Forum Gerçek

AnasayfaForumları Okundu Kabul Et Bugünkü Mesajlar
Geri git   Forum Gerçek > Gezelim & Görelim > Buram Buram Türkiye'm > Doğu Anadolu


Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Eski 10.04.2009, 16:52   #1
Çevrimdışı
Queen
Tam Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Ağrı

A ğ r ı


Tarihi


Orta Asya'dan gelen kavimlerin Anadolu'ya girişleri sırasında Ağrı bir geçiş oluşturmuş dolayısıyla bir çok medeniyete sahne olmuştur. Ancak bu medeniyetler Ağrı'yı bir giriş kapısı olarak gördüklerinden burada çok köklü bir uygarlık oluşturamamışlardır.

Bölgede egemenlik kurdukları sanılan Hititler'in güçlerini yitirmeleri üzerine M.Ö.1340-M.Ö.1200 tarihleri arasında Hurriler bölgeye yerleşmişlerdir. Hurriler krallık merkezi olan Urfa'dan uzak olan Ağrı'yı ellerinde tutamamışlardır.

En köklü uygarlığı Urartular oluşturmuştur. Urartu'nun Van Gölü'nün kuzey ve kuzeydoğusundaki ülkeler üzerine Kral İspuini ( M.Ö.825-M.Ö.810 ) döneminde seferler başlamış Kral Menua ( M.Ö.810-M.Ö.786 ) döneminde bu akınlar daha da ağırlık kazanmıştır. Kuzeye ve kuzeydoğuya giden yollar üzerinde inşa edilen kaleler buraya yapılan seferlerin önceden planlandığını göstermektedir. Ağrı Dağı'nın yamaçlarında Karakoyunlu ve Taşburun köylerinin arasında ele geçen bir Urartu yazıtı Kral Menua'nın bu bölgedeki egemenliğinin kesin kanıtıdır.

M.Ö.712 yıllarında Kızılırmak boylarına kadar uzanan Kimmerler Ağrı'da geçici de olsa bir hakimiyet kurmuşlardır.

Medler ( M.Ö.708-M.Ö.555 ) Asur Devleti'nin yıkılması ile birlikte bir yayılma sürecine girmiş bunun sonucu olarakta Ağrı ve çevresini topraklarına katmışlardır.

Medler'in yıkılması ile birlikte Persler; Büyük İskender'in Pers Kralı lll. Darius'u ( M.Ö.331 ) yenerek Anadolu'yu ele geçirdiği zamana kadar yaklaşık iki yüzyıl kadar bölgede yaşamışlardır. Büyük İskender'in ölümü üzerine oluşan boşluktan faydalanan Ermeniler bölgeyi ele geçirmişlerdir.
Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen ilk Türk topluluğu M.Ö.680 yılında bölgeye gelen Sakalardır. Murat Nehri ve Doğubeyazıt çevrelerine kısa sürede yerleşmişlerdir. Daha sonraları Arsaklılar ve Artaksıyaslı Krallığı Ağrı ve çevresine hakim olmuştur.

Bölge Hz. Osman zamanında islam orduları tarafından fethedilmiştir. 872 yılına değin Abbasilerin kontrolü altında kalan Ağrı daha sonra Bizans'ın kontrolüne geçmiştir.

1071 Malazgirt Savaşı sonrası bölgeye Türk boyları gelmeye başlamıştır. Ağrı yüzyıla yakın bir süre Sökmenli Devleti'nin sınırları içine girmiştir. 1027-1225 yılları arasında Ani Atabekleri 1239'da Cengizliler 1256-1358 yılları arasında İlhanlılar ve Celayirliler Ağrı'da hüküm sürmüşlerdir.

İlhanlılar bazen kurultaylarını Ağrı Dağı'nda yapmış Anadolu ve İran'ı buradan yönetmişlerdir. 1393'de Moğol hakanı Aksak Timur Ağrı bölgesini ele geçirmiştir. 1405-1468 tarihleri arasında Ağrı Karakoyunlu toprakları içinde yer almış Karakoyunlular yıkılınca Ağrı Akkoyunlular'ın egemenliğine geçmiştir.

Ağrı Yavuz Sultan Selim tarafından Çaldıran Savaşı sonrası Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde Şorbulak olarak anılan ilin adı Ermeniler zamanında Karakilise olarak değiştirilmiştir. Kazım Karabekir Paşa zamanında Karakilise ismi değiştirilerek Karaköse diye adlandırılmıştır. Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı Tevrat'ta adı geçen Ararat Dağı ve ülkesinin Ağrı ve çevresinin olduğu sanılması dolayısıyla Ağrı'ya batılılar tarafından Ararat da denilmektedir. 1834 yılında bucak 1869 yılında ilçe olan Ağrı 1927 yılında il merkezi olmuştur. 5165m. yüksekliğiyle Türkiye'nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı'ndan dolayı da AĞRI adını almıştır.



Gezilecek Yerler Tarihi ve Kültürel Eserler


Doğu Beyazıt Kalesi

Doğubeyazıt'ın 5km doğusunda Eski Beyazıt'ın kuzeydoğusundaki Belleburç denilen yerde bulunmaktadır. Bugün için harap bir vaziyet arz etmektedir. Yapanı ve yaptıranı bilinmeyen kalede Urartu mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar bulunmaktadır. Kale plan olarak üç bölümden meydana gelmiştir. Orta bölümde tapınak ve mağaralar mevcuttur. Kalenin etrafını çeviren surlar tamamen kaybolmuştur. Kalenin Urartular tarafından yapıldığı sanılmaktadır.



Beyazıt Eski Cami

Doğubeyazıt'ın doğusunda Kalenin güney eteğinde bulunmaktadır. Cami muhtemelen Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmıştır. Caminin taç kapısı üzerindeki onarım kitabesinden H.1096 (M.1687) 'da onarım gördüğü anlaşılmaktadır. Kare planlı tek kubbeli cami plan tipindedir. Harim mekanı 11.50m çapında bir kubbe ile örtülüdür. Beş gözlü son cemaat yeri yıkılmıştır. Üzerinde herhangi bir süslemesi bulunmayan cami değişik renklerdeki taşların karışık bir biçimde kullanılmasıyla yapılmıştır.



Diyadin Kalesi

Diyadin ilçe merkezinin güneyinde Murat Irmağı'nın kıyısındaki kayalıklar üzerinde kurulmuştur. Yapanı ve yaptıranı belli değildir. Evliya Çelebi Uzun Hasan oğlu Ziyaüddin tarafından yaptırıldığını belirtmektedir. Kale yapılış tarzı ve kullanılan malzeme bakımından Urartu kalelerine benzemektedir. Birçok dönemde tamir ettirilen kale bugün harap bir vaziyettedir.



Avnik Kalesi

Koçbaşı Kalesi olarakta bilinen yapı Diyadin ilçe merkezine 29 km mesafede Yankaya (Ali Hido) mezrasında Aladağ'ın yüksek bir yerindedir. Taşlarının sökülüp ev yapımında kullanılmasından dolayı bıgün ancak temelleri günümüze gelebilmiştir.



Kuje Kalesi

Avnik Kalesi'ne yakın bir yerde bulunan küçük çapta bir kaledir. Günümüze ancak kalıntıları ulaşabilmiştir.



