojisi. Yazarın 1930/31 akademik yılı güz döneminde Freiburg Üniversitesi'nde verdiği Hegel'in Tinin Fenomenolojisi dersi, Hegel'in ölümünün 100'üncü yıl dönümüne denk gelmişti. Bu çeviri ise Hegel'in doğumunun 250'nci yıl dönümü vesilesiyle yayınlanıyor. Yazarın burada uyguladığı yorumlama yöntemi sayesinde, Hegel'in genel olarak spekülatif felsefesi, özel olarak kitabındaki diyalektik yöntemi berrak biçimde ortaya konulmuştur. (Alfa Yayıncılık)




Hem lezzetli beslen, hem de bolca kilo ver
Hürriyet Turnalı'dan Mutfaktaki Mucize. Kitapta okuyacağınız bu iki hikâyenin kahramanı olan iki kadın; yaşadıkları sarsıcı deneyimler sonucunda kendi bedenleriyle yüzleşerek hayatlarının dizginlerini ellerine alıp, en olmaz denilecek noktalarda mucize bir başarıya erişip kendilerine ikinci bir şans verdiler. Çokça motivasyonla birlikte sağlık yaşam önerileri, metabolizmanı hızlandırarak kalıcı bir şekilde kilo kaybetmene yardımcı olacak diyet listeleri, kilo kaybederken vücudunu güçlendirip şekillendirecek egzersiz önerileri, bağışıklığını güçlendirecek beslenme önerileri ve hem sofrana hem ruhuna renk katacak onlarca lezzetli tarife ulaşabileceğin harika bir kaynak artık seninle. Mutlu olmak artık senin ellerinde, sen yeter ki iste. (Az Kitap)




Yakın tarihimizin en büyük eğitim atılımı
MUustafa Gazalcı'dan 21 Köy Enstitüsü – Çınarlar Anlatıyor. Türkiye'de eğitim niteliksiz, fırsat ve olanak eşitliğinin uzağında sürdürülürken, yoksunluklarla boğuşan köy çocuklarını birer eğitim meşalesine dönüştüren Köy Enstitüleri, yakın tarihimizin en büyük eğitim atılımı olarak her geçen gün daha da parıldıyor. Köy Enstitüleri üzerine uzun yıllardır araştırmalarını sürdüren eğitimci Mustafa Gazalcı, 81. yıldönümünde 21 Köy Enstitüsünün tarihçesini, sistemin can alıcı yanlarını, enstitülerden çıkan 81 çınarın anlattıklarıyla sonsuzluğa taşıyor. Çınarların tanıklığıyla Köy Enstitülerine yönelik karalamalar bir bir çürüyor, bu aydınlanmacı eğitim devrimini karartanların amaçları su yüzüne çıkıyor. (Bilgi Yayınevi)




Yabancı dil öğrenmenin ideal yaş aralığı var mıdır?
Prof. Dr. Cem Balçıkanlı'dan 50 Soruda Dil Öğrenme. Yazar dil öğrenme ve öğretme deneyimlerini kuramsal bilgilerle harmanlayarak merak edilen pek çok soruya yanıt veriyor.

Dil öğrenme/öğretmeyi isteyen herkese olduğu kadar çocuğunun dil öğrenmesini arzulayan anne babalara da rehberlik edecek kitapta ele alınan kimi sorular şöyle:

Çocuklar en fazla kaç dili aynı anda edinebilir? Bir yabancı dil öğrenildikten sonra yeni bir dil daha mı kolay öğrenilir?

Yabancı dil öğrenmenin ideal yaş aralığı var mıdır? Günümüzde kullanılan en etkili dil öğretim yöntemi hangisidir? “Anlıyorum ama konuşamıyorum” söylemi doğru mudur? Yabancı dil öğrenirken Türkçe düşünmek ne demektir? (Bilim ve Gelecek)




Atatürk'ün hayatını pullarla anlatmak
Pullarla Atatürk: Hayatı ve Mücadelesi (1881-1938). Posta pulları bugün kimimiz için geçmişte kalmış silik bir anı, kimimiz için, “Bir zamanlar mektup yazardık” diye biraz da hüzünle hatırladığımız bir nostalji kimimiz için de çok değerli koleksiyon parçalarıdır…

Tarihçiler ve devletler içinse pullar, kültürel ve toplumsal anlamları olan, değerli, tarihî belgelerdir. Bu küçük ama değerli basılı kâğıtlar, sadece mektupları yerine ulaştırmakla kalmazlar; aynı zamanda, dönemin siyasal, sosyal ve kültürel işaretlerini de üzerlerinde taşırlar. Bu kitap, pulların bu özelliğinden yararlanarak, Atatürk'ün hayatını bir de pullarla anlatma çalışmasıdır. Çalışmada Osmanlı dönemi (1863-1919), ara dönem (1920-1922) ve Cumhuriyet döneminde (1923- 2020) basılan yüzlerce posta pulundan yararlanıldı. (Can Yayınları)



Savaş mağduru asi çocuklar üzgündü
Onur Ataç'tan On İki Öfkeli Sanatçıyla Dadaizm. “Temiz fikirleriniz olsun istiyorsanız, onları gömlekleriniz kadar sık değiştirin.” -Francis Picabia. Hayal kırıklığı içinde on iki öfkeli sanatçı… On iki Dadaist! Yaşadıkları dünyaya, savaşa, topluma, yokluğa, sanata ve çaresizliğe tepkililer.

Tanık oldukları hatta kendilerinin de katılmak zorunda kaldıkları dünya savaşlarının sadece mal ve can kaybına yol açmadığını, geride kalanlar üzerinde de büyük ekonomik ve ruhsal yıkımlara neden olduğunu görüp yaşayan on iki anarşist… Savaş mağduru bu asi çocuklar, yaşananlardan dolayı kırgındılar, üzgündüler. Yeteneklerini büyük bir öfkeyle sergilemek için bir araya gelmeye karar verdiler sonunda. (Genç Destek)




Aşka dair büyük bir hesaplaşma
Aslı Perker'den Ayrılığın İlk Günü. Hemen her kadının hayatına pranga gibi bir aşk girmiştir; biri, o bir adam, bir türlü çıkmaz hayatınızdan. Çıkaramazsınız. Size eziyet eder, sizi hırpalar, sevmez, aldatır, kandırır, bütün benliğinizi altüst eder, ama onu yine de gönderemezsiniz.

Gözlerinden anlarsınız yalanlarını, susarsınız, sırf bitmesin diye. Ama bir gün gelir, emin olursunuz: Sizi sevmiyor, sizinle oynuyor. Başka kadınların yatağından çıkıp sizinkine giriyor. Onun sevmemesi bir yana, artık siz de sevmezsiniz kendinizi. Gitsin o zaman. Bırakın, gitsin. Çok sevmiş her kadın gibi bu kitabın başkahramanını da zor bir gün bekliyor. Tutkuyla bağlandığı, yıkıcı bir ilişkiden kendi isteğiyle, dün ayrıldı. Her ânı kalp ağrıları ve sert dalgalarla dolu, kazasız belasız atlatılması gereken yirmi dört saat var önünde. Nereden baksanız sıra dışı bir yirmi dört saat… İçsesinin rehberliğinde büyük bir macerayı göğüsleyecek; kalbinin derinliklerine, geçmişine, kadınlığına ve yalnızlık korkusuna doğru, tehlikeli bir yolculuk. Aşka dair büyük bir hesaplaşma. (Epsilon Yayınevi)




Karmaşık aile ilişkileri
Zeynep Göğüş'ten Yok Çünkü Telafisi. Brüksel bitpazarında bir tezgâhta, üzerinde saksı izi olan, cilasız, eski bir sehpa. Gazeteci Murat Bora’nın hayatı, satın aldığı bu mobilyanın Abülhamit’in yaptığı bir tıraş sehpası olduğunu öğrenmesiyle değişir. Vaktiyle Pera’da müzayedeye çıkmış bu kıymetli eser nasıl olup da Brüksel’e gelmiş, bitpazarına düşmüştür? Sehpanın hikâyesini araştırmaya başlayan Murat, kendini bir keşif serüveninin içinde bulur: Tarihin karanlığına gömülmüş karmaşık aile ilişkileri, polisiye bir vaka, bizzat kendi geçmişi ve sonunda tutkulu bir aşk! (Everest Yayınları)




Zekâ ve cesaret dolu bir macera

Doris Pilkington'ten Çit. Çocuk yaştaki Molly, Gracie ve Daisy, 1931 yılında Avustralya Hükümeti'nin asimilasyon politikası gereği beyazlara hizmetkâr olarak yetiştirilmek üzere bir merkeze götürülür. Bu yarı melez Aborijin teyze çocukları gördükleri karşısında dehşete kapılır: kurtlu yemekler, asma kilitler, parmaklıklı pencereler, sert ve soğuk yataklar… Ailelerinden koparılarak getirildikleri Moore Nehri Yerli Yerleşiminden, en küçüğü sekiz yaşında olan Molly, Gracie ve Daisy dokuz hafta süren bir yolculukla, ülkeyi kuzeyden güneye bölen iki bin kilometrelik çit boyunca yalınayak yürüyerek ailelerine kavuşurlar… “Zekâ ve cesaret dolu bir macera. Bu yolculuğa katılmak demek Avustralyalıların ruhundaki yaraları görmek demek.” Tony Stephens, Age. (Flamingo Yayınları)




Eğitim, beynin anlama gücünü yükseltme sanatıdır
Dr. Bilge Pirondini, Uzm. Eğitimci Sema Topçular, Uzm. Pedagog Funda Kocaarslan'dan Düşünme Yıldızları/ Holistik Eğitim Metodu. Eğitim, beynin idrak ve anlama gücünü yükseltme sanatıdır. Beyin dediğimiz cevher holografik bir yapıda işlediği için bizler de eğitimi bu yapıyla uyumlu holografik bir sistemle kurgulamak durumundayız. Kitap böyle bir sistem sunuyor ve kurduğu alt yapıyla çocuk beynini çocuk ruhuyla uyumlu bütünsel düşünmeye hazırlıyor. (Gar Yayınları)








Edebiyatımızın anı biriktiricisi
Salim Şengil'den Anılarda Kalan Portreler. Sabahattin Ali, Sadri Ertem gibi büyüklerine ilk öyküsünü beğendiren ve CHP’nin açtığı yarışmada birinciliği kazanan öyküsünün yine aynı parti tarafından “sosyalist” olarak görülüp Falih Rıfkı Atay ve Reşat Nuri Güntekin’in soruşturmasıyla “aklandığı” bir öykücü. Seçilmiş Hikâyeler Dergisi ve ardından Dost dergisiyle yayımcıya dönüşen bir öykücü. Edebiyatımızın pek çok isminin ilk yayımcısı, parasızlıktan kıvranan edebiyatçıların telif kapısı. İlhan Berk’ten Can Yücel’e, Mehmed Kemal’den Suphi Taşhan’a, Hasan Hüseyin Korkmazgil’den Yılmaz Güney’e, Memduh Şevket Esendal’dan Sait Faik’e edebiyatımızın anı biriktiricisi.

Anıların biriktiği Üç Nal, Karpiç, Şükran gibi lokantaların, Kürdün, Lefter’in meyhanelerinin, Piknik gibi edebiyat mekânlarının anlatıcısı. (h2o Kitap)




Sihir ve heyecan dolu bir macera
Pınar Göçer'den Göbeklitepe Perileri. Periler dünyasındaki güç savaşları devam ediyor! Bolivya'da yaşayan kötü kalpli Bulut Peri ve kızı Eva, yalnızca peri liderlerinin kullanabildiği beş yüz yıllık ömür tozunun peşindedir. Amaçlarına ulaşmak için büyüledikleri Gülizar Peri, farkında olmadan kendini Göbeklitepe'de bulur.