Meya (Günbuldu) Mağaraları

Diyadin ilçe merkezine 12 km uzaklıktaki Günbuldu köyündedir. Antik bir kent görünümündeki yerleşim yerinde mağaralar ve tarihi kalıntılar köyün 400 m uzağında bulunmaktadır. Kayalara oyularak yapılmış barınma yerleri tapınak ibadethane oda ve mağaralar oldukça ilgi çekicidir. Barınarak ve ibadethanelerde değişik inançların izleri görülmektedir.Oldukça tahrip edilmiş kentten günümüze mihrap haçlı taşlar ve mezarlar kalmıştır.Buradan çıkarılan iki koç heykeli şu anda il merkezinde bulunmaktadır.



Anzavur Tepe

Patnos ilçe merkezinin 2km kuzeybatısında yer almaktadır. Patnos Kalesi olarak da bilinir. Urartular'dan kalma antik bir kenttir. Saray tapınak ve bina kalıntılarının olduğu tespit edilmiştir. Kale Kral Menua ve I.Argişti tapınak ise İspuını zamanında yapılmıştır. Oldukça harap olan kentten günümüze. Ancak tapınak kale ve bazı binaların kalıntıları ulaşmıştır.



Girik Tepe

Patnos'un 1km güneydoğusundadır. Değirmentepe olarak da bilinir. Urartular'a ait bu antik kent Kral Menua ve oğlu I.Argişti dönemlerinde kurulmuştur. 1960-1963 yılları arasında yapılan kazılar neticesinde yanmış bir iç avlu taht odası salonlar kiler ve mutfak ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca buradan çok sayıda yüzük küpe bilezik kemer mühür altın ve tunçtan yapılmış süs eşyaları elde edilmiştir.



Tokluca Kalesi

Diyadin ilçe merkezine 19 km uzaklıktaki Tokluca köyünde bulunmaktadır. Yapıda yer altına inen merdivenler mevcuttur. Ancak bu merdivenli yolun nereye ulaştığı bilinmemektedir.



Üçkilise

Taşlıçay'ın 18 km doğusunda yer alan bugünkü Taşteker köyüdür.
Birçok kaynakta adına rastladığımız Üçkilisenin kutsallığı M.Ö.'ye dayanır. Arsaklı Türkleri burada Bagavan adında bir Güneş Tapınağı yapmışlardır. Sonradan Ermeniler tarafından bir manastır inşa edilmiştir. Ancak bahsedilen ve diğer tarihi değerler yok edilmiştir. Ermenilerin yaptırdığı manastır 1950 yılında sökülmüş taşları Ağrı Merkez Camii'nin yapımında kullanılmıştır. Nuh Peygamber'in mezarının burada olduğuna ilişkin bir inanışta vardır.



Kızılziyaret Kalesi

Balıklı Göl yakınlarındaki aynı adı taşıyan köyde bulunmaktadır. Hangi dönemde yaptırıldığı bilinmeyen yapının yapanı ve yaptıranı bilinmemektedir. 1918 yılında yöre terk edilip barınak ve kale surları tahrip edildiğinden dolayı kale harap bir görünüm arz etmektedir.



Küpkıran (Harebegöl) Kalesi


Merkez ilçenin 20 km uzağında yer alan Yukarı Küpkıran ile Güneysu köyü arasında bulunmaktadır. Kale Harabegöl Kalesi olarak ta bilinir. Kalenin kimin tarafından hangi tarihte yaptırıldığı bilinmemektedir.



Pazı Kalesi

Küpkıran köyü ile Kalender köyü arasındaki kaledir. Pazı Kalesi Eyüp Paşa Kalesi adı ile de anılmaktadır. Ağrı Ovası'na hakim bir tepe üzerinde kurulan kale küçük boyutlu olup basit bir yapıya sahiptir. Kale oldukça tahrip olmuş tanınmayacak bir hale gelmiştir.



Toprakkale

Eleşkirt'e 14 km mesafedeki antik kenttir. Toprakkale'nin yapım tarihi bilinmemekle birlikte Urartular döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Urartuların burada bir kale yaptırdıkları ve küçük Arsaklılar'ın burayı yeniden imar ettikleri bilinmektedir.
Tapınak ve yerleşim yerleri tamamen harap bir hale getirilmiş kale burçları ve bazı duvar kalıntıları günümüze gelebilmiştir.



Toprakkale Camii

Cami ile aynı adı taşıyan köyde bulunmaktadır. Cami üzerinde yer alan kitabeden 1684 yılında Mirza bin Abdi Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Cami kare planlı tek kubbeli bir plan arz etmektedir. 12 50x12 50m ölçülerindeki cami 8.20m çapındaki tromp geçişli bir kubbe ile örtülmüştür. 14 ahşap direk üzerine oturtulan son cemaat yerinin bir kısmı sonradan yapılmıştır. Beden duvarlarında 6 kubbe kasnağında ise birer atlamalı olarak4 adet pencereye yer verilmiştir.
Beden duvarlarının köşeleri taç kapı ve pencere etrafları kesme taştan diğer kısımlar ise moloz taşlarla yapılmıştır.



Hamur Kümbeti

Hamur ilçe merkezinde yer almaktadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabeden sadece 1802 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Plan bakımından Kırşehir'deki Aşık Paşa Türbesi'ne benzemekte olup Selçuklu ve Osmanlı Kümbetlerinden farklı bir planlama gösterir. Yapı dikdörtgen planlı olup içten aynalı tonoz dıştan balık sırtı şeklindedir. Güney taraftaki orijinal olmayan tahta kapıdan giriş sağlanır. Doğu cephesinde 3 batıda ise 2 penceresi bulunmaktadır. Yapı kesme taş malzeme ile yapılmış olup cepheleri kuşatan dört sıra bazalt ile renkli bir görünüm kazanmıştır. Kümbet içerisinde İshak Paşa'nın torunlarından İbrahim Paşa'nın ve ailesinin mezarları bulunmaktadır. Mezar taşları bitkisel motifler sekiz kollu yıldız ve Arapça yazılar ile süslenmesine karşın bunlar tahrip edilmişlerdir.



Karagöz Kilisesi

Tutak'ın 26km batısındaki Dayapınarı (Noktulu) köyü yakınlarında bulunmaktadır. Kilise kayalara oyularak yer altına yapılmıştır. Kiliseye merdivenlerle inilmektedir. Bezer bir kiliseye Hamur'un Beklemez köyünde de rastlanılmaktadır.



Havaran Kalesi

Hamur ilçe merkezinden geçen derenin 100m yukarısında sarp bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Kale Selçuklu Devleti'nin son zamanlarından kalmadır. Osmanlı-Rus savaşlarında ve daha sonraları kale tahrip edilmiştir.



Şoşik Kalesi

Hamur'un Karlıca (Şoşik) köyünde yapılmış kaledir. İlçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Kalenin yapım tarihi bilinmemesine karşın Akkoyunlular'dan kaldığı sanılmaktadır.
Bugünkü haliyle kalede; iki oda ve hamam ayakta kalabilmiş diğer kısımlar tahrip edilmiştir. Kaleye ulaşan blok taşlardan yapılmış merdivenler bulunmaktadır. Kalenin alt tarafında ayrı olarak yapılmış bir ibadethane vardır.



Karlıca Kız Kalesi


Karlıca köyünde Şoşik Kalesi'nin 2 km doğusunda bulunmaktadır. Şoşik Kalesi beyinin burayı kızı için yaptırdığı söylenmektedir.



Kan Kalesi


Tutak'ın 15 km batısında yer alan Dönertaş (Kalekul) köyü yakınlarındadır. Kalenin yapım tarihi bilinmemektedir. Kale harap bir vaziyette olup temel seviyesinde günümüze ulaşabilmiştir. Kalenin başka bir adı da Kale-i Hum'dur.



Zencir Kale

Tutak yakınlarındaki Katavin Dağında bulunmaktadır. Yapım tarihi bilinmemektedir. Bugün yıkık durumda olan kale hakkında bir çok efsane ve söylenti vardır.



İshakpaşa Sarayı

Dogubeyazıt'ın 8 km güneydoğusunda Eski Doğubeyazıt'ın kayalıkları üzerindedir. Sarayın harem girişi üzerinde bulunan kitabesinde;
"Bin yüz ile doksan dokuz oldu buna tarih
İshaka meram üzere kem kıl dü cihanı"
yazılıdır. Buradan yapının H.1199 (M.1784) tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kitabede adı geçen İshak ise II.İshak Paşa'dır. Yapı yaklaşık yüz yıllık bir dönem içerisinde tamamlanmıştır. Dolayısıyla 1634-1680 yılları arasında Beyazıt Sancakbeyliği'ni yapan Çolak Abdi Paşa döneminde yapının imarına başlanılmış ve 1784 yılında II.İshak Paşa döneminde yapı tamamlanmıştır.



İki avlu ve bu avlularda yapılmış bölümlerden oluşan sarayda binalar "U" şeklinde düzenlenmiştir. Birinci avluya girişi sağlayan taç kapı dışa doğru çıkıntılıdır. Her iki yönden yuvarlak altışar sütunla takviye edilmiştir. Yüzey yuvarlak kemerli mukarnas kavsaralı bir niş içine alınmıştır. Asıl giriş kapısı basık kemerli olarak düzenlenmiştir. Taç kapı; kabartma bitki motifleri stilize ağaçlar mukarnası andıran bezemeler ve kemerlerle süslenmiştir. Birinci avluda; nöbetçi odası çeşme muhafız koğuşları zindan ile at koşum ve araba yerleri bulunur.


Orta avlu dört tarafı çeşitli binalar ile çevrilmiş olup dikdörtgen planlıdır. Bu kısımda hizmetli odaları selamlık cami ve türbe yer alır.
Dikdörgen planlı caminin harim kısmı kare planlı olup üzeri yüksek kasnaklı tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Önünde üzeri teras şeklinde düzenlenmiş kapalı bir son cemaat yeri bulunur. Cami iç mekanında ampir üslubu hatırlatan süslemelere sahiptir.

Caminin güneyinde yer alan Çolak Abdi Paşa Türbesi Selçuklu tarzına uygun olarak iki kat halinde yapılmıştır.
Orta avludan bir kapıyla dikdörtgen planlı harem dairelerine geçilir. Bu bölümde ayrıca hamam kiler aşhane ve tuvalet gibi kısımlar bulunmaktadır.
Sonuç olarak İshak Paşa Sarayı farklı üslup ve bezeme şekilleriyle inşa edilmiş olup ortaçağ şatolarını anımsatan gösterişli bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır.


Doğal Güzellikler


Diyadin Kaplıcaları

Diyadin ilçe merkezinin 5 km. güneyinde bulunmaktadır. Diyadin Kaplıcaları Yılanlı. Davud Köprü kaplıcaları olmak üzere üç bölüme ayrılır. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan'ın oğlu Ziyaeddin Bey binlerce seneden beri kullanılagelen bu kaplıcaların civarında ilk tesisleri kurmuştur.
Davut ve Köprü çermikleri sularının özellikleri bakımından birbirlerine benzemektedir. Köprü çermiğinin tortuları Murat Nehri üzerinde tabii bir köprü meydana getirdiği için bu isim verilmiştir. Demir kükürt sülfat kalsiyum ve bikarbonat bakımından zengin olan bu kaplıcalar romatizma cilt hastalıkları ile nefrite iyi gelir. Suyun sıcaklığı 60-70 derecedir.
Kaplıca kuruluşları havuz özel banyoları olan bir hamam ve bir de hidroloji bölümünden oluşmaktadır. Toplam 150 yataklı turistik otellerin yanı sıra kamp çadırları da kullanılır.
Çevresindeki Murat Nehri ve Kudret Köprüsü ile güzel bir manzara oluşturan Diyadin Kaplıcaları yaz aylarının en çok rağbet gören yerleridir.


Dambat Kaplıcası


Ağrı'ya 5km uzaklıktaki Yolluyazı (Dambat) Köyü'nde Murat Irmağı kıyısında bulunmaktadır. Deri ve romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.


Balık Gölü


Doğubeyazıt'ın Sinek Yaylasında bulunur. 2241m lik rakımı ile yurdumuzun en yüksekte oluşmuş gölüdür. Yüzölçümü 34km karedir. Alabalık ve sazan balığı boldur. Taşlıçay'a 40km'dir. Sandalla gezilir.
Taşlıçay'ın 18km kuzeydoğusunda alabalığı ünlü bir lav seti gölüdür. Gölün ağaçlıklı çevresi yörenin dinlenme yeridir. Suyu tatlıdır. Gölün ortasında üzerinde tarihsel kalıntılar bulunan 4 dekar genişliğinde küçük bir ada vardır.


Meteor Çukuru

Doğubeyazıt'ın 35km doğusunda İran sınırına 2km uzaklıkta Gürbulak sınır kapısı ile Sarı Çavuş (Gürveren) Köyü arasındadır. Alaska'dakin den sonra dünyanın en geniş göktaşı çukurudur. Meteor çukuru 1913'te düşen bir göktaşı sonucunda oluşmuştur. Genişliği 35m derinliği 60m'dir. Toprağa gömülü göktaşının üzeri bir toprak tabakasıyla örtülüdür.


Buz Mağarası

Küçük Ağrı Dağının güney eteğinde Hallaç Köyü'ne 3km uzaklıkta bulunmaktadır. Doğal bir anıt durumundaki mağara; 8m derinliğinde 100m uzunluğunda ve 50m genişliğinde elips biçimli bir yapıdadır. Mağara içinde bazalt lavlar kayalar ve bir kaktüs büyüklüğünden insan büyüklüğüne varan bir çok buzdan dikitler yer almaktadır. Bu buz dikitler ışıkta renk renk yanar döner bir görünüm almaktadır. Mağara kış aylarında sıcak yaz aylarında ise; bir buzdolabı kadar soğuktur. Mağara ağzından sürekli sıcak ve soğuk hava akımları eser.


Nuh'un Gemisi'nin izi


Türkiye-İran transit yoluna 3 5km uzaklıkta bulunan ve Ağrı Dağı'nın güneyinde Telçeker ile Meşar Köyleri arasında doğal bir anıttır. Bu anıt gemiye benzer siluet şeklindedir.


Kültür ve Turizm Bakanlığı gemi kütlesinin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özeliğiyle 3657 sayılı kararı ile 1987'de burayı doğal sit alanı ve açık hava müzesi olarak koruma altına almıştır. Geminin kalıntısını Kuşbakışı olarak görülecek bir yere turistik niteliklere sahip bir kafeterya yapılmıştır.