Göbeklitepe Perilerinin Gülizar Peri'den bir isteği vardır: Diğer peri dostlarının ve anne-babasının yardımıyla Gülizar Peri'nin, beş yüz yıllık peri tozunu, Bulut Peri'den önce bulması gerekmektedir. Efsanelere konu olmuş Göbeklitepe, Nemrut Dağı, Balıklıgöl gibi pek çok önemli tarihi yapının etrafında şekillenen, sihir ve heyecan dolu bir macera… (İthaki Çocuk)




Yaşamı yeniden keşfetmeye koyulur
Paolo Cognetti'den Bıldırcın Karı-Dağ Günlükleri. Şehirdeki yaşam iyiden iyiye bunaltıcı gelince İtalyan Alpleri'ne kaçmaya karar veren yazar, on yıllık bir aranın ardından döndüğü dağ evi sayesinde yaşamı yeniden keşfetmeye koyulur. Hiçliğin ortasında edinilen dostlar, yabani yaşam, durmaksızın yağan kar ve yalnızlığın kesif sessizliği… Kitap, yazarın lirik anlatımıyla doğanın gücünü, sürekli sorgulayan bir aklın gerekliliğini ve insan ruhunun direncini kısacık bir kitapta anıtlaştırıyor. Tıpkı ona ismini veren kar türü gibi, yalnızca birkaç saat sürse de olanca gücüyle bastırıp mevsimi değiştirmeye yetiyor. (Kafka Kitap)




Fantastik edebiyatın en önemli yapıtı
Jan Potocki'den Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması. Hayat hikâyesi romanlarla yarışabilecek, para basma makinesinin mucidi, Jan Potocki'nin 1815'teki intiharından önce tamamladığı tek romanı. Önce unutulmaya terk edilen, ancak yıllar sonra (1958'de) yeniden keşfedilen roman, o gün bugündür fantastik edebiyatın en önemli yapıtları arasında yer alıyor. Onurlu, soylu, sözüne sadık Alphonse von Worden'in yaşamından on dört günün anlatıldığı romanda; deyim yerindeyse kahramanını ölümcül bir labirentin içinde dolaştırıp duruyor yazar. Bunu yaparken, Kabalist öğretilerden Doğu metinlerine, şövalye anlatılarından ‘binbir gece masalları'na pek çok unsuru harmanlayarak erken modern bir romana imza atıyor. (Kırmızı Kedi Yayınevi)




Bir derleme ve araştırma kitabı
Müslüm Abacıoğlu'ndan Evliyalar, Enbiyalar ve Şanlıurfa. Yazarımız bu derleme ve araştırma kitabı ile; Şanlıurfa'da doğmuş, yaşamış, adı geçmiş Peygamberlerin kısaca hayatlarını ve İslâmiyet'in başlangıcından yakın zamana gelinceye kadar, muhtelif asırlarda ve değişik coğrafî bölgelerde, bilhassa bugünkü Anadolu topraklarında yaşayan ilim, irfân, ahlâk ve fazîlet sâhibi âlim ve velîler ile Harrân’da yetişen evliyânın büyüklerinden, âriflerin ileri gelenlerinden Hayât bin Kays bin Kahhâl bin Sultan El-Ensârî El-Harrânî Hazretlerini de anlatmaya çalışmıştır. Bu kitabı bölgesinde çıkarılmış diğer kitaplardan faklı kılan yazarın Şanlıurfa'da gazetecilik mesleğini yıllarca icra etmesi nedeni ile görsellerin kendi fotoğrafladığı doğal görüntüler olmasıdır. (Suçek Medya Yayınları)




Fikirlerini etkili iletmek isteyenler için
Alan Barker'den Etkili İletişim: Doğru Bağlantılar Kurmak, İkna Etmek ve Anlaşılmak için Stratejiler. 2017'de ABD'de yapılan bir anket, iletişim eksikliğinin işyerinde gerginliği artırmanın ve moral bozmanın yanı sıra, projelerin ertelenmesi ve satışların azalması gibi sonuçlara da yol açtığını ortaya çıkarmıştır. Zaman zaman iletmek istediğiniz mesaj anlaşılmıyormuş gibi mi hissediyorsunuz? Anlatmak istediklerinizi aktarırken önemli detaylar dikkatten kaçıyor mu? Gerginliklerin hiç gereksiz yere tırmandığı oldu mu? Peki ya birkaç basit beceri iş hayatınızı kökten değiştirebilseydi? “Fikirlerini daha etkili bir şekilde iletmek isteyenler için önemli bir rehber.” – Midwest Book Review. (Nova Kitap)




Topraklanma mucizesi
Clinton Ober'den Topraklanma – Doğadan Gelen Şifa. Giderek yaygınlaşan modern dünya hastalıklarının nedeni olarak kabul edilen kronik iltihaplanmanın çözümü ve ihtiyacımız olan şifa kaynağı, dünya var olduğundan beri bizimleydi desek ne düşünürsünüz? Çığır açan araştırmalar, bilimsel veriler ve gerçek hayattan referanslarla dolu, daha önce hiç anlatılmamış bu hikâye, küresel çapta bir sağlık devrimi yaratma potansiyeli taşıyor. Yazar kitabında toprak ile yeniden bağ kurmanın önemini hatırlayacak ve topraklanma mucizesinin insanları nasıl iyileştirdiğine tanıklık edeceksiniz. (Omega Yayınları)




Galata ticaret ve finans dünyasının merkezi oldu
Turan Akıncı'dan Galata/ İstanbul'un 700 Yıllık Kara Kutusu. İstanbul'un kadim semtlerinden biri olan Galata, Bizans İmparatoru tarafından 1267 yılında Cenevizlilere tahsis edildi. Galata'nın bu özel konumu İstanbul'un fethinden sonra da devam etti. Fatih Sultan Mehmet, fethin hemen ertesi günü 1 Haziran 1453'te bir ahitname ile Galata'nın özerkliğini tanımış oldu. “Magnifica Comunita di Pera” adlı bu oluşum 350 yıl devam etti. Çeşitli dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu bölge, aynı zamanda ticaret ve finans dünyasının da merkezi oldu. Fetihten tam 400 yıl sonra Osmanlı yönetiminin borçlanma ihtiyacı duymasıyla birlikte Galata bankerleri devreye girdi. Borçlanmalar Galata Dersaadet Tahvil Borsası üzerinden yapıldı. Bu durum Osmanlı devletinin 1875 yılında borçlarını ödeyemeyip iflas etmesine kadar sürdü. (Remzi Kitabevi)




Antik Yunan felsefesi üzerine
Francis Macdonald Cornford'tan Bilgeliğin Başlangıcı – Eski Yunanda Felsefi Düşüncenin Kökleri. Antik Yunan felsefesi üzerine yapılmış pek çok çalışma, yazılmış pek çok kitap ve makale bulunur, ancak bütün bunların belki de tek bir ortak noktası vardır:

Hepsinde mutlaka yazarın ismi geçer, çünkü onun kitaplarını okumadan Antik Yunan felsefesini bütüncül ve sağlıklı olarak yorumlamak mümkün değildir. Önemli bir Platon çevirmeni ve yorumcusu olarak Cornford'un çalışmaları hâlâ son derece saygı gören eserlerdir. Eski Yunan tarihinde felsefenin doğuşu konusundaki iki önemli eseri Dinden Felsefeye ve Bilgeliğin Başlangıcı'nın literatürdeki etkisi hâlâ son derece güçlüdür. (Say Yayınları)



Cinayetin çözülmesi için farklı bir bakış açısı gerekiyordu
Selim Yenel'den Uzaklardaki Cinayet. Siores adlı gezegende birini öldürmek ve işlenen cinayetten paçayı sıyırmak imkansızdır, bu yüzden bir değil iki cinayet işlendiğinde durum daha da karmaşık hale gelmiştir. Elinde hiçbir ipucu olmayan Güvenlik Kurulu cinayetleri araştırmak için bir acil durum toplantı yapmaya karar verdi. Ancak cinayetin çözülmesi için farklı bir bakış açısı gerekiyordu, yani başka bir gezegenden bir dedektif getirilmesi… Remi Strand, dünyadaki en iyi dedektiflerden biridir ve üç yüzyıldır kimsenin öldürülmediği gezegendeki gizemi çözmek için bir iş teklifi alır. Remi davayı kabul edince, farklı bir gezegene doğru bir yolculuğa çıkması gerekir… Remi, ardında hiç iz bırakmamış bir katilin peşine düşer. (Siyah Beyaz Yayınları)




Bağımsızlığına kavuşan Moldova'nın tarihi
Ender Arat'tan Moldova – Gagauziya Anıları. Emekli Büyükelçi Ender Arat'ın, Moldova'da Türkiye'nin ilk temsilciliğini açma anılarını yazdığı bu kitapta özellikle şu noktalar vurgulanmaktadır: 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşan Moldova'nın tarihi… Türk soyundan gelen ve asırlardır bu topraklarda yaşayan Gagauzlar'ın nasıl keşfedildiği…

Uzun süre unutulduktan sonra nasıl kucaklaşıldığı ve çeşitli zorluklara rağmen, Türkiye'nin barışcı politikası sonucu, Gagauzların kan dökülmeden nasıl özerklik kazandıkları… (Tarihçi Kitabevi)




Büyük salgınların tıbbi ve sosyal tarihi
Frank M. Snowden'den Salgınlar ve Toplum: Kara Ölüm’den Günümüze. Kara Ölüm’den bugüne kitlesel salgınların toplumu nasıl şekillendirdiğini inceleyen yazar, açık bir üslupla, hastalıkların tıp bilimini ve halk sağlığını etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda sanatı, dini, entelektüel tarihi ve savaşı da dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Büyük salgınların tıbbi ve sosyal tarihinin multidisipliner ve karşılaştırmalı bir incelemesi olan kitap, tıbbi tedavinin evrimi, veba literatürü, yoksulluk, çevre ve kitlesel histeri gibi temalara değiniyor. Yazar, çiçek hastalığı, kolera ve tüberküloz gibi hastalıklar hakkında tarihsel bir perspektif sağlamanın yanı sıra, HIV/AIDS, SARS, Ebola ve Covid-19 gibi salgınların sonuçlarını ve dünyanın gelecek nesil hastalıklara hazır olup olmadığı sorusuna yanıt arıyor. (Tellekt Yayınları)




Uzak ihtimallerin yakınlığı üzerine, bir hikâye
Selja Ahava'dan Gökten Düşen Şeyler. Gökten düşen bir buz bloğu küçük Saara’nın annesinin canına mal olur.

Bir kadın art arda iki kez piyango ikramiyesini kazanır.
Bir adama beş kez yıldırım çarpar. Bütün bunların bir insanın başına gelme olasılığı nedir ki şu hayatta? İşte tam da bu nedenle hayatları altüst olan bu insanlar, kaderleriyle yüzleşmenin bir yolunu bulmak adına bu rastgele olaylar için bir açıklama arıyorlar. Bu kitap, mümkün imkânsızlıkların ve uzak ihtimallerin yakınlığı üzerine, hayata dair bir hikâye; zaman, sevginin gücü ve değişimin kaçınılmazlığı üzerine uzun soluklu bir düşünce.

Finlandiya’nın en sevilen yazarlarından yazarın Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü sahibi romanı Gökten Düşen Şeyler, dünyanın dört bir yanında okurların kalplerine dokunuyor. (Timaş Yayınları)




Haşimoto tetikleyicilerine uyarlanmış gıdalar
Izabella Wentz'ten Haşimoto Protokolü. Bugün 35 milyondan fazla Amerikalı, tiroid bezini etkileyen ve vücudun kendi hücrelerine saldırmasına neden olan otoimmün hastalık Haşimoto'dan mustariptir. Günümüzde bu sayı bütün dünyada misliyle artmış durumdadır. Kronik öksürük, asit reflü, IBS, alerjiler, kronik ağrı, saç dökülmesi, beyin sisi ve unutkanlık gibi semptomları hafifletmek için hastalara genellikle çok sayıda yaşamı değiştiren yan etkileri olan sentetik hormonlar reçete edilir.

Ama daha iyi bir yol var! 27 yaşında Haşimoto teşhisi konulan yazar hastalığın etkilerini, ilacın değerini ve sınırlamalarını iyi tanır. İlk adım, yemek, yiyecekleri ve kaçınılması gereken enflamatuar yiyecekleri karaciğeri desteklemek için takviyeler konusunda tavsiyelerde bulunmayı ve adrenal kurtarma planını içeren iki haftalık bir detoksifikasyon. Daha sonra okuyucular, kitapta yer alan kendi kendilerine uygulayabilecekleri testlerle vücutlarının benzersiz haşimoto tetikleyicilerine uyarlanmış gıdalar, takviyeler ve diğer yaşam tarzı müdahalaler ile kişiselleştirilmiş bir plan oluştururlar. (Totem Yayınları)





Artık biçim veren benim
Katrine Engberg'ten Kiracı-Kopenhag Serisi 1. Beni kâbus fabrikasının battaniyesine sarınmış insanlar biçimlendirdi. Yokluklarıyla biçimlendirdiler beni. Ama artık biçim veren benim. Ben, bıçakçı. Hikâyeyi ben yazıyorum. Kendi hikâyemi. Genç bir kadının kendi dairesinde vahşice öldürüldüğü ortaya çıktığında, davaya Kopenhag polis dedektifleri Jeppe Kørner ve Anette Werner atanır. Dedektifler, kurban Julie ile içkiye biraz fazla düşkün olan ve sanatçı arkadaşlarıyla partiler düzenleyen ev sahibesi Esther arasında bir bağlantı kurar. Esther aynı zamanda roman yazarı olmaya çalışmaktadır ve Julie, henüz bitmemiş kitabında bir cinayet kurbanı olarak ortaya çıktığında, kurgu ile gerçek hayat arasındaki bağlantı daha tehlikeli hale gelir. (The Roman)


__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Eski 17.06.2021, 19:37   #27
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 13/06/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...



Ana kızın yaşamı özlemle sürer
Gülten Dayıoğlu'ndan Fadiş. Yıkılmış bir yuvadan arta kalan Fadiş, Analı babalı bir yuvası olmadığından, çeşitli köy, kasaba ve kentlerde akrabalardan oluşan değişik ailelerin yanında yaşamak zorundadır. Tek dayanağı annesi Cemile'dir ama baba onu ikide bir kaçırıp annesinden uzaklaştırır. Anne, kızının izine düşer onu bulur. Ancak geçim için çalışmak zorunda olduğundan, Fadiş'i aylık yollamak koşuluyla yakınlarına bırakır. Ana kızın yaşamı özlemle sürer. Bir türlü bir araya gelemezler. Fadiş'in duygu yüklü yaşam serüveni, öylesine renkli, öylesine ilginç ve sürükleyicidir ki! Yediden yetmişe, bu kitapta, herkes kendinden bir şey bulmaktadır. (Altın Kitaplar)




İnsan olmanın sorumluluğu
Nazan Öncel'den Yarınsız Yarın. Elinizde tuttuğunuz bu kitap İzmirli sanatçının ilk yazarlık denemesidir. Mizah ve edebiyat dergilerinde çok sayıda makale ve denemeleri yayınlanmış olan yazar öğretmen bir anne ve memur bir babanın kızıdır. Kendine özgü diliyle ve ustalıkla yazdığı hikâyelerini müziğe taşıyarak hikâye anlatan şarkı yazarlığı geleneğinin ilk kadın temsilcisi olmuştur. İnsan olmanın sorumluluğuyla toplumun yaralarına işaret ederken “Edebiyatta olduğu gibi şarkılar da her şeyi söylemelidir” diyen sanatçı New Port Üniversitesi Davranış Bilimleri mezunudur, Sokak Kızı olarak da nam salmış olup pek çok ödülün sahibidir. (Everest Yayınları)




Şeytanlığın hüküm sürdüğü topraklar
Kiran Millwood Hargrave'den Kadınlar Adası. 24 Aralık 1617. Norveç’in en kuzeydoğusunda bir ada, Vardø. Denize açılmış kırk adam, duyanların büyüyle çağrıldığını düşündüğü bir fırtınada yaşamını yitirir, geride ise kadınların hâkimiyetinde bir topluluk kalır. Yirmi yaşında, genç bir kadın olan Maren de bu felakette babasını ve kardeşini kaybeder. Üç yıl sonra, tehlikeli bir figür gösterir kendini: Kuzey adalarında cadı olarak hüküm giyenleri yakarak idam eden Vekil Absalom Cornet. Yanında da, otoritesini hem zorlayan hem de ondan korkan genç eşi Ursa. Absalom burayı Tanrı’nın dokunmadığı ve korkunç bir şeytaniliğin hüküm sürdüğü topraklar olarak görür. (İthaki Yayınları)




Bastırılmış duygulardan kaçış
Stanislaw Lem'den Gelecekbilim Kongresi. Hocasını kıramayıp Kosta Rika’daki Gelecekbilim Kongresine katılan talihsiz astronot Ijon Tichy, hiç beklemediği olayların ortasında kalacak ve kendini 2039 yılında bulacaktır.

Herkesin lüks içinde, son derece mutlu yaşadığı bu gelecekte ters giden bir şeyler olduğunu kahramanımız çok geçmeden fark edecektir. Bilim kurgunun usta kalemi yazar özgün ve mizahi bir dille, nüfus artışından kimyasal silahlara, bastırılmış duygulardan kaçış sendromuna değin pek çok konuyu irdeliyor ve karşımıza felsefeyle mizahın, bilim kurguyla psikolojinin kol kola gezdiği bir başyapıt çıkıyor. (Alfa Yayınları)




Niyet etmekte inanç vardır
Vedat Delek'ten Niyet Ettim. Niyet etmek sevgiye, aşka, iyiliğe, güzelliğe, başarmaya; her şeyin başıdır niyet etmek. Bu kitapta sizlere niyet etmenin gücünü ve önemini anlatıyorum. Yaşamın en büyük gücü niyet etmekten geçer.

Niyet ediyorum, bu kitabı okuyanın hayatının değişmesine. Niyet ediyorum, bu kitabı okuyanın şifalanmasına. Niyet etmekte güç vardır. Niyet etmekte inanç vardır. Gücünün ve inancının farkına varmak istiyorsan bu kitabı okumaya niyet et. (Az Kitap)




Boy gösteren güzeller güzeli kız gerçek mi?
Koray Avcı Çakman'dan Oyundasın – Oyunda Kal 2. Okulun silik ve sönük genci Asım’ın yaptığı “Bakben” adlı bilgisayar karakteri bir anda herkesin ilgi odağı olmayı başarmıştı. Ancak Şeker Holdingin hırslı patronu, Bakben uygulamasının üzerine konuverdi. Üstelik artık sanal değil, kanlı canlı ve yakışıklı bir Bakben vardı karşımızda… Asım, “Neler oluyor?” diyemeden bir de İzleben çıktı ortaya! Bakben’in başına gelen İzleben’in de başına gelecek mi? “Ben İzleben’im!” diye etrafta boy gösteren güzeller güzeli kız gerçek İzleben mi? (Altın Kitaplar)




Ağacını korumak için el ele tutuşanlar
Burak Kaya'dan Altın Madeni. Bu kitapta Aslı Sinman Kutluay’ın rengarenk resimleri eşliğinde toprağını, suyunu, ağacını korumak için el ele tutuşanların öyküsünü okuyacaksınız. (Bilgi Yayınevi)




Tarihsel ve modern roman
J.M.G. Le Clézio'dan Çöl. Zamanın dışında, insanların tarihinin dışında kalmış bir ülkeydi burası, belki de dünya kurulduğunda diğer ülkelerden ayrı düşmüş, hiçbir şeyin doğup ölemediği bir ülke. Yıl 1909. Ergenlik çağındaki Nur ve onun Mavi Adamlar olarak bilinen savaşçı halkı, Fransız sömürge askerleri tarafından yurdundan edilir, böylece kendilerine yeni bir yurt bulma umuduyla kuzeye doğru yola düşerler. Bu yaşananlardan uzun zaman sonra, Mavi Adamların soyundan gelen güzel Lalla ise Fas'ta bir gecekondu mahallesinde hayatını sürdürürken, kendisini çok daha büyük zorlukların beklediği Fransa'ya kaçmak zorunda kalır. Kitap, insanın ilkel benliğini, cinsel kimliğini irdeleyen, kolonyal ve post-kolonyal dönemlerde aynı coğrafyada geçen iki ayrı hikâyeyle örülmüş, çok katmanlı, poetik, tarihsel ve modern bir roman. (Can Yayınları)




Hayatta kalmak için yeni bir bakış açısı lazım
Onur Ataç'tan Yedi Özgürlükçüyle Kübizm. “Gerçek zaten vardır, yalanı icat etmek gerekir.” -Georges Braque. Fotoğraf makineleri, ses kayıt cihazları, telefonlar, otomobiller, uçaklar ve bilumum icatlar peyda oldu, mertlik bozuldu. Ressamların olanı olduğu gibi resmetmelerinin hiçbir anlamı kalmadı. Fotoğraf makinelerini aşmaları gerekiyordu artık. Böylece ne oldu? Müjdeler olsun kübizm doğdu! Hareketin başını çeken Pablo Picasso, geleceğin fotoğrafçılığı ve videografisi arasında kalan ressamlara eğer hayatta kalmak istiyorlarsa resmin yeniden icat edilmesi gerektiğini söyledi. Artık yeni bir bakış açısı lazımdı hayatta kalmak için. (Genç Destek)




Tarihi romandan beklenecek her şey var
Maurice Druon'dan Demir Kral – Lanetli Krallar 1. ‘‘Gerçek Taht Oyunları nasıl olurdu diye düşünüyorsanız, yanıtı Lanetli Krallar.'' – George R. R. Martin. “Lanetli Krallar'da bir tarihi romandan beklenecek her şey var: Demir krallar ve boğdurulan kraliçeler, savaşlar ve ihanetler, yalan ve şehvet, kandırmaca, hanedanların rekabeti, Tapınak Şövalyeleri'nin gizemi, doğumda değiştirilen bebekler, kılıç ve günah, büyük bir hanedanın çöküşü; üstelik tamamına yakını doğrudan kronikler ve tarih sayfalarından alınma. Emin olun, Capet ve Plantagenet'lerin, Stark'lar ve Lannister'lardan geri kalır yanı yok. Bana göre Maurice Druon, Alexandre Dumas'dan sonra Fransa'dan çıkan en büyük tarihi romancı.” (Epsilon Yayınevi)




İlerlemeye ve gelişime inanırlar
Gustave Flaubert'tan Makbul Fikirler Lügatı. Bouvard ve Pécuchet, 1838 senesinin sıcak bir yaz günü, Paris’te, Saint-Martin Kanalı’nın kenarında aynı banka otururlar. Şapkalarının içine isimlerini yazmışlardır, ikisi de memur ve kırk yedi yaşındadır, biri dul diğeriyse hiç evlenmemiştir, bütün gün yazıyla, kopya etmeyle meşgul olmaktadırlar. İşlerinden bıkmışlardır; maddi imkânsızlıklar ve zaman darlığı sebebiyle istediklerini yapamamaktan yakınmaktadırlar. Benzerlikleriyle beraber farklı yönleri ve eksiklikleriyle birbirlerine yaklaşırlar, yakın arkadaş olurlar. Bouvard’ın amcası zannettiği babasının ölümü üzerine yüklü bir mirasa konarlar ve asıl maceraları burada başlar. Bir çiftlik satın alır ve yeni hayatlarına başlarlar. Bouvard ve Pécuchet tam manasıyla Aydınlanma Devri insanlarıdır; gelişime ve ilerlemeye inanırlar, teknik onlar için çok önemlidir, kitaplardan her şeyi öğrenebilirler ve yazarlar onlara her zaman doğru yolu gösterir. (Everest Yayınları)





Kalbinizin nasıl attığını göreceğiniz bir yolculuk
Nikki Stamp'ten Kırık Bir Kalp Öldürür Mü? “Dr. Nikki Stamp branşına öylesine âşık ki, şu muhteşem ama hâlâ gizem dolu organ: insan kalbi.” Dr. Michael Mosley. “Hazırlanın! Kalbinizin nasıl attığını ve her bir atışın ne kadar paha biçilmez olduğunu göreceğiniz bir yolculuğa çıkıyoruz.” Oyuncu Debbie Reynolds, sevgili kızı Carrie Fisher’dan bir gün sonra öldüğünde, tüm dünya bu durumu “kalp kırıklığı” olarak tanımladı. Peki, bu romantik teşhisin gerçekle ilgisi var mı? Duygusal yıkım kalbi etkiler mi? Ya da aşk ve mutluluk gerçekten kalp sorunlarımızı iyileştirebilir mi? Kalp ve akciğer cerrahı yazar, daha küçük bir çocukken kalbe âşık oldu ve işleyişinden etkilendi. (Flamingo Yayınları)




Hayatın dönüm noktası
Michel Houellebecq'ten İtaat – İthaki Modern. Fransa’nın önde gelen ve hem demeçleri hem de eserleriyle pek çok tartışma yaratan yazarlarından, Prix Goncourt ve Prix Novembre gibi saygıdeğer ödüllerin sahibi yazarın bu yeni romanı 7 Ocak 2015 tarihinde yayımlandı. Aynı gün Charlie Hebdo mizah dergisine El-Kaide tarafından yapılan saldırıda on iki kişi hayatını kaybetti, on bir kişiyse yaralandı. Yazarın romanı kimilerince İslamofobik bir provokasyon olmakla itham edildi, yazar da dönemin Fransız Başbakanı Valles tarafından bile eleştirildi. 2022 yılında Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Müslüman Kardeşler’in adayı Mohammed Ben Abbes galip gelir. Ülke süratle şeriat yönetimine geçerken, J. K. Huysmans uzmanı, hayata dair heyecanını kaybetmiş akademisyen François’nın da karşısına büyük bir fırsat çıkar. Bunu değerlendirip değerlendirmemekse hayatının dönüm noktası olacaktır. (İthaki Yayınları)




İnsanlara artık inanmıyordu
Duygularını Pişiren Kadın: Man. Bana hamile kalıp dünyaya getiren birinci annemin kafasında delik vardı. Beni bir sebze bahçesinde bamyaların arasından toplamış olan ikinci anneminse inancında bir delik vardı. İnsanlara artık inanmıyordu, özellikle de konuşurlarken. İlk adımlarımı atmama tanık olan üçüncü annemse Maman'dı, benim Maman'ım. O sabah dünyaya yeniden kucak açma isteği duyup odasının o güne değin kapalı kalan pencere kanatlarını aralamış. Uzaktan, sıcak gün ışığının içinde beni görmüş, böylece onun kızı olmuşum. İsminin anlamı, dünyaya geliş öyküsüyle birlikte düşünüldüğünde tuhaf bir ironi yaratan Mãn (Vietnamcada “tüm arzuları gerçekleşmiş” demektir), tam üç anneye sahiptir: İlki, savaş zamanı onu bir tarlada doğurup bırakan genç bir kız, ikincisi onu bamya tarlasında bulup daha sonra yeniden terk eden bir rahibe, sonuncuysa hayatta kalmak ve çocuğunu korumak için gönülsüzce bir casusa dönüşen Maman. (Kafka Kitap)



Savrulanların çığlığı
Yılmaz Gruda'dan Sımayıl ile Razıya. Bugün yerinde yeller esen “ah güzel İstanbul”un, 81 ili bünyesinde barındıran bir kenar mahallesinde yaşanan, dillere destan bir sevdanın romanı. Üstelik sosyolojik bir alan araştırmasıyla iç içe… Gel de Gör mahallesinin işporta kasetçisi Sımayıl ve onun yangını güzeller güzeli Razıya. Meşhur aşk hikâyelerinin rengârenk bir gecekondu versiyonu… “Kerem benim, Aslı ben. Bu beton sarmalı sahrada. Bir büyük çığlığım ben. Savrulanların çığlığı! Sen nerdesin? Nerdesin sen?” (Kırmızı Kedi Yayınları)




İki saniyede beynimizde neler oluyor?