Turizm

Bir çok uygarlığın izlerini bünyesinde barındıran Ağrı tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal kokusu yüksek dağları yayları ile ülkemiz turizmi içerisinde kendine iyi bir yer edinmiştir. Dünyanın ikinci büyük dağı Ağrı Dağı Nuh'un Gemisi Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin doğudaki abidesi İshakpaşa Sarayı Dünyanın alaska'dan sonra en büyük meteor çukuru ile yüksek turizm potansiyeline sahip ilimizde 950 turistik belgeli olmak üzere 3000 yatak kapasitesi ile dünya turizmine ev sahipliği yapabilecek yapıya sahiptir.


Dağ Turizmi

Nuh'un gemisinin bulunduğu iddia edilen Ağrı Dağı 5165 metre zirvesi ile Türkiye ve Dünyada en büyük dağ konumundadır. Üstündeki eksik olmayan karı ile yabancı turistlerin ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Ağrı Dağında Dağcılık ve yürüyüş sporları için ideal bir yerdir. 2000 yılında kısmen de olsa turizme açılan Ağrı Dağına yüzlerce yerli ve yabancı turist tırmanış gerçekleştirmiştir. 2001 yılında yöremiz herkese kapısını açmış bir Ağrı Dağının hayaliyle yaşamaktadır. Çünkü yabancı ülkelerden gelen taleplerin fazlalığı ülkemiz ve yöremiz turizmi açısından büyük önem arzetmektedir.

Dağcılık sporu Ağrı Dağına çıkışlar için bürokratik engellerin kaldırılması gerekmektedir


Kış Sporları (Kayak)

Her yılın altı ayı karlar altında bulunan Ağrı iline 30km uzaklıktaki Eleşkirt'e bağlı bulunan Güneykaya Kayak tesisleri Ağrı Valiliği tarafından yaptırılarak hizmete açılmıştır. Kayak turizmi için ideal bir yer olarak seçilen yer Doğuda Palandöken ile Sarıkamış kayak pistlerine alternatif olarak yapılmıştır.
Yılın yarısından fazla karlar altında bu piste yerli ve yabancı turistleri çekmek için iyi bir tanıtıma ihtiyaç vardır.


Güneykaya Kayak Tesisleri


Güneykaya Kayak Tesisleri Ağrı'ya 36 Eleşkirt ilçesine 6km uzaklıkta olup E 23 Karayolunun 500 metre yakınındadır. Kayak için en uygun kar yapısına sahiptir. Bu kayak pistine çığ ve sis olayı bulunmamaktadır. Kasım ayının ortalarından mart sonuna kadar kayak yapılabilmektedir. Slalom ve mukavemet için ayrı pistleri bulunmaktadır. Bu kayak pistine genelde kar kalınlığı 1.50 metre bazen 2-2.50 metreye kadar çıkabiliyor. Ayrıca kayakçılar ve turistler için zirvede restaurantı bulunmaktadır. Çevre düzenlenmesi bulunmaktadır.


Termal Turizm

Ağrı'ya bağlı Diyadin ilçesinin 5km doğusunda yer alan ve Murat Nehrinin kenarında bulunan Yılanlı Davut ve Köprü adıyla bilinen kaplıcalar bulunmaktadır. Yaz kış her zaman kaplıcaların romatizma ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Burayı bir çok yerli yabancı turist ziyaret etmektedir.

Termal turizmi açısından büyük önem taşıyan bu yerin etrafına çevre düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir. Basitte olsa konaklama üniteleri mevcuttur.Ağrı Valiliğinin 2000 yılında faaliyete geçirdiği termal otel buraya canlılık kazandırmıştır

__________________
Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkumdur.
Mustafa Kemal ATATÜRK

  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Queen'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 10.04.2009, 17:06   #2
Çevrimdışı
Queen
Tam Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart

Patnos


Tarihi ve Coğrafi Yapısı

Urartuların "Aladırı",Romalıların "Patisus" diye adlandırdıkları İlçemiz geçmişte cereyan eden tarihi olaylarla beraber günümüze kadar gelen olayların akisleriyle süslü eski kalıntılarıyla yaşayan yörelerimizden birisidir. İlçenin güneybatısındaki ehramvari koç heykeli, mezarlar, kümbetler ve kale yıkıntıları gibi manzaralar ilçemizin ne kadar köklü bir tarihe sahip olduğunu gösteren delillerden bazılarıdır.

Patnos"un geçmişi çok eski dönemlere hatta Milattan önceki dönemlere kadar uzanır. Bölgemizin en eski halkını Milattan 30 asır kadar önce Ortaasya da "Asiyetik" (Yafetik) adı altında gelen Hurular, Kastilerle aynı ırka sahip olan Subarlar teşkil ederler. Bunlar bu bölgede kuvvetli devletler kurmuşlardır. Özellikle Hurular bu bölgede 200 yıl kadar rakipsiz olarak yaşamışlardır. Mittani (Hüksüzler)" le beraber şarka hakimi olmuşlardır.

Huruların enkazı üzerinde Vangölü havzasında Asurluların Yukarı Ülke anlamına gelen Urartu veya "Ur-Artu" adını verdikleri bir devlet kuruldu. Urartuların Aladiri, Romalıların Patisus diye adlandırdıkları İlçemiz uzun zamanlara Urartu Medeniyetinin tesirinde kaldığı yapılan kazılarda Serefkus"un kurduğu krallığa, Sonra Asurluların, daha sonra Perslerin üzerinde yaşadığı İlçemiz daha sonraları Partların, Romalıların, Sasanilerin ve Hazar Türklerinin ellerine girmiştir.

1347 yılında Karakoyunlu Türkleri (Mamikonlu-Belanlı) Patnos, Erciş, Malazgirt, Adilcevaz ve Ahlat havalisinin kontrollerini ellerinde bulundurmuşlardır. 1514 yılında yapılan Çaldıran Savaşı neticesinde bu bölge Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altına girmiştir.

Türkiye Cumhuriyetinin bu güzel ve değerli vatan parçası son olarak Rus işgali altında kalmış, ancak 14 Nisan 1918 tarihinde Birinci Dünya Savaşı ile işgalden kurtarılarak tekrar anavatana katılmıştır.

Patnos İlçesi Doğu Anadolunun Yukarı Murat-Van bölümünde yer alır. Doğuda Van İlinin Erciş, Batıda Muş İlinin Malazgirt, Kuzeyde İlimizin Tutak ve Hamur İlçeleri, Güneyde Bitlis İlinin Adilcevaz İlçeleri ile komşudur. İlçemizin Ağrı-Van, Ağrı-Muş ve Ağrı Bitlis karayollarının kesişme noktası üzerinde kurulmuş olması önemini artırmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1640 metredir. İlçemizin 1 Belde Belediyesi, 91 köy ve 63 mezrası bulunmaktadır. İlçenin Yüzölçümü 1424 metrekaredir.





T u t a k

Tutak Doğuanadolu bölgesinin yukarı Murat bölümünde yer alan Ağrı İline bağlı tipik bir Anadolu İlçesidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Van Eyaletinin Beyazıt Sancağına bağlı iken 1919 yılında ilçe statüsü kazandırılmış ve 1927 yılında merkezi Karaköse olarak Ağrı İline bağlanmıştır.