Malcolm Gladwell'den Blink- Düşünmeden Düşünebilmenin Gücü. Bir çiftin tartışmasına kulak misafiri olup ilişkilerinin geleceğine dair bir fikre kapıldığınız oldu mu hiç? Maç izlerken bir pasın gol olup olmayacağını anladığınız bir an… Ya da yaptığınız bir iş görüşmesinin ardından işe alınacağınızı düşündüğünüz halde yanıldığınız bir durum… Elinizdeki kitap, gündelik hayatımızın en küçük bileşenleriyle ilgileniyor: Ne zaman yeni biriyle tanışsak, karmaşık bir durumla yüz yüze gelsek veya güç bir adım atmak zorunda kalsak birdenbire ortaya çıkan anlık izlenimlerin ve kararların içeriğiyle. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)





Latincenin felsefe dili olarak gelişmesi
Cicero’dan Dost Kazanma ve Dost Kalma Sanatı – Antikçağ Bilgelerinden Öğütler. Romalı hukukçu, hatip, devlet adamı ve filozof Marcus Tullius Cicero, Roma Cumhuriyeti'nin sendelediği, Julius Caesar'ın yükselişini, diktatörlüğünü ve ölümünü gördüğü heyecanlı bir dönemde yaşadı. Siyasetin bu heyecanı, gerginliği, karmaşası ve entrikaları siyasi konuşmaları ve yazışmalarında açıkça görülen Cicero, Yunan düşüncesinin daha sonraki dönemlere aktarılmasında büyük rol oynayan, önemli bir tarihi figürdür. Cicero sadece döneminin siyasi ortamını iletmekle kalmadı, bilgi teorisi açısından kesinliğe bağlanmak yerine olasılıkların peşinden giden etik alanında dogmatik bir tavır sergileyip Stoacılar ve Sokrates'i takip ederek Latincenin felsefe dili olarak gelişmesine önemli katkılarda da bulundu. (Say Yayınları)





Bloksuzlar-Bağlantısızlar Hareketi
Cüneyt Akalın'dan Asya’nın Işığı Pandit Cevahirlal Nehru. İngiliz sömürgeciliğini yenilgiye uğratan Nehru, bu doğrultuda tarihin akışını değiştiren, büyük bir kültürel miras temelinde yükselen bir toplumun çağdaşlaşmasına önayak olan büyük devrimcidir; Batı ile Doğu'yu bir araya getiren kişidir; aradaki köprüleri inşa eden mimardır.
Nehru, Asya'da ulus-devlet çağını açanlardandır. 1950'lerde dünya çapında yükselen dalganın başına geçti, dünya hakimiyeti peşinde koşan büyük devletlere karşı “Bloksuzlar-Bağlantısızlar Hareketi”ni kurarak uluslararası barışı ve güvenliği pekiştirdi. (Tarihçi Kitabevi)






Umudu da unutmayan bir yapıt
Victoria Williamson'dan Kelebek Zihinli Çocuk. Jamie’nin tek dileği normal olmak. Fakat dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ona beyninde kelebekler uçuşurmuş gibi hissettiriyor. Elin’in tek dileğiyse mükemmel olmak. Ancak o zaman ailesinin yeniden bir araya geleceğine inanıyor. Jamie ve Elin’in hayatları ummadıkları bir anda ve beklemedikleri bir yerde kesiştiğinde ikisinin de hayatı baştan aşağı değişiyor ve sürpriz sonlu bir masala dönüşüyor. Belki normal ya da mükemmel diye bir şey yoktur ve belki de mutlu sonlar farklı şekillerde de olur. “Acı veren bir gerçeklikle yazılan fakat umudu da unutmayan bir yapıt.” – Kirkus Starred Review. (Genç Timaş)





Yeni düşünceler ve fikirler
Pinchas Lapide'den Tanrı Arayışı ve Anlam Sorunu. Viktor E. Frankl, ardında çok geniş kapsamlı bir külliyat bıraktı. Kitap, basılmış diğer kitapların arasında yer almıyor çünkü 2004 Mayıs'ında orijinal el yazması ve eserle ilgili ses kayıtları Frankl'ın özel arşivi kayıt altına alınırken keşfedildi. Viktor Frankl'ın, Viyana'daki evinde Yahudi ilahiyatçı yazar ile yaptığı birkaç saatlik söyleşi sonunda ortaya çıkan kitap, yazarın bıraktığında prova baskıları yapılmış olarak bulundu. Kitapta ise durum farklı. Burada, birbirlerine sadece kendi görüş açılarını anlatmakla kalmayan, ayrıca uzun yollar kat ederek birlikte yeni düşünceler ve fikirler geliştiren ve bunları hem özel hem de entelektüel dostluğun yarattığı güvenli bir ortamda tartışmaya açan iki araştırmacı buluşuyor. (Totem Yayınları)





Halkın ne düşündüğünü açıkça anlatmak
Elsa Sophia von Kamphoevener'den Kervansaray Ateşlerinin Başında. “Unutulmaması gereken başka bir şey, Türkiye'de bir masalcının eleştiri yapabilen ve bunun için yargılanmayan tek insan olduğudur. Bir masalcı masal anlatırken, halkın içinde olan ama kimsenin dile getiremediği şeylerden bahsederdi. Bir sultana, vezire, değersiz zenginlere ve tüm zayıflıkları barındıran güçsüzlere halkın ne düşündüğünü açıkça anlatmaktan çekinmezdi. Güç sahibi insanların, masalcılardan korkmaları ve halk isyanlarında hepsini barış olana kadar bir yere kapatmaları bundan kaynaklanırdı.” (Alfa Yayınları)





Atatürk'ü ve Kurtuluş Savaşı'nı anlatıyor
Tolga Aydoğan'dan Bağımsızlık Yolu. Yazar çocuklar ve gençler için sürükleyici bir roman tarzında kaleme aldığı bu kitapta, Çanakkale Savaşı'ndan itibaren Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Kurtuluş Savaşı'nı tüm önemli dönüm noktalarıyla, adım adım anlatıyor. Bu kitapla çocuklar ve gençler, tarihimizi temposu hiç düşmeyen bir roman akıcılığında heyecanla okurken aynı zamanda tümü belgelere dayanan, kaynak kitaplarla desteklenen, fotoğraf ve çizimlerle zenginleştirilen bilgilerle Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Kurtuluş Savaşı tarihini doğru öğrenmiş olacaklar. (Bilgi Yayınevi)




Güneş herkes için parlamıyor mu?
J.M.G. Le Clézio'dan Göçmen Yıldız. Nazi kıyımından kurtulmuş olan Esther, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından annesiyle birlikte yeni yurduna, İsrail'e kavuşmak için yollara düşer. İsrail'in kuruluşuyla kendi topraklarında bir yurtsuza dönüşen Nejma ise Filistin kamplarındaki yaşamın dehşetini yaşayıp oradan kaçar. Görünüşte farklı fakat özünde bir olan bu iki genç kızın yolu, Yahudilerin ve Arapların acı dolu tarihinde bir şekilde kesişecektir. Bir dünya vatandaşı olarak nitelenebilecek yazar kitabında modern dünyanın saldırıları karşısındaki bireylerin hayatlarını anlatırken politik bir yoruma girişip herhangi bir ahlak dersi vermeye çalışmaksızın, coğrafi sınırları ve mevcut medeniyetleri aşan, insan sevgisiyle dolu bir roman ortaya koyuyor. (Can Yayınları)




Hayat; kendisini alt edenindir
Gürgen Öz'den Kötü Bir Gün. “İnsanlar, en çirkin gerçeği bilmenin bile güzel olduğunu anlamak istemezler… Hayat; kendisini alt edenindir…” Yazarın kaleme aldığı bu çok katmanlı Kafkaesk novella, insan psikolojisinin karanlık dehlizlerine inme cesareti gösteren nefes kesici bir kurgu… Baba oğul ilişkisi, geçmişin sırları, sınıf çatışması, otorite ve güç savaşları, yalanlar, gerçekler, yüzleşilemeyenler ve içsel özgürlük arayışının gölgesinde oynanan, üstelik gerilim dozu giderek artan bir körebe oyunu… Kötü bir gün geçirdiğini düşünenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Çünkü çok daha kötü günler de var. (Destek Yayınları)




Erkekliğe dair konuşulamayanlar

Saadettin Eskiçorapçı'dan Konuşulmayan Erkeklik. Erkekler doktora gitmekten ve dertlerini anlatmaktan çekiniyor. Çekinmeyin beyler, konuşun! Yazar, üroloji ve üroonkoloji hekimliği alanında edindiği deneyimi ve tedavi sürecinde hastalarının nasıl hissettiğine dair izlenimlerini bir araya getirerek erkekliğe dair konuşulamayan sorunlara çözüm önerileri getiriyor. Erkeklik nedir? Neden herkesin kendine göre bir erkeklik algısı var? Kadınlar sorunlarını anlatmakta daha rahat ve çözüm odaklıyken erkekler konuşmaktan ve çözüm aramaktan neden kaçıyor? Erkeğin görevleri ve işlevleri mi var? Yoksa erkek biyolojik bir mekanizma mı? Prostat probleminiz mi var? Peki, prostatın ne olduğunu gerçekten biliyor musunuz?

Yüzünüzde gözlerinizin, burnunuzun ve ağzınızın olduğunu biliyorsunuz. Ya cinsel organlarınızın adlarını sayabilir misiniz? Erkeklerde beden algısı her şey midir? Andropoz nedir? Andropoz ve menopoz arasında ne gibi farklar var? (Epsilon Yayınevi)





Öykücülüğümüze dair bütünlük
Kenan Hulusi Koray'dan Yarasa Bir Kıza Aşık Oldu. Bizim Hikâye, Osmanlı'dan günümüze edebiyatımızda öykünün izini süren, öykücülüğümüzü var etmiş, geliştirmiş yazarların eserleri arasından en güzellerini, en başarılılarını, en önemlilerini belirli bir tematik bütünlük gözeterek ortaya koyan, 1850'lerden 1950'lere kadar bir asırlık öykücülüğümüzün verimlerini bir araya getiren bir kitap dizisi. Bizim Hikâye dizisiyle birlikte, hem öykücülüğümüze dair bütünlüklü bir söz söylemek hem de yeni öykücüler keşfetmek üzere farklı yolculuklara yelken açıyoruz. Kitap yazarın “gotik edebiyat” kapsamında değerlendirilebilecek bütün öykülerini bir araya getiriyor. (İthaki Yayınları)



__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Eski 21.06.2021, 23:30   #28
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 20/06/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...






Mutluluk bir eylemdir
Eleanor H. Porter'den Pollyanna. Çevirmenliğini Zeynep Bilgin'in yaptığı kitap raflarda. 1913 yılında yayımlandığından beri pek çok dilde milyonlar satan ve defalarca sinemaya da uyarlanan Pollyanna, tarifi giderek güçleşen mutluluk kavramıyla bir kez daha yüzleştiriyor okuru. Pollyanna'nın kederle dolu yaşamının ayrılmaz bir parçası olan Mutluluk Oyunu'na daha yakından bakmanın tam zamanı… Mutluluk Oyunu, her olumsuz deneyimin içinde mutlu hissettirecek bir şeyler bulabilme becerisi değildir sadece. Mutluluğun emekle ve çabayla mümkün olabileceğinin farkında olmaktır aynı zamanda… Mutluluk, koşulsuz ve çabasız olan değildir. Mutluluk bir eylemdir. (Genç Destek)






Kozmik Oda'dan çıkan belgeler ne oldu?
Erkan Yılmaz Büyükköprü'den Kozmik Albay – Kozmik Oda Operasyonu. “Arınç'a suikast” tezgahıyla başlayan ve Albay'ın adres yazılı kâğıdı yutmaya çalıştığı yalanıyla süren Kozmik Oda operasyonu, kumpasların en sinsisiydi… Bir yanı hep sis perdesinin arkasında kalan bu tarihi olayı ilk defa tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız: Operasyonda kimler, hangi rolleri aldılar? Kozmik Oda'ya ısrarla telefonuyla giren Hâkim'in iletişimini hangi komutan “jammer” getirterek önledi? Hâkim ve Tümgeneral'in haftalar süren sinir harbi ve karşılıklı tutulan tutanaklar… Kozmik Oda'daki gizli bilgileri kimler korudu, kimler daha sonra teslim etti? Kozmik Oda'dan çıkan belgeler ne oldu? Kozmik Oda operasyonunu başlatacak telefon ihbarının yapıldığı yerden, önce hangi asker arandı? O asker, Kozmik Oda belgelerinin tesliminde ve ardından 15 Temmuz darbe girişiminde hangi rolleri aldı? (Kırmızı Kedi Yayınevi)






Berlin'den Bergama'ya uzanan bir macera
Ahmet Ümit'ten Kayıp Tanrılar Ülkesi. Yazardan polisiyeyi arkeoloji ve mitolojiyle harmanlayan usta işi bir roman. Berlin Emniyet Müdürlüğü'nün cevval baş komiseri Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker, göçmenlerin, işgal evlerinin ve sokak sanatçılarının renklendirdiği Berlin sokaklarından Bergama'ya uzanan bir macerada, hayatı ve insanları yok etmeye muktedir sırların peşinde bir seri cinayetler dizisini çözmeye çalışıyor. Soruşturmanın Türkiye ayağında sürpriz bir ismin olaya dahil olmasıyla heyecanın dozu gitgide artıyor. Kitap Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı'nın gölgesinde mitlere günümüzde yeniden hayat verirken, suçun çağlar ve kültürler boyu değişmeyen doğasını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. (Yapı Kredi Yayınları)






Karia kültür izlerinde yol almak
Umut M. Doğan'dan Karia-Tarih Öncesinden Yakın Çağlara Uzanan Miras. Tarihin Babası Herodot, kendi soydaşı Karialıların Girit’ten Anadolu’ya göç ettiği söylencelerini anlattıktan sonra onların bu düşünceyi kabul etmediğini, göçmenliği reddedip bu toprakların kadim sahibi olduklarına dair düşüncelerini aktarır. Karialıların bu kararlı sahiplenişi, Anadolu yurdunun bin yıllara yaslanan derin kültür belleği ve ayrıcalıklı, eşsiz doğasından kaynaklanmış olmalıdır. Karia, kendine has kültürel geçmişi, dünyaca ünlü, özgün anıtları ve tüm bunları koynunda saklayan bakir coğrafyasıyla büyük bir açık hava müzesidir. Bölgenin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına, yol alan gezginlerin her kilometrede yepyeni bir kültürel zenginlikle karşılaşmaya hazır olması gerekir. Karia yollarında, eşsiz anıtları barındıran kentleri, yüreği serinleten dağ yamaçları, insanı sarıp sarmalayan yeşil dokusu, teni, ruhu serinleten Ege ve Akdeniz suları gezginlere her daim eşlik eder. Anadolu’nun derinliklerine kök salmış binlerce yıllık Karia kültür izlerinde yol almak ayrıcalıklı bir deneyimdir. (Uranus Yayınları)




İdealist bir insanın duygusal hikâyesi
Bülent Ersan'dan Noktalar Arasında Kalan. Yaşamınız sırasında yürüyüp giderken, bazı dönemler sizi öylesine derinden etkiler ki, sonlarına birer nokta koyup onları aştığınızı sanırsınız. Oysa aslında o noktaların arasında takılıp kalmışsınızdır. Bu romanı; birisi 12 Eylül 1980 askeri darbesine, diğeri 1988 dünya ekonomik krizine rastlayan iki ayrı dönemde yaşadıklarımdan yararlanarak yazdım. Amacım, bu ülkenin siyasi ve ekonomik gelişmelerinin etkisi altında; çalışan, seven ve kendisini gerçekleştirmeye çalışan ‘idealist' bir insanın, düşünsel ve duygusal hikâyesini anlatmaya çalışmaktı. Güzel ülkemin güzel insanlarına ve hikâyemi paylaşabildiğim herkese, yüreğimden kopup gelen içten sevgilerimi iletiyorum. (KDY)






Yaşantıların harmanlanması
Mustafa Tokgöz'den Ağıldaki Kızılcık. Yazarın bu öykülerinde geçmişin geleceğe etkisi anlatılıyor. Psikoloji ile gerçek hayatın karşılıklı ilişkisinin öğrencilik dönemlerinden kalan iç hesaplaşmalar da eklenerek ortaya çıkardığı dramatik sonuçlar vurgulanıyor. Yaşantıların harmanlanması ve düşüncelerin derinliğine doğru çıkılan yolculuklar karşılıklı diyaloglarla veriliyor. Etki bırakan sözlerin peşine takılıp sürükleme, yaşlılık ve yalnızlığın insan davranışlarına etkisi anlatılırken, insan ilişkilerinde istenilen düzeye ulaşamama, insanın kendini ifade edememesinden kaynaklanan can sıkıntısı ve hayıflanma gözler önüne seriliyor. Özellikle çocuklukta ekilen tohumların yetişkinlik dönemlerinde çizdiği yönler, psikolojik ve yoğun bir dil ile sunulmaktadır. (Kora Yayın)






Öğretmenin gerilimli kaçak günleri
Mehmet Başaran'dan Eylülün Kızgın Soluğu. Yazar ülke tarihinde kara bir leke olan 12 Eylül dönemini, Giz Kokan Suskunluk’ta olduğu gibi bir kez daha, belgelerden ve yaşanmışlıklardan yola çıkarak romana taşıyor; okuyana, kitaba düşman gerici bir zihniyeti eleştirel olarak sergilerken faşizmin bıraktığı yaraları, derin izleri de gündeme getiriyor. Kitap, gözdağı vermek için açılan düzmece Ceylanköy davasına bir elebaşı olarak dahil edilen Mehmet Can öğretmenin gerimli kaçak günlerini, korkularını, endişelerini, tinsel dünyasını; dostlarını, düşmanlarını, ailesine yapılan baskıları yazara özgü şiirsel biçemle okuyoruz… (Literatür Yayıncılık)






Çözüm odaklı teklif ve beklentiler
Dijital Dönüşüm… Dijital teknolojilerin gelişimiyle farklılaşan pazar koşulları, müşteriyi dijital dönüşüme ayak uyduran işletmelere yönlendiriyor. Dijitalleşme aynı zamanda müşterileri daha hızlı, daha farklı, çözüm odaklı teklif ve beklentileri olan dijital bireyler haline de getiriyor. İşletmeler bu gibi değişimlere uyum sağlama yönünde kendilerini büyük bir baskı altında hissediyor. Bu yüzden dijital dönüşüm işletmelerin kendilerini bu dinamik ortama adapte edebilmeleri için en önemli unsurlardan biri haline geldi. İş dünyasında yaşanan dijital dönüşümü endüstrilerden bağımsız olarak değerlendiren ve uygulama örnekleriyle bu alandaki gelişim ve uyum süreçleri üzerinde duran elinizdeki kitap; olayın hem teknik hem de sosyal boyutuna değiniyor. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)






Yazar hayata bakmaya çağırıyor sizleri
Meliha Akay'dan Doğu İstanbul'un Batısı. Zor değildi. Çok şey istemedim ki ben. Ruhum, dışarıdaki dünyanın çamuruna bulanmasın istedim, onu kirletemesinler istedim. Özümü görmek, onunla kalmak istedim. Sakinleşmek, düşleyebilmek istedim. Yeniden güçlenebilmek için kendimle kalmak istedim. Olmuyor. Hayat bırakmıyor! Ben kaçtıkça inadına kolumdan hoyratça çekip ‘Gidemezsin, bu düzenin bir parçasısın!' diyor. Sonra da uyumsuz oluyorum öyle mi? Uyum dediğiniz nedir, hiç öğrenemedim. Hiç! Yaşadığımız yüzyıl insanının korkularını, yalnızlığını, umutlarını, değişime ayak uydurma çabalarını, hayatı yakalama telaşlarını, aşklarını, yanılgılarını, beklentilerini ve trajikomik hallerini anlatan bu macera romanında yazar yüreğinizin en ücra köşesindeki gökkuşağının üzerinden hayata bakmaya çağırıyor sizleri. Belki de daha önce hiç bakmadığınız gibi… (Mavi Nefes)






Farklı konularda yol gösteriyor
Merdümgiriz: Dönüş-Yenilen-İyileş. Aşkım Kapışmak. “Sevgili Merdümgiriz! Dönüşebilir, yenilenebilir ve iyileşebilirsin. Aşkta, parada, sevgide, mutlulukta istediğin yaşamı gerçek kılabilirsin. Kendine karşı samimiyetle ve şefkatle yaklaştığında yenilenip iyileştiğine şahit olabilirsin. Bunu gerçekten başarabilirsin.” Aşkım Kapışmak, Merdümgiriz'de okurların çıkmaza giren duygularıyla yüzleşmelerini sağlıyor. Kayıtsızlık, sevme becerisi, olumsuz düşünme, vazgeçme bilgeliği gibi farklı konularda yol göstererek kılavuzluk yapıyor. Merdümgiriz hayata yeni bir bakış açısıyla bakmak, dönüşmek, yenilenmek ve iyileşmek isteyenler için bir yol haritası niteliğinde… (Nemesis Kitap)






Aile kavramını sorguluyor, okura sarsıcı keşifler sunuyor
Luigi Ballerini'den Adı Sıfır. İnsanın kalbine, dünyanın geleceğine dron uçuşu… Dış dünyadan habersiz yaşayan bir genç. Ekranlardan ve bilgisayarlardan oluşan steril bir dünyada, kimseyle temas etmeden tek başına büyüyen biri. Tek bir canlıya dokunmadan, yağmura, kara maruz kalmadan. Bu sanal hayattan gerçek dünyaya adım attığı o gün, on altı yıldır bildikleri işine yaramaz olur… Çağdaş İtalyan edebiyatının ödüllü yazarı, bilimkurguyla distopyayı ustaca harmanlıyor. Teknolojiyle biçimlenen dünyanın geleceğine “dronlar eşliğinde” bakıyor, aile kavramını sorguluyor, okura sarsıcı keşifler sunuyor. Günlük yaşamın her ânını ele geçiren teknolojinin etik sınırlarını ve kullanım amaçlarını sorgulayan roman dünyanın geleceğini düşünenleri, insanın en temel duygularında keşfe çıkarıyor. (On8 Kitap)






Heyecan verici… Bir özgürlük çağrısı
Pauline Harmange'de Erkeklerden Nefret Ediyorum. Kadınlar, bilhassa da feministler uzun zamandan beri erkek düşmanlığıyla suçlanıyor. Kadınlarsa bu iddiayı içgüdüsel olarak reddediyor, ne de olsa geçmişte bundan çok daha azı yüzünden kazıklarda yakıldılar. Peki ya erkeklere güvenmemek, onlardan hoşlanmamak –ve evet, belki de nefret etmek– cinsiyetçiliğe karşı etkili bir cevapsa? “Erkekleri sevmeme hakkımız olmalı” diyen yazar bu kitapta, kişisel düzeyde değil de genel anlamda kadınların erkeklerden hoşlanmama ve onlara güvenmeme hakkına sahip olması gerektiğini savunurken, kadın dayanışmasına yönelik modern tavırları sorguluyor. Heyecan verici… Bir özgürlük çağrısı. Yazarın yazını kadınlara ve onların yeteneklerine sarsılmaz bir inançla dolup taşıyor. The Independent. (Mundi Kitap)






Anaokuluna gitmek ne büyük maceraydı
Marianne Dubuc'tan Haydi Okula. Pom bir sonraki sene anaokuluna başlayacaktı. Öyle hevesliydi ki şimdiden arkadaşlarının okullarını ziyaret etmeye karar verdi. Minik Zıpla Okulu’nda tavşancıklar harfleri ve sayıları öğreniyordu. Yeşil Sazlık Okulu’nda kurbağalar birbirinden güzel resimler yapıyordu. Evvel Zaman Okulu’nda kurtlar kütüphanede toplanmış kitap okuyordu. Acaba Pom’un hayalindeki okul da bütün bunların bir karışımı olabilir miydi? Anaokuluna gitmek ne büyük maceraydı! Ödüllü çizer ve yazar çocukları neşeli, ayrıntılarla bezeli bir keşfe çıkarıyor. Yuvaların, anasınıflarının sıcacık rutinlerinin anlatıldığı sayfalar küçük okurları okula hazırlayacak, okula gidenlere ise tanıdık detaylar üzerinden kendi deneyimlerine bakma fırsatı sunacak. (Redhouse Kidz Yayınları)