Yörenin tarihi konusunda elde edilen bilgiler M.Ö. XV'nci yüzyıla kadar uzanmaktadır. Bu yıllarda bölgenin Hurri - Mitani Krallığının kuzeydoğu ucunu teşkil ettiği, ancak ; esas egemenliğin Urartularda olduğu görülür. (Urartular Van merkez olmak üzere Doğuanadolunun büyük kısmını uzun yıllar ellerinde tutmuşlardır.)



Tutak M.Ö. VIII. Yüzyıl sonlarında İran da hüküm süren Medlerin hakimiyetine girer. Medlerin egemenliği perslere yenilmesi ile sona erer ve Persler bölgeye hakim olurlar. M.Ö.331 yılına kadar devam eden Pers egemenliği İssos muhaberesi ile sona erer ve bölge İskender İmparatorluğuna katılır. Büyük İskender ve generallerinin devirlerinden sonra Pers İmparatorluğunu yeniden canlandıran Partların eline geçer.

M.S .1. ve 2. Yüzyıllarda Romalılar Anadolu'nun büyük bir kısmını ele geçirirler. Bölge zaman zaman Romalılarla Partların mücadelesine sahne olursa da Romalılar Fırat nehrinin doğusunda egemenlik kuramazlar. M.S. 3.Yüzyılda Partlar yerlerini Sasani İmparatorluğuna bırakırlar. Sasanilerin mücadeleleri Romalılar ile sürer. 642 yılında Sasani İmparatorluğuna son veren İslam orduları bölgeye hakim olurlar.

VIII. Yüzyıl ortalarından itibaren islamiyeti kabul eden Türkler,Abbasiler devrinde İslam Ülkelerine yerleşmeye ve Anadolu'ya akın etmeye başlarlar. Bu akınlara son vermek üzere yola çıkan Bizans ordusu 1071 yılında Alparslan komutasındaki Türk ordularıyla Malazgirt Ovasında karşılaşırlar. Bu savaş Bizans ordusunun kesin yenilgisiyle sonuçlanır. Anadolu kapıları Türklere tümüyle açılmış olur.

Malazgirt Meydan Savaşından sonra bölgeye bir müddet Celalettin Harzemşah daha sonra Moğollar hakim olurlar. Moğolları takip eden bölge sırasıyla İlhanlıların, Celayiroğullarının (1345) Timur İmparatorluğunun, Karakoyunluların ve Safevilerin yönetiminde kalır

Yavuz Sultan Selimin 1514 Çaldıran seferiyle Osmanlı topraklarına katılan bölge İran'la olan Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla (1639) kesinleşir.
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarında Rusların işgaline uğrayan bölge 1878 Ayastefanos Anlaşmasıyla tekrar Osmanlı topraklarına katılır.

Tutak adının nereden geldiği konusunda üç ayrı iddia vardır. Bunlardan birincisi Farsça'dan alındığı ve iki anlamına geldiği ve sonradan bu deyimin Tutak olarak değiştirildiği yolundadır. İkincisi yöreye ilk gelen Türkler tarafından tutulan yer anlamında Tutak dendiği savıdır. Üçüncüsü ise yörenin adını Alparslan ordusu komutanlarından olup, bu yörede konaklayan Tutak Beyinden dolayı İlçeye Tutak dendiği savıdır.

Yörenin yakın çevrece özellikle Kars ve Erzurum çevresinde Antep adıyla anıldığı bilinmektedir. Antep adının Güneydoğu İllerimizden Gaziantep'le bir ilişkisinin olup olmadığı konusunda bilgi edinmek mümkün olmamıştır.
Birinci Dünya savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan bölge mahalli direnmeler devam ederken 1918 de Rusların geri çekilmesi ile işgalden kurtulmuştur.




H a m u r



Hamur ilçesi merkez ilçenin güneyinde ve il merkezinden 15 km uzaklıktadır. 2000 nüfus sayımına göre şehir nüfusu 4.265 köy nüfusu 17.530 köylerle birlikte toplam nüfusu 21.795 yüzölçümü 898 km2 ve nüfus yoğunluğu ise km2 başına 24 kişidir. İlçe nüfusunun büyük çoğunluğu kırsal alanlarda yerleşmiştir. İlçe ekonomisinde hayvancılık ön plan gelmektedir. Hamur Belediyesi 1958’de kurulmuştur. İmar Planı 1968’de yapılmıştır.



İlçenin doğusunda Taşlıçay batısında Tutak kuzeyinde merkez ilçe güneyinde ise Patnos bulunmaktadır.




Hamur’a bağlu 45 köy vardır. Köyler çoğunlukla ilçenin güney bölgesinde engebeli araziler üzerinde kurulmuştur. İlçenin güneyinde Aladağlar sıra halinde uzanmakta batısından ise Murat Nehri geçmektedir.Selçuklulardan kalma Havaran Kalesi ve Mahmutpaşa Kümbeti ilçenin başlıca tarihi eserleridir.



Hamur yaz mevsiminde önemli tabii güzellikler arzetmekte ve bir mesire yeri olmaktadır. İlçe merkezinde bir sağlık ocağı bulunmakta evler ise genellikle taştan ve tek katlıdır. İl merkezine yakın olmasına rağmen ilçenin gelişmesi çok yavaş olmakta Ağrı-Van yolu üzerinde bulunması sebebiyle ulaşımı çok kolay olmaktadır.



HAMUR KALESİ

İlçe merkezinin batısında, Hamur deresinin oluşturduğu derin vadinin kıyısında yalçın kayalar üzerinde oluşturulan geniş bir düzlükte kurulmuştur. Kimler tarafından ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, M.Ö. X yüzyıl başlarında merkezi Van (Tuşba)olmak üzere büyük bir devlet kuran Urartuların Patnos ve Eleşkirt'e egemen olmaları, ilçe topraklarının da bu devletin sınırları içinde olduğunu göstermektedir. Kalenin konumu ve mimari özellikleri göz önüne alındığında ilk yapımın Urartulara kadar uzandığı zannı kuvvetlenmektedir.


Çevredeki yaşlıların anlattıklarına göre 1914 yılında kalede 1m.büyüklüğünde dikdörtgen yassı bir taş üzerinde yazılmış bir kitabenin olduğunu ve bu tarihten sonra kitabenin bir daha görülmediği söylenilmektedir. Kitabenin mahiyeti bugün bilinmemektedir. Ancak Urartu dönemine ait çevredeki çoğu kale ve mezar anıtlarında görülen daha çok kralların başarılarını veya dini içerikli metinlerin anlatıldığı büyük boy kitabeleri hatırlatması bu kitabenin de aynı dönemden kalmış olması fikrini kuvvetlendirmektedir.


Yöre halkının kale taşlarında Hz.Ali'nin atına ait Ayak izlerinin olduğuna dair rivayetleri kalenin İslam ordularının kontrolünde kaldığını göstermektedir.


Türklerin Anadolu'ya yaptıkları akınların bir yolu da Hamur bölgesi üzerinde olması Bargiri (Muradiye),Erçiş ve Adilcevaz kaleleri ile birlikte bu lalenin de bir üs olarak kullanılmasına neden olmuştur.



XIV. yüzyıl boyunca Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleri arasında el değiştiren bölgede bu ile birlikte Şoşik kalesi gibi birçok kalenin Akkoyunlular tarafından onarılıp kullanıldığı XVI yüzyıl ortalarında bölgeye gelen Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinden anlaşılmaktadır.