Mülakata katılacak adaylar için yol gösterici
Tolga Erdinç'ten Mülakata Giderken. İş görüşmeleri için farklı bir rehber… Uzun yıllar yurt dışında ve yurt içinde mülakatlar gerçekleştirmiş bir yönetici olarak öğrendiklerimden ve değerli yöneticilerimin deneyimlerinden yararlanarak hazırlamış olduğum bu kitap, hem mülakatı gerçekleştiren uzmanların başvurabileceği bir soru kaynağı hem de mülakata katılacak adaylar için bir yol gösterici olarak hazırlandı. Başarılarınıza başarı katması dileğiyle… (Remzi Kitabevi)






Rönesans düşünce ve sanatı üzerine
Frances Yates'ten Giordano Bruno ve Hermetik Gelenek. Yıl 1460: İstanbul’un fethinden yedi yıl sonra, Bizanslı ulemanın beraberinde getirdiği elyazmaları Floransa Sarayı’nda antikçağ felsefesi üzerine hummalı bir çalışma başlatır. Tam bu sırada, Makedonya’dan ulaşan Yunanca bir elyazmasıyla akan sular durur. Bu metin, Rönesans düşünce ve sanatı üzerinde kuvvetli bir tesir bırakacak olan Hermetik Külliyattır. Hafiye romanlarını aratmayacak bir merak duygusunun önderlik ettiği bu araştırmada yazar, “Din Savaşları” döneminde Avrupa’da ilahiyat, felsefe ve büyü arasında yeniden çizilmekte olan sınırları Hermetik geleneğin en önde gelen temsilcisi Giordano Bruno’nun İtalya’dan başlayıp Paris, Londra, Almanya, hatta Prag’a uzanan ve Venedik’te son bulan serüveni üzerinden irdeliyor. (Say Yayınları)






Okunması gereken bir kitap
James Ball'dan Sistem-Dünyayı Ele Geçiren İnternet Aslında Kimin Elinde. İnternet, temelde kablolar ve bağlantılardan oluşan bir ağdır; dünyayı sarıp sarmalayan, veri merkezlerini birbirine ve nihayetinde bize bağlayan teller ağıdır. Peki, tüm bu ağların sahibi, finansörü, denetleyicisi kim? Bu devasa sistem nasıl gelişti? Ekonomi ve politikayı kullanarak toplumu nasıl şekillendirdi? Yazar, bilgisayar bilimcilerden kablolu yayıncılara, milyarder yatırımcılardan reklamcılara, aktivistlerden istihbarat kurumlarına kadar pek çok kişiyle röportaj yaparak internetin keşfedildiği ilk günden günümüze kadarki dönüşümünün kısa tarihini yazıyor. “Tam da bu zamanda okunması gereken bir kitap.” ―Spectator. (Timaş Yayınları)






Yeryüzünün büyük güçleri
Stanislaw Lem'den Dünya'da Barış. Uzay gezgini Ijon Tichy'nin akıl almaz maceraları tam gaz devam ediyor. Bu defa Ay Bürosunun verdiği gizli bir görevle, yeryüzünün büyük güçlerinin devasa cephaneliğine ve savaş oyunu meydanına dönmüş Ay'a iniyor. Burada uğradığı görünmez saldırıyla korpus kallozumu kesiliyor. O da mı ne? Beynin sağ ve sol yarımkürelerinin bağlantısını kesen bir musibet. Bu saldırıyla ikileşen kahramanımızın, sol yanıyla iletişim kurmak ve neler olduğunu bölük pörçük de olsa hatırlamak için hem Dünya'da hem de hafızasında atıldığı, mizah dozu yüksek bir eğlenceye hazır olun. (Alfa Yayınları)






İstersen her şeyi yapabilme gücün var
Elif Kiraz'dan Şifanın Gücü. Kendi gücünün farkına var. İstersen her şeyi yapabilme gücün var; sıkıntılardan, sağlık sorunlarından, hayatındaki tüm negatif olaylardan kurtulmak ve muhteşem kapıları açmak! İşte hayatına açılan bu muhteşem kapıların anahtarı sende. Kendinizin farkına varıp, Yaradan'ın bahşettiği gücün sizin olduğunu anlayıp, hayatınızı değiştirebileceğinizi bu kitap vasıtasıyla sizlere sunuyorum. Hadi gelin hep beraber muhteşem değişimin kapıların bu sihirli kitap ile açalım. Sahip olduğun yetenekler sana bahşedilenlerdir. Korkma, yolunu bulamayan şifacı, yalnız değilsin; kocaman bir ailen var, yüreğimde yerin var. “Bul beni” demiştim zamanda sana seslenerek. “Bul beni ve yak kandilleri.” Kutlu olsun buldun beni! Artık bizim zamanımız başladı… (Az Kitap)






Yoga dönüştürme gücüne sahiptir
Peter H. Reynolds'tan Ben Yogayım. Çok büyük bir dünyada kendimi küçük hissettiğimde zihnimi, bedenimi ve nefesimi sakinleştiririm. Hayal edebilir ve yaratıcılığımı sergilerim. Ben Yogayım. Bulutların arasına yükselen bir kartal veya gece gökyüzünde parıldayan bir yıldız… Çölde bir deve veya denize yelken açan bir tekne… Yoga dönüştürme gücüne sahiptir. Yalnızca bedeni güçlendirip zihni sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda biraz hayal gücü ile bize her şeyin mümkün olabileceğini gösterir. Kitap, çocukları yogayı keşfetmeleri ve onun ötesindeki dünyaya yüreklerinde yer açmaları için cesaretlendiriyor. (Altın Kitaplar)







İkisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı
İclal Aydın'dan Söylenmemiş Sözler. Üzüm ve zeytinin, yağ, bal ve şarap küplerinin, kadırgaların, bin bir şifalı otun en eski vatanı Urla. Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları, dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası. Bir zamanların efsane gazetecisi, dünyaya küskün Oktay Onur Yortan'ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi. Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman. Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş, kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık. Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı. (Artemis Yayınları)






Gecenin sessizliğini yırtan bir çığlık
Tayfun Karadeniz'den Gönül Devrimi. Gecenin sessizliğini yırtan bir çığlık sesi gibi yankılandı ani frenle bir anda kilitlenen beyaz yanaklı lastiklerin, kaliteli asfaltta ortaya çıkan ses… İstanbul vardı bugün ayaklarının altında. Gümüş balığı kaplıydı sanki Marmara Denizi… “Gönlün gönlümün mabedidir Sevgili; günde yüz bin vakit tavaf döndüğüm…” (Ateş Yayınları)






Eskiyle savaşmak yerine yeniyi yaratmak
Ceni İpekoğlu'ndan Hayatımın Efendisiyim. Mutsuzlukların mutluluğa dönüşmesini, sıkıntıların yaşama sevincine, endişe ve kaygıların sevgiye, yaşam amacını bulup o yolda gitmeye, içindeki gerçek ‘sen'i tanıyıp özünle buluşmaya, hedeflerine başarıyla yol almana, kim olduğunu, neden bu yaşamda olduğunu kendini fark ederek gerçek mucizelerini yaşamaya, hayatının senin elinde olduğunu anlamaya, içindeki sonsuz gücüne uyanmaya, tek ve biricik olduğunu bilmeye, her şeyin şifasının sende olduğunu öğrenmeye, her anını keyifle ve coşkuyla geçirmeye seni davet ediyorum… “Olası en kötü şeyin başınıza gelmesinden korkmak yerine, olası en iyi şeyin beklentisi içinde olun.” Değişimin sırrı: Tüm enerjini eskiyle savaşmak yerine yeniyi yaratmak için odaklamandır… (Başlık Yayın Grubu)






Farklı kuşakları anlatan bir roman
Esme Weijun Wang'tan Cennetin Sınırı. 2017’de Granta’nın, En İyi Genç Amerikalı Romancılar arasında gösterdiği yazar, büyük yankı uyandıran ilk romanında aşka, aileye, göçmenliğe ve akıl sağlığına dair son derece etkileyici, ezberleri bozan bir hikâyeyi ustalıklı bir kurguyla anlatıyor. “Evliliğin anlamı, dilin sınırları ve zihnin kaçınılmaz ıssızlığı üzerine nefes kesici bir roman. Yazarın kalemi sizi büyüleyecek, etkisinden uzun süre çıkamayacaksınız.” Jennifer Dubois, Cartwheel kitabının yazarı. “Farklı kuşakları anlatan, ustalıkla kurgulanmış, akıl hastalığına dürüstlükle yaklaşan bir roman.” Barbara Hoffert, Library Journal (Bilgi Yayınevi)






Farklı yaşanan tek bir hayatın yolculuğu
Jenny Erpenbeck'ten Bütün Günlerin Akşamı. İnsan kaç kere ölebilir? Ölüm ânı gelip çattığında kimdir? Kitap, küçük tesadüflerle başka zamanlara, başka mekânlara sürüklenen, bir yanıyla hep aynı ama aslında farklı yaşanan tek bir hayatın yolculuğu. Bir ömür seyri. Çünkü bir kez başlayan bir hayat için günün sonu hep akşam ve orada ölüm var. Yazar bizi 20. yüzyıl boyunca Galiçya’dan Viyana’ya, Moskova’dan Berlin’e uzanan farklı kültürel coğrafyalarda, farklı siyasal iklimlerde, tek bir ömrün kucaklayabileceği olası hayatlarda dolaştırıyor. “Erpenbeck, çağımızın en iyi ve en kışkırtıcı yazarlarından biri.” Michel Faber, The Guardian. (Can Yayınları)



Yaşadığı çağda zulüm gören yazardan
Oscar Wilde'den Dorian Gray’ın Portresi. Nicholas Frankel’ın editörlüğünü yaptığı bu baskıda, kitabın 1890’da dergiye teslim edilen sansürsüz nüshası esas alındı ve eser açıklamalı notlarla zenginleştirildi. Böylece Dorian Gray’in hikâyesi, “düzelti” adı altında hoyratça yapılan budamalardan, “ahlaksızca” olduğu düşüncesiyle “yumuşatılmış” ifadelerden arındırılmış, ilk defa yazarın asıl kurguladığı biçimiyle hayat bulmuş oluyor. Yazar, kendini romandaki Basil Hallward, dünyanınsa onu Lord Henry sandığını, oysa Dorian olmak istediğini söylemiş, “Belki başka çağlarda” diye de eklemiştir. Yaşadığı çağda zulüm gören ve “ahlak bozukluğundan” hapse atılan yazarın kendiyle böylesine özdeşleştirdiği romanı, bugün nihayet özgün hali ve Ülker İnce’nin yetkin çevirisiyle okurlarının karşısına çıkıyor. (Everest Yayınları)






Bu kitap bir yolcunun günlüğü
Bilen Güneş'ten Mayas Hochzeit-Mayanın Düğünü. Malum; hayat bir yolculuk… Kimi zaman yolların, kimi zaman koşulların değiştiği ama yolu yürüyenin değişmediği “İki kapılı bir han.” Bu kitap bir yolcunun günlüğü; yaşadıklarının, hissettiklerinin bazen yazıya bazen de çizgiye döküldüğü bir günlük. Bu kitap aynı zamanda bir armağan; bir güzele adanan… İyi ki doğdun Maya. (Hayykitap)




__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 22.06.2021, 15:41   #29
Çevrimiçi
Banemin
» » » Çapulcu « « «

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Alıntı:
Berlin'den Bergama'ya uzanan bir macera
Ahmet Ümit'ten Kayıp Tanrılar Ülkesi. Yazardan polisiyeyi arkeoloji ve mitolojiyle harmanlayan usta işi bir roman. Berlin Emniyet Müdürlüğü'nün cevval baş komiseri Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker, göçmenlerin, işgal evlerinin ve sokak sanatçılarının renklendirdiği Berlin sokaklarından Bergama'ya uzanan bir macerada, hayatı ve insanları yok etmeye muktedir sırların peşinde bir seri cinayetler dizisini çözmeye çalışıyor. Soruşturmanın Türkiye ayağında sürpriz bir ismin olaya dahil olmasıyla heyecanın dozu gitgide artıyor. Kitap Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı'nın gölgesinde mitlere günümüzde yeniden hayat verirken, suçun çağlar ve kültürler boyu değişmeyen doğasını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. (Yapı Kredi Yayınları)



Kitabı okumadım sadece @OkyanusunKalbi 'nin eklediği bilgi notu ile aklıma gelenleri karalamak istedim -ki bu arada kitap illa ki güzeldir her kitabın olduğu gibi...

Ahmet Ümit abiciğimden ricamdır şu romandaki kahramanları Yıldız abla ile Tobias abiyi bir sonraki kitapta tersine bir yolculuğa çıkarıp Bergamadan Berline uzanan iğrenç bir hırsızlık hikayesini de inceletsin.

Pergamon Müzesi - Berlin linkinden gerekli malzemeyi toplar, sağolsun @LaLe hazırlamış kendisi için...



Oki teşekkürler konu için...

__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

  Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 30.06.2021, 02:40   #30
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları ( 27/06/2021 )

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...



Baş melek Lucifer'in savaşı
John Milton'dan Yitirilen Cennet. Söyle Serafların en ışıklısı, bu parlak kürelerin. Hangisinde yerleşiktir insan; yoksa bulunmaz mı. Belli bir mekânı, gönlü hangisini çekerse. Orada mı kalır? Kitap, Tanrı’ya isyan ederek onunla savaşa tutuşan, sonradan Şeytan adını alacak baş melek Lucifer ve onun isyanına katılmış olan meleklerin atıldığı Cehennem çukurunda başlar… Yazarın yalnızca teolojinin sorunlarıyla değil, klasik Yunan ve Roma, Ortaçağ ve kendi döneminin edebiyat diliyle de boğuştuğu büyük mücadelenin ardından, eserin sonundaki unutulmaz dizelerde Âdem ile Havva’nın el ele, kararsız ve yavaş adımlarla, Cennet’i terk etmek üzere tenha bir yolda yürüdüklerine tanık oluruz: Önlerindeydi tekmil âlem. (İthaki Yayınları)




Doğu felsefesine dair her şey
Ünal Ersözlü'den 50 Maddede Doğu Felsefesi. Yazar kitapta felsefenin bir düşünce sistemi olarak Doğu'dan yükselişine ışık tutuyor, Doğu felsefesinin satır başlarını önemli alıntılarla ve derin bir araştırma merceğinden geçirerek okuyucuya sunuyor. Hint felsefesinden Buda'ya, Konfüçyüs'ten Tao felsefesine, antik Mısır felsefesinden Zerdüşt felsefeye; tasavvuf ve Doğu felsefesi arasındaki benzerliklere, sufi ile keşişin kesişen yollarına, ezeli hikmetten kadim felsefeye kadar Doğu felsefesine dair her şey 50 maddede bu kitapta. (Karakarga Yayınları)





İsteklerimiz, heveslerimiz, zaaflarımız, korkularımız
Yavuz Selvi'den Kör Noktalarımız. “Neden kimse kusurlarını itiraf etmez? Çünkü kendisi daha onların içindedir. Ancak uyanmış olan bir kişi rüyasını anlatabilir.” Montaigne. Kör noktalarımız var. Kendimize itiraf edemediğimiz, fark edemediğimiz, kabullenemediğimiz hatta inkâr ettiğimiz bir yanımız… İsteklerimiz, heveslerimiz, zaaflarımız, korkularımız… Yolculuk kendimizi tanıma yolculuğudur. Daha özgün ve tutarlı bir kimlik oluşturabilmek için kör noktalarımızı tanımaya ihtiyacımız var. Öğrendiklerimiz bir sensör etkisiyle daha sonra oluşabilecek hataların önüne geçmemize yardımcı olabilir. Bu kitap gerçekte ne istediğimiz, nelerden korktuğumuz ve gerçekte kim olduğumuzla ilgilidir. Kör noktalarımızı tanımak kendimizi tanımaktır. (Kapı Yayınları)



Konuşulmayanların gölgesinde
Chantal Akerman'dan Annem Gülüyor. Natalia Akerman Polonyalı bir Yahudi, holokostta tüm yakınlarını kaybettiği Auschwitz kampından sağ kurtulduktan sonra Brüksel'de, başından geçen o korkunç felaketi anmaktan özellikle kaçınarak iki kız yetiştirmiş bir anne. O kızlardan biri de, 2015'te kendi isteğiyle aramızdan ayrılan tanınmış yönetmen, video ve enstalasyon sanatçısı yazar.

Aralarındaki derin bağ, konuşulamayanın gölgesinde giderek budaklanırken bunun etkileri yazarın kendi iç dünyasından işlerine de yansır. 2014 yılında kaybettiği ve ardından ağır bir bunalım geçirdiği annesiyle ölmeden önce yaptığı video filmi No Home Movie'nin aynı zamanda yönetmenin son çalışması olması, anlaşılan o ki rastlantı değil. (Kırmızı Kedi Yayınları)



‘Benim kuşağım kadar değişime uğramış bir başka kuşak yok'
Yorgo L. Zarifi'den Hatıralarım-Kaybolan Bir Dünya İstanbul 1800-1920. “Gözlerim o kadar çok şey gördü, kulaklarım öyle çok hikâye duydu ki, bütün bunları kağıda dökme zahmetine katlanmama değeceğine inanıyorum. İnsanlık tarihinde, benim kuşağımın görmüş ve yaşamış olduğu kadar değişime uğramış bir başka kuşak olduğunu zannetmiyorum. Düşünüyorum da, altmış yıl içinde, bir insanın, günlük yaşam koşullarında benim yaşamış olduğum kadar köklü değişimler görmüş olmasının ne kadar da zor bir şey olduğuna ilişkin inancım güçleniyor. Bu yazdıklarımın yayımlanmaya değer olacaklarından hiç de emin değilim. Ama içimden bir ses bana ‘evet’ diyor.” (Literatür Yayıncılık)




Virüsle mücadele mercek altında
Evde kal: Covid-19 Günlerinde Sağlık ve İletişim Stratejileri. Dünyayı tehdit eden pandemi COVID-19, 2020 yılının ilk günlerinden başlayarak insanlığı büyük bir sınavdan geçiriyor! Hızla tüm dünyaya yayılan ve binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan virüsle mücadeleyi mercek altına alan bu kitap; “Bu da geçer!” dediğimiz günlere ayna tutuyor. Okuyucuya, Tıp gözlüğünden salgına dair bilgi veren ve bir başka cephede de salgın günlerinin iletişim çalışmalarından kesitler sunan eser; COVID-19 ve bağışıklık sistemi ilişkisini, sağlık hizmetlerinde yeni iletişim yollarını, pandemi psikolojisini ve bu zorlu günlerin hepimize öğrettiklerini masaya yatırıyor. Salgın dönemini sektörel bağlamda da ele alan çalışma, yöneticilerin ve markaların iletişim stratejilerini değerlendiriyor. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)




Güncel konuları naif bir dille irdeliyor
Yavuz Dizdar'dan Tarifsiz Neşe Değerli Hüzün. Yazar, kitapta güncel konuları yaşamdan örnekler vererek naif bir dille irdeliyor. Geçmişte göz ardı ederek büyümesine yol açtığımız sorunları geniş bir çerçevede ele alıyor.

Deneyimlerini de içine katarak biçimlendirdiği anlatımı, hayatı yeniden anlama ve anlamlandırmaya yönelik samimi bir kılavuz özelliği taşıyor.” Gerçek hüzünler neşenin aksine doğurgandır, neşe etrafa mutluluk tohumları saçar, ama değerli hüzün o tohumları esere dönüştür. (Nemesis Kitap)



Merakla okunacak sürükleyici bir macera
İrem Almaç Yüce'den Karaburun’un Gizemi. “Şşşt! Susun biraz.” “Niye, ne oldu ki?” “Çalıların arasında bir şey kıpırdıyor, arı kovanlarına doğru ilerliyor gibi… Evet, evet. Gerçekten de bir şey var. Hem de büyük bir şey!” Yazları Karaburun'da buluşan dört kafadar Ela, Rüzgâr, Yağmur ve Eren gizemli bir olaya tanıklık ederler. Çalılıkta gezinen bir karaltı görmeleri, yaşayacakları büyük maceranın başlangıcı olur. Nedir bu karaltı, neden Karaburun'dadır? Çocuklar bu gizemin peşine düşerler ve kendilerini yıllar öncesine uzanan ilginç bir olayın ortasında bulurlar. Kitap, merakla okunacak sürükleyici bir macera. (Redhouse Kidz Yayınları)


Bilimin bilgi üretme etkinliği
Bertrand Russell'den İnsan Bilgisi – Kapsamı ve Sınırları. Yazar, bu kitabında insanın ne bildiğini ve bildiklerini nasıl bildiğini sorgular. Bilgiyi, hayvanların beklentilerinden, insanların beklentilerine; insanın kendi deneyimine dayanarak bilgi üretmesinden, bilimin soyut ve nesnel bilgilerine giden kesintisiz bir süreç bağlamında değerlendirir. Dış dünyaya dair bilgimizin kaynağını yine dış dünyada bulur ve bu anlamda deneycidir ama bunun yanında bilginin deneyimden öğrenmediğimiz bazı ilkeleri varsaydığını ileri sürer. Kitabın amacı, bilimin bilgi üretme etkinliğine temel sağlamaktır. Yazar, bu temeli ararken, “inandığımız şeylere neden inanırız?”, “bilgi nasıl ‘bilgi' olur?” gibi ilginç sorulara cevaplar verir. Yazar insan bilgisi üzerine olan bu araştırmayı, her zamanki neşeli, kinayeli ve sivri dilli üslubuyla kaleme almıştır. (Say Yayınları)




Çok tanınmış bir halk hikâyesi
Ali Duymaz'dan Kerem İle Aslı Hikâyesi – Raif Yelkenci Yazması. Kerem ile Aslı Anadolu’da, Balkanlar’da, Azerbaycan’da ve Türk Cumhuriyetlerinin bazılarında çok tanınmış bir halk hikâyesidir. Yazma, 19. yüzyılın tam ortasında istinsah edilmiş, öbür Kerem ile Aslı nüshalarına göre zengin içerik ve motifleri, dili ve yazım özellikleri bakımından dikkate değer bir eserdir. Yazmanın özlü bir inceleme, çevriyazı metin, açıklayıcı notlar, dizin ve harita ile yayına hazırlanması bu halk klasiğinin araştırılma tarihine ülkemizden yapılmış önemli bir katkıdır. Sevgili uğruna şehirler, dağlar, ırmaklar, fırtınalar aşan, büyüleri sihirleri bozan, hikâye bittiğinde muradına eremeyip ah çekerek yanan bahtsız Kerem, ardından külleriyle sevdiğinin de yanmasına sebep olur. (Yapı Kredi Yayınları)




Eksiksiz bir felsefe tarihi
Peter Adamson'dan Kesintisiz Felsefe Tarihi 1. Klasik Felsefe, Adamson’ın eksiksiz bir felsefe tarihini her zamankinden daha kapsamlı ama aynı zamanda daha eğlenceli sunmayı amaçladığı bir dizinin ilk kitabıdır. Popüler Felsefe Tarihi podcastine dayanan Klasik Felsefe, Sokrates-öncesi filozoflardan başlayarak, Sokrates’in sorgulayıcı tarzını ve Platon’un diyalogları ve Aristoteles’in incelemeleriyle felsefenin ilk tam çiçek açışını mizahi ve ayrıntılı bir bakışla sunuyor. Hikâye sadece büyük figürlerle değil, aynı zamanda Hipokratik Külliyat, Platoncu Akademi ve antik felsefede kadınların rolü gibi daha az tartışılan konularla kesintisiz anlatılıyor. Adamson ayrıca Platon'un Devlet'ine ve Aristoteles'in Nikomakhos'a Ethik'ine derinlemesine girişler yapıyor. Bu tam kapsam ona felsefenin tüm alanlarındaki eski tartışmaları ele almasını sağlıyor. (Alfa Yayınları)




Dört uzun öyküden oluşuyor
Stephen King'ten Kan Varsa. Habercilerin kullandığı bir deyişti bu ve o gün bir bombanın patlatıldığı Albert Macready Ortaokulu'nda kesinlikle kan vardı. Finders Keepers Dedektiflik Ajansı’nda günlük işleriyle ilgilenen Holly G****y’nin dikkatini çeken ise bambaşka bir ayrıntıydı. O, kanın kokusunu alıp ilk haberi yapan muhabire takılmıştı. Holly’nin adama odaklanmasının geçerli bir nedeni vardı, çünkü o bir Yabancı’ydı. Kitap her biri okuru kendi korku dolu dünyasına çeken dört uzun öyküden oluşuyor. Holly'nin ilk yalnız macerasının dışında Bay Harrigan'ın Telefonu, Chuck'ın Hayatı ve Sıçan öyküleri uykularınızı kaçıracak. (Altın Kitaplar)