D İ Y A D İ N

Genel Bilgiler


Merkez ilçenin doğusunda, Erzurum-iran yolunun 59.km sinde 7 km lik bir yolla bu yola bağlanmaktadır. ilçenin toplam nüfusu 33,158 yüzölçümü 1.274 km karedir. Nüfus Yoğunluğu ise Km kare başına 26 kişidir. Murat ırmağı kıyısında yer alan ilçenin temel ekonomik etkinliği hayvancılık ve tarımdır. ilçenin en önemli ticaretini de hayvan ürünleri ve Tahıl meydana getirmektedir. Diyadin de evlerin hemen hemen hepsi tek katlı ve taştandır. Kerpiç evlere rastlanmamaktadır.




Yılanlı çermiği

Diğer kaplıcaların ortasında, merkezi bir yerdedir. En şifalı olduğu bilindiğinden, modern bir bina içine alınmıştır. çermik tepesinin dibinde, Murat nehrinin kıyısındadır. Suyu alttan kaynar ve serindir; sıcaklığı 37 dereceyi geçmez. yıllar önce kaynağında yılan görüldüğü için Yılanlı adı verilmiştir.


Davut çermiği

Merkez kaplıca tesislerine 300m uzaktadır. Davut köyüne yakın ve bu köyden gelen suyun kenarında olduğu için Davut çermiği adını almıştır. Suyun kaynağı havuz, havuz da bina içerisine alınmıştır. üst kısmı açık olan bina, kadın ve erkekler için ikiye ayrılmıştır. Havuzda biriken ve kirlenen Su, bir kanalla dışarı akıtılır. Su bol minerallidir. Sıcaklığı 35-60 derece arasındadır. Kapalı ve Sulu yaralara, mide hastalıklarına, romatizmaya şifa verir. Romatizmalı kişiler, yakınındaki çamurdan sızlayan yerlerine sürer, güneşte kurutup yıkanırlarsa, daha etkili olur.

Köprü çermiği

Merkezi kaplıca tesislerinin 500 m. kuzey batısındadır. Yılanlı ve Davut çermiklerine göre en sert araziye sahip olan burasıdır. Bunun sebebi, çok sayıdaki kaynaktan çıkan suların Hava ile temasa geçmesi sonucunda yapısındaki kireç, kükürt ve benzeri Maddelerin taşlaşarak üst üste birikmesidir. Köprü çermiği su sıcaklığı en fazla olanıdır. Su 30 m. açıkta aktıktan sonra bina içine alınmıştır. Havuz ve binası Davut çermiğinin aynısıdır. Sudaki Mineral oranı fazla ise de içilebilir niteliktedir. Sular traverten oluşturduğu için Peri bacalarını ve Denizli-Pamukkale’ yi andırmaktadır.



Kudret Köprüsü

Köprü çermiğinin bitişiğindedir. Zaten bu çermiğin adı da buradan gelir. Murat Nehri buradaki toprak ve kaya yığınını sökemediğinden Altını delmiş açtığı tünelden akmıştır. Dünyada benzeri olmayan bu köprü, 30m. yükseklik, 30 m. genişliktedir. Aradaki 150m. boşluktan sonra ikinci doğal köprü yer almaktadır. üzerlerinden çevre köylerin yolları geçer. Köprüden Murat nehrinin manzarası ve kaplıcaların görünüşü insana zevk vermektedir. Evliya çelebinin Seyahatnamesinde de adı geçen bu güzel yapı Germ’ab-ı ibretnüma diye adlandırılmıştır.


Meya Mağaraları

Diyadin’in 15km. güney batısındaki Günbuldu Meya köyündedir. Mağaralar ve tarihi kalıntılar, köyün 400m. uzağında yüksek ve sıra kayalıklar içerisindedir. Sıra kayalık ile alt zemin arasında 100-150 metrelik çakıllı bir yamaç vardır. Bu yamacın üst ucundaki dik, yüksek ve sıra kayalara oyularak yapılmış; pek çok ve değişik yapıda barınma yeri , tapınak, ibadethane, oda ve mağaralar vardır.


Bazı odaların kapı ve penceresinin önünde balkonu mevcuttur. Kayalara oyulmuş bu barınak ve ibadethanelerde değişik inançların izleri görülmektedir. Mağara odaları savunma ve tehlikelerden korunma amacıyla, ele geçirilmesi güç kayalara yapılmıştır. Aşağıdaki durak yerinde , önceleri çeşitli hayvan heykelleri, mitolojik izler ve çeşitli binalar olmasına rağmen, onlardan çok azı kalmıştır. Büyük kaya parçasına oyulmuş mihrap, haçlı taşlar, islam ve yezidi mezarları.


Hz.Ali’nin atının Ayak izleri olduğu sanılan taşlar, geriye kalanlardır. iki koç heykeli önce Diyadin Hükümet konağı önüne, sonra da Ağrı’ya götürülmüştür. Meya antik kentin yakınındaki Sahabe Mezarlığı da tarihi ve efsanevi izler taşır. Kırmızı, Siyah ve Beyaz şehitler, bunların en tanınmışlarıdır. Burada, şehre su akıtan bir de su kanalı vardır. Ayrıca, rastlanan at, koç ve koyun motifli taş heykeller, mezar taşları, ait oldukları Türk Boyları hakkında bilgi vermektedir. Meya’daki mağaralar uzun ve oldukça geniştir.


Mağaraların gerisinde başka yerlere çıkan tünellerin olduğu söylenir. Tokluca köyündeki kayalardan yer Altına inen merdivenlerin buraya çıktığı sanılmaktadır.


Meya kalıntılarının az ilerisindeki sahabe mezarları adı tarihi ve efsanevi izler taşır. Kırmızı şehit (Şehit-i sor), siyah şehit (Şehiti reş) Beyaz şehit (Şehid-i çil) bu şehitlerin en tanınmışlarıdır. Burada şehre su akıtılan bir de su tüneli vardır.


Meya mağaralarının bulunduğu dağın tepesi düzdür. Ard arda uzayıp giden kayaların uzunluğu yaklaşık bir kilometredir. Bu kayaların yüksekliği ise 30-50 metre kadardır. Mağaralar peri bacaları, odalar, kale, sığınma ve barınma yerleri, vs. Hepsi bu dağın orta kısmında kayaların dibinde ve arasındadır. Kale, kayaların orta kısmına oyulmuştur. Güneye bakan pencereler, bazı odaların kapı ve balkon gibi bölümlerini oluşturmuştur.



Tendürek Dağı

Sönmüş, volkanik bir dağdır. Diyadin’in ve kaplıcaların güney doğusundadır. Dağın üzerinde Tandıra benzer sıcak çukurlar olduğundan böyle adlandırılmıştır. Doğal güzelliği ve kaynak sularının yanında, üzerinde buram buram buhar tüten sıcak su gözeleri de vardır. Sıcak ve soğuk kaynak suyu boldur. Murat nehrinin ilk çıkış yeri buradır.


Diyadin Kalesi

Diyadin ilçe merkezindedir. Kasabanın güneyinde, Murat kıyısındaki kayalıklar üzerine kurulmuş kaledir. Yapanı ve yaptıranı belli değildir. Eski adının Ziyaeddin olduğu. zamanla adının Diyadin’e dönüştüğü sanılan ilçe’nin kalesinden günümüze çok az şey kalmıştır. Evliye çelebi Seyahatnamesinde Diyadin kalesinden bahsederken. Ziyaeddin kalesi Azerbeycan hükümdarı Ziyaüddin’in yapısı olup Azerbeycan toprağında sağlam bir kaledir şeklinde tarif etmektedir. Yani Evliya çelebi’ye göre Diyadin kalesi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır. Aslında Uzun Hasan’ın bu adda bir oğlu yoktur.


Evliya çelebi burayı gezdiği yıllarda, Diyadin kalesinde bir camii. Altı yüz toprak örtülü ev, bir hamam ve kırk-elli dükkan varmış. Diyadin kalesi yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçilik yönünden Urartu yapılarına benzemektedir. Zamanla Arsaklılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar tarafından tamir ettirilmiş, yönetim binaları yapılmıştır. Kale XIX. Yüzyıl ve I. Dünya Harbindeki Osmanlı-Rus savaşlarında zarar görmüş, Ermeni çeteleri tahrip etmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise korunmaya alınmadığı için halk, surları ve binaların duvarlarını söküp ev yapımında kullanmıştır.


Avnik Kalesi

Avnik kalesinin hangisi olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Evliya çelebi’nin tarifine uygun olan Koçbaşı kalesi olduğu sanılmaktadır. Zira Evliye çelebi Seyahatnamesinde Bir yalçın kaya amed, çar köşe kale-i rengidir. şeklinde tamamlamaktadır. Bu, sarp kayalar üzerinde dört köşe küçük bir yer olan Koçbaşı kalesinin yapısına uygundur. Kale Diyadin’e 29km. mesafede Yankaya (Ali Hido) mezrasında ve Aladağ’ın yüksek bir yerindedir. Avnik (Unik) kalesi, Cumhuriyet döneminde taşları köylülerce sökülüp ev yapımında kullanıldığı için, bugün ancak temeli kalmıştır.


Kuje Kalesi

Koçbaşı (Avnik) kalesine yakın bir yerde bulunan küçük çapta bir kale kalıntısıdır. çevre köylüler buraya Miraşe adını vermektedir. Kuje Kalesi tahrip olmuş ve unutulmuş kalelerdendir. Kale kullanıldığı dönemlerde, Gendel ve Murat yolu üzerinden iki arkla buraya su getirildiği anlaşılmaktadar.


Tokluca Kalesi

Diyadin’in Tokluca köyündeki kaledir. ilçe merkezine 19km uzaklıktaki Tokluca’da olan bu doğal kalede yer altına inen merdivenler vardır. Kayalara oyularak yapılan merdivenlerin, kalenin başka bir yere giden gizli yolu mu, yoksa Meya mağaralarına ulaşan yol mu olduğu henüz anlaşılmamaktadır.



D o ğ u b a y a z ı t

Genel Bilgileri



Zengin bir tarihe sahip olan Doğubayazıt, İpek yolunun buradan geçmesi ve bir sınır şehri konumunda olmasıyla önemli bir yere sahiptir.


Küçük bir yerleşim yeri olan Doğubayazıt, Osmanlı döneminde, sancak merkezi durumuna getirilerek, önemli bir bölge konumuna gelmiştir. Böylece burada bu dönem içerisinde bir çok yapılar onarılırken yeni yapıların da inşası gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde yapılan en önemli eserlerden birisi de, görkemli yapısıyla dikkat çeken İshak Paşa Sarayı olmuştur.


Uzun bir zaman dilimine yayılarak XVIII. Yüzyıl sonuna doğru tamamlanan saray; bu bölgede söz sahibi olan beylerin egemenlik ve devrin sosyo-ekonomik gücünü ortaya koyan, hayranlık uyandıran konum ve mimari açıdan da oldukça görkemli bir şekilde inşa edilmiştir. Ayrıca Osmanlı dönemimde merkezde bulunan saraylarla da yarışır durumda inşa edilen İshak Paşa Srayı, dönemin zengin yaşantısını ortaya koyan oldukça gösterişli bir eser meydana getirilmiştir.


Merkezden çok uzakta, doğu sınır bölgemizde bulunmasına karşın, en az merkezlerdeki saraylar kadar görkemli bir yapıya sahip olan İshak Paşa Sarayı, Edirne ve Topkapı Sarayı’dan daha küçük bir alan üzerine inşa edilmiş olmasına karşın plan açısından benzerlik göstermektedir. Topkapı Sarayı’nın küçük bir örneği olarak değerlendirebileceğimiz İshak Paşa Sarayı, yalnızca plan özellikleri açısından değil, avluların düzenlenişi ile birlikte saraydaki birimlerin fonksiyonları açısından da benzerlik göstermektedir.


Ahmedi Hani Türbesi


1651 yılında doğan ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Ahmedi Hani ye ait bir türbedir. Türbenin yanında sonradan birde cami yapılmıştır. Türbe Doğubayazıt’a 8 km. mesafede, İshak Paşa Sarayının üst kısmındadır. Bölgede en çok ziyaret edilen türbedir.


Ahmedi Hani ünlü “Mem-u Zin” adlı eserin yazarıdır. Hakkari Han köyünden Doğubayazıta geldiği söylenmektedir. Ahmedi Hani bu eserde, Emir Zeyneddin’in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sili adlı iki kız kardeşin Memo ve Taceddin adındaki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır. Bilgin ve edebiyatçı kişiliğiyle bilinir.




Yöremizin çok önemli şair ve filozoflarındandır. Babasının adı İlyas'dır.Han kelimesi Hakkari yakınlarında bulunduğu söylenen Han köyünden veya burada yaşayan Hani aşiretinden yada mensubu olduğu Haniyan ailesinden aldığı tahmin edilmektedir.Ahmedi Hani Doğu Anadolu'nun birçok bölgesini dolaşarak Arapça,belagat ve dini ilimleri okudu;ayrıca Astronomi ile ilgilendi.Bir süre bu bölgenin kültür merkezi olam Cizre'de yaşayan ve Mem-u Zin adlı eserini Kaleme alan Ahmedi Hani daha sonra eski Beyazıt'a gitti ve orada vefat etti.Yazma bir eserde 1707 yılında vefat ettiği ileri sürülmektedir.Halk arasında Veli olarak kabul edilen Ahmedi Hani'nin Doğubeyazıt'ta İshakpaşa Sarayı'nın yanında bulunan türbesi halen ziyaretgahtır.Sait Nursi'nin de gençliğinde kabrini ziyaret ederek ondan feyz aldığı nakledilir.


Başlıca Eserleri

MEM-U ZİN

Ana teması aşk olmakla beraber yöre halkının yaşayış biçimi ve ilişkilerini de iler.


NUBAHAR

Arapça-Kürtçe sözlük


İMAN AKİDESİ

İman esaslarını sunni görüşe göre işlediği eser.


ÇAR KUŞE

Her bir mısra dört ayrı dilde(Arapça,Farsça,Türkçe,Kürtçe)yazılan eserleri aşk,ayrılık,ve kavuşma temalarını işler.