Bir adamın peşinden sevginin anlamını
Serdar Özkan'dan Mutluluk Yeniden. Yazar kitabında kayıp zamanın izinden giden bir adamın peşinden sevginin anlamını arıyor. “Fark etmiştim ki, hayal gerçek yapan, uçup giden geçmişi şimdiye taşıyan, karanlığı aydınlığa, ölümlüyü ölümsüze dönüştüren sevgiydi. Her birimizin içine geçmişte –ana rahmindeyken, bebekken, çocukken- usulca bırakılmış, zamanla unuttuğumuz, belleğimizin, kalbimizin, ruhumuzun derinliklerinde gizlenen sevgi. Hatırlamamız lazımdı, bir hatırlama serüvenine çıkmamız. Ve hatırladığımızla yaşadığımız…” (Artemis Yayınları)




Özenle seçilmiş şiirler
Hidayet Karakuş'tan Kül Kahvesi. Bu kitapta yazarın 55 yıllık şiir serüveninden süzülerek özenle seçilmiş şiirlerinden oluşan özel bir seçki sunuyoruz. (Bilgi Yayınevi)




Apartmanı mesken tutan hayaletler
Cesar Aira'dan Hayaletler. Hayaletlerin saati henüz gelmemişti. Artık günün yirmi dört saati belirecekler miydi? Yoksa bugün yılın son günü olduğundan özel bir durum mu söz konusuydu? Belki de yuvarlak gözlerini fal taşı gibi açmış, bön bön kendisini izliyor olmalarının sebebi buydu. Ona bir şey söylemek, bir teklifte bulunmak istiyorlardı sanki. Yılın son günü, kavurucu bir sıcak, Buenos AIres’in Flores semtinde inşaatı bir türlü tamamlanamayan lüks bir apartman. Geçici olarak binanın tepesinde yaşayan Şilili bir aile ve apartmanı mesken tutan gizemli hayaletler… Ailenin Patri adlı kızı yeni yılı ailesiyle beraber mi kutlamak isteyecek yoksa hayaletlerle mi? (Can Yayınları)




Gerçekler her zaman korkulardan büyüktür
Akan Abdula'dan Öngörülemeyenler. Gerçekler korkulardan daha büyük olmalıdır. Oyunu bozun. Öngörülemez olun. Bu kitapta artık adı olmayan yitik bir ülkenin çarpıtılmış gerçeklerle yönetilen topraklarında büyüyen bir çocuğun hikâyesini okuyacaksınız. Yazar, 80'lerin totaliter Yugoslavya'sında soğuk ve zorba bir apartman blokunda başlayan çocukluğunun, Noel Baba'nın kucağından atılmasıyla sonsuza dek dönüşen hayatının zorlu ve lirik öyküsünü anlatıyor. Elinizde tuttuğunuz kitap, bir otobiyografi ya da yakın tarih metni değil, düpedüz bir teknoloji kitabıdır. Teknolojinin sert yüzüne karşı atılmış cesur bir çığlıktır. Çünkü gerçekler ve özgürlükler her zaman korkulardan büyüktür. (Destek Yayınları)




Bellek, yaşanan anları derleyip toparlar
Hilmi Yavuz'dan Defterler. Defterler şairlerin lirik bellekleridir. Bu Defterler yazarın yaşadıklarını bir tinsel deneyime dönüştürürken kayda geçirdiği notlar. Bellek, hazla ya da hüzünle yaşanan anları derleyip toparlar; bazen Akdeniz’i Yunan’a bağlayan bir felsefeye, bazen bir yaz musikisine, bazen bir düzyazının bulanıklığına, bazen de bir şiirin dizelerinin berraklığına gönderir. Defterler sıradan, gündelik ve önemi yokmuş duygusu veren yaşam ritüellerinin nasıl görünmez ve derin bir duyarlığa dönüştüğünü görmek için okunur. (Everest Yayınları)




Üç uzun öykünün kahramanları
Mahmut Yesari'den Taş Bebek. Yazarın eserleri nadiren mutlu sonlarla biter. O karakterlerine karşı oldukça acımasızdır. Öykü ve romanlarına, kendi sonunu çağırırcasına, karanlık, acılı, yürek burkucu sonlar seçer. Kahramanları da genellikle kaybeder. İnançlarını, aşklarını, umut ya da hayatlarını kaybederler birer birer. Bu seçkide yer alan üç uzun öykünün kahramanları da bu kaybedenlerdendir. Bizim Hikâye, Osmanlı'dan günümüze edebiyatımızda öykünün izini süren, öykücülüğümüzü var etmiş, geliştirmiş yazarların eserleri arasından en güzellerini, en başarılılarını, en önemlilerini belirli bir tematik bütünlük gözeterek ortaya koyan, 1850'lerden 1950'lere kadar bir asırlık öykücülüğümüzün verimlerini bir araya getiren bir kitap dizisi. (İthaki Yayınları)




Ölmek kadar zordur öldürmek
Fatoş Beykal'dan Cinai Absürtler ve Yakın Katillerim. Burada ciddi bir cinai hikâye yazıyoruz. Cinayet ciddi bir eylemdir. Ölmek kadar zordur öldürmek ve belki daha da zor. Öyle kazara olmuş cinayetlerden söz etmiyorum, onda “pardon” dersin geçer, bir kazadır sonuçta. Bir pardonla biter iş, biraz mahcubiyettir bedeli. Kaza sonucu işlenen cinayet osuruktan tayyaredir. Lakin taammüden öyle mi? Taammüden. Kelimenin kendisi ağır zaten, cezası da öyle; eskiden idamdı, şimdi kaldırıldı adam asmaca. Müebbet hapis, hayatın kodeste geçecek düşünsene. Göze almışın bu bir, gözü karalık gerek. İkincisi zekâ gerek bunun için, iyi bir tasarım, iyi bir strateji, plan program, zamanlama gerek. Zor iş anlayacağınız. (Karakarga Yayınları)




Abdülhamid sonrası Meşrutiyet'in ilk yılları
Halid Ziya Uşaklıgil'den Saray ve Ötesi. Çocukluk, gençlik ve ilk yetişkinliğini uzun sürmüş II. Abdülhamid döneminde geçirmiş bir entelektüel. Devrinin pek çok aydını gibi Abdülhamid'e muhalif. İttihat ve Terakki başa geçip Abdülhamid sürgüne gidince yerine V. Mehmet Reşad geçecektir… Bu vesileyle Halit Ziya'nın hayatı da temelli değişikliğe uğrar. İttihat ve Terakki adına, Dolmabahçe Sarayı'na ‘Mâbeyn Başkâtibi' olarak atanır. Kitap, büyük bir edebiyatçının kaleminden, II. Abdülhamid, V. Mehmet Reşad, İttihat ve Terakki yönetimi yanında devrin sosyal, politik ve kültürel ortamına dair yazılmış en değerli hatıratlardan birisidir. Önce tefrika edilmiş sonra da kitap olarak basılmıştır. (Kapı Yayınları)





Eğitimcilere yol gösteren eser
Jules Payot'tan İrade Terbiyesi. Kısa sürede pek çok dile tercüme edilerek bütün dünyada eğitimcilere yol gösteren bu eser hem teorik hem pratik yönleriyle güncelliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Uzun süre Vatikan'ın yasaklılar listesinde yer alan, hatta çocuklarına bu kitabı okutan ebeveynlerin kiliselere alınmaması bile salık verilen İrade Terbiyesi, en temelde bir kişisel gelişim kitabı. İradenin felsefi ve ruhsal altyapısını herkesin anlayacağı bir dilde işlerken şu ve benzeri sorulara cevap arıyor: -İradenin doğası nedir? -Duygularımız üzerinde irade sahibi miyiz? -Düşüncelerimizle irademizi yönlendirebilmek mümkün mü? -Özdenetim yolunda irademizi eğitmek adına kullanabileceğimiz iç ve dış araçlar nelerdir? (Kırmızı Kedi Yayınları)





Tüm ekolojik değerlerinin savunucusu
Hüseyin Kaptan'dan Kentleşme Serüveni. Mimar ve plancı olan yazar, Türkiye şehircilik tarihi ile yaşıt 60 yıllık mesleki deneyimi ile planlama tarihinde iz bırakan unutulmayacak bir isimdir. Yaşamı boyunca bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ve heyecanla planlama mesleğini icra eden yazar Anadolu'nun hemen her coğrafyasında ve İstanbul'da yürüttüğü çalışmalarda planlamanın en önemli unsurunun “insan” olduğunu savunmuş, katılımcı planlama çalışmalarının öncülerinden olmuştur. Akademik camia ile siyasiler, sivil toplum ile yöneticiler, yerel ile evrensel, kent ile doğa arasında köprü kurmuş, tüm kentlerin kuşlarının, ağaçlarının, ormanlarının, sularının, özetle tüm ekolojik değerlerinin savunucusu olmuştur. (Literatür Yayıncılık)





Başkalarının göremediğini görmek
Dave Trott'tan Yaratıcı Körlük ve Tedavi Yolları. Etrafımızda gördüğümüz her şey “esin perisi”nden izler taşıyor. İlham ve yaratıcılık, sadece sanat galerilerinin hoş koridorlarında bulunmuyor. Dikkatle bakarsanız yaratıcılığı her yerde; toplu taşıma araçlarında, işyerinde, sokaklarda, okullarda, hastanelerde ve lokantalarda, yani insanların ayak bastığı her yerde görebilirsiniz. Gerçek yaşam öykülerinden oluşan elinizdeki kitapta, usta kreatif direktör yazardan, berrak bakışını yaratıcılık kavramına çeviriyor ve şu sonuçlara varıyor: Yaratıcılık problem çözmektir, düşüncede açıklıktır, başkalarının göremediğini görmek ve işleri olabildiğince sadeleştirmektir. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)





16 farklı yazardan yaşanmış olaylar
Mitzi Szereto'dan Seri Katiller – Çarpıcı Gerçek Suç. “Seri katil” denilince çoğumuzun aklına genellikle Amerikan yapımı televizyon dizilerinden bildiğimiz Ted Bundy, John Wayne Gacy ve Jeffrey Dahmer gibi yirminci yüzyılın en vahşi Amerikalı seri katilleri gelir. Bunlar kurbanlarına tarif edilemez acılar çektirmiş, hiçbir insani yönü bulunmayan eylemler gerçekleştirmiş canavarlardır. Ama dünya sadece Amerikalı seri katillere ev sahipliği yapmaz. Örneğin Japonya’da, Avustralya’da, Brezilya’da, İtalya’da veya Makedonya’da Amerikalı benzerlerini aratmayacak caniler bulmak mümkündür. Üstelik bazıları ‒toplumdaki genel algıyı yıkacak şekilde‒ kadındır. Kitapta, on altı farklı yazarın farklı zaman dilimlerinde kaleme aldığı yaşanmış olayları bulacaksınız. Bu gerçek hikâyelerde dünyanın dört bir yanındaki farklı cinsiyetlerden, farklı yaş ve meslek gruplarından insanların en karanlık eylemlerini, yaşam öykülerini ve nasıl yakalandıklarını okuyacaksınız. (Say Yayınları)




Şairin yaşamıyla şiirinin iç içe oluşu
Edip Cansever'den İki Satır İki Satırdır – Alev Ebüzziya’ya Mektuplar 1962-1976. Kitap modern şiirimizin bir büyük ustasının iç dünyasını önümüze koyuyor. Yazarın en üretken döneminde, Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1966), Kirli Ağustos (1970), Sonrası Kalır (1974), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976) kitaplarının oluştuğu yıllarda yazılmış mektuplar bize çok şey söylüyor. Yazar deyişiyle söylersek, şairin kanıyla yazılmış her bir mektupta şairin yaşamıyla şiirinin iç içe oluşu hemen göze çarpıyor. Gönlünden geçenleri, sıkıntıları, düşleri, amaçları dile getirişinde; günlerini kimlerle, nasıl geçirdiğini anlatışında; kısacası sözü kâğıda her döküşünde şiirle yaşadığını, özgün buluş ve söyleyişler geliştirdiğini görüyoruz. (Yapı Kredi Yayınları)




Aşırı üretim büyük savaşlara yol açar
Paul Lafargue'den Tembellik Hakkı. Yazarın eseri 1883'te yayımlanmasının ardından Komünist Manifesto'dan sonra en çok dile çevrilen, en çok baskısı yapılan, en çok okunan, atıfta bulunulan, tartışılan başyapıtlardan biri oldu. Lenin Rusya'da 1905 Devrimi sürecinde çok sayıda baskı yapan kitap Ekim Devrimi üzerinde önemli etkiye sahip yapıtlardan biri olarak tanımlamıştı. 19. yüzyılın sonlarında on yedi saate varan çalışma saatleri üzerine kapitalizmin insanı köleleştiren, mutsuzlaştıran ve yoksullaştıran düzenini keskin bir ironiyle eleştiren yazar kitabında bir yandan da aşırı üretimin büyük savaşlara, sömürgeciliğe yol açacağını vurguluyor. (Can Yayınları)


__________________
“Halbuki sen melek olsan, kanat sesinden rahatsız olacak insanlar olacaktır.”
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
haftanın, kitapları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:38.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2023, Jelsoft Enterprises Ltd.
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.