E l e ş k i r t

Coğrafi yapısı

Ağrı nın batı bölümünde, kendi adını taşıyan ovanın kuzey batı kenarındadır. Doğusunda Ağrı, güneyinde Tutak ilçesi, Batıda Erzurum (Horasan ve Karayazı), Kuzeyde Kars (Sarıkamış ve Kağızman) vardır. Denizden yüksekliği 1650 m., alanı 1.559 km karedir. ilçe Kösedağ ve Aras Güneyi dağları, güneyinde çakmak dağlarının uzantıları volkanik yükseltileridir. Kasabanın doğusunda ve güneyinde Eleşkirt ovası uzanır. ilçenin adını taşıyan akarsu şehrin ortasından geçer.


ilçe topraklarının büyük bölümü, özellikle kuzey, batı ve güneyi yüksek dağlarla kaplıdır. Bu dağların yüksek noktaları, şunlardır: Batıda Hayrangöl dağı 2850m., Sacı Dağı, Tahir dağı, kuzeyde Kösedağ (3433m.) güneyde Mızrak Dağı (2350m) ile Kılıç dağı (2306). Dağların yÜksek yerleri çoğu zaman karlarla örtÜlÜdÜr; yayla olarak kullanılırlar.


Eleşkirt ovası ilçe topraklarının yaklaşık Üçte birini oluşturur. Doğu kısmında Karaköse ovası ile birleşir. Aslında Karaköse ovası bunun devamıdır. Ovanın yüksekliği 1650 - 1700 m. arasındadır. çevredeki dağlar kolay kolay geçit vermez. Ancak TÜrkiye - iran transit yolu ilçenin batısındaki Güzeldere vadisinden sağlanır.


ilçenin en büyük akarsuyu olan Güzeldere batıdaki çakmak dağlarından doğar ve doğuya doğru akarak şehrin güneyinden geçer. çevredeki dağlardan birçok dere ve çay ovaya iner, bu nehir e karışır. Bunlardan Eleşkirt deresi Kösedağ ve Derem dağından, Kopuz çayı Taşkom dağlarından doğar. Ovanın gÜney kenarı boyunca batıdan doğuya doğru akan GÜzeldere, Ağrı nın gÜneyinde Murat nehri ile birleşir. GÜzeldere nin Eleşkirt ovasına girdiği boğazda baraj ve sulama kanalları yapılmıştır.


Toprakkale

Ağrı daki antik kentlerden biri de, Eleşkirt e 14 km. mesafedeki Toprakkale dir. Toprakkale önceleri ilçe merkezi iken, ulaşım yetersizliğinden Cumhuriyet döneminde Eleşkirt e bağlanmıştır. Buradaki kale ve camii önemlidir.


Toprakkale nin yapım yılı bilinmemekle birlikte, tarihi eskilere, Urartulara kadar uzanır. Urartuların Ağrı daki önemli merkezleri Patnos ve Toprakkaledir. Urartuların burada bir kale yaptırdıkları, I.Rusas ın kale ve içindeki yapıları başlattığı, 2. ve 3. Russas tarafından tamamlandığı bilinmektedir. Daha sonra küçük Arsaklılar dan Sanatru oğlu Valarş Han (194 -216), Toprakkale yi (Valarş Kerd) adıyla yeniden imar ettirdi.


1879 yılında ingiliz arkeologların yaptığı kazılarda, Toprakkale de elde ettikleri önemli bulguları yurtdışına kaçırdıkları sanılmaktadır.


Toprakkale de tapınak ve yerleşim yerleri tamamen harap hale getirilmiştir. Sadece kale burçları ve bir kısım duvarlar yıkılmamıştır. Eleşkirt in Pirabat köyünde de benzeri bir höyük vardır.



Toprakkale Cami

Toprakkale köyünde 1684 tarihinde Mirza bin Abdi Paşa nın yaptırdığı camiidir. Höyüğün güney yamacında olduğu için, güney tarafında teras oluşturularak üzerine inşa edilmiştir. Camii, 12,5 12,50 m. ölçülerinde, kare planlı, sivri kemerli, basık trampalara oturan tek kubbeli ve minaresiz bir yapıdır. Kubbesi 8,20 m. çapındadır. Beden duvarlarının köşeleri, taç kapı ve pencere etrafları kesme taştan, diğer kısımlar tamamen moloz taşlardan örülmüştür. 14 ahşap direk üzerine oturtulan son cemaat yerinin bir kısmı sonradan yapılmıştır. Beden duvarlarında 6, sekizgen kubbe kasnağının yüzeylerinde birer atlamalı olarak yerleştirilmiş 4 pencere vardır. Son cemaat yerine sonradan moloz taştan yapılmış bir ek bölüm vardır.


Gövde kısmının kuzey cephesindeki kapının üzerinde Arapça yazılmış bir kitabede, camiinin Abdi oğlu Mirza tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Aynı kitabede mimar olarak ağabeydin adı geçmektedir.


Selçuklu mimari tarzına uygun olan camii, 1864 depreminde zarar görmüştür. Eski eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 10.05.1963 tarih ve 2029 sayılı Karar ile Korunması Gereken Eski Eserlerden kabul edilmiştir. Camii, 1968 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. Dış duvarlardaki derz, bu onarımda yapılmıştır.

T a ş l ı ç a y

Genel Bilgileri


Taşlıçay ilçesi Ağrı’ya 32 km uzaklıkta, Erzurum-iran transit yolunun üzerindedir. alanı 798 km karedir Murat Irmağının suladığı bir düzlükte kurulmuş olan ilçenin en önemli ekonomi etkinliği ve halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. ilçe doğuda Diyadin, batıdan Hamur ve Merkez ilçe, kuzeyden Kars ile güneyden Erciş ile çevrilidir. Taşlıçay’ın güneyinde Aladağ silsilesi uzanır ve bu da Tendürek dağına ulaşır. Kuzeyinde Aras sıradağları uzanarak Ağrı dağı ile birleşir. ilçenin doğusu ve batısı engebelidir.


Murat Irmağı ilçenin güneyinden geçer. ilçenin kuzeydoğusundan Büyük çay geçer ve Murat Irmağı ile birleşir. ilçe, Söğüt, akcaağaç, akasya ve kavak ağaçlarıyla ağaçlandırılmıştır. Taşlıçay’da yaz aylarında halkın büyük kısmı yaylalara çıkar. Yaylalar bu mevsimlerde görülmeye değer özellikler arzeder. Taşlıçay diğer ilçelerimizden farklı olarak daha iyi imkanlara sahiptir. ilçede hastane ve Sağlık ocağı bulunmakta, diğer sosyal hizmetler ve imkanlar açısından da ilçe kendine yetecek durumdadır. Esenköyde bulunan mandıra sütün değerlendirilmesinde ve peynir haline getirilmesinde önemli faydalar sağlamaktadır. Kumlubucak köyündeki sulama tesisleri sayesinde tarımda büyük ölçüde üretim artışı elde edilmektedir.


Taşlıçay Geçitveren Köyü


Geçitveren Köyü Türkiye'nin en doğu ucunda yer alan Ağrı ilinin30 km. doğusunda yer alan Taşlıçay ilçesinin batısında şirin bir köydür.


İlçeye uzaklığı 5 km'dir. Köyün tarihi çok eski zamanlara dayanmaktadır. İlçenin çevre ve merkezinde yapılan kazılarda Urartu dönemine ait tarihi eserlere ve yapılara rastlanmıştır.


Urartulardan sonra bu çevrede; Medler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Araplar ve Bizanslılar kısa süreli olarak yaşamışlardır.


1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı sonrasında köylülerin dedeleri buralara yerleşmişler.


Yerleşim alanının adını da 'Gülesor Köyü' olarak koymuşlardır. O zamanlar köyün içinden geçen tren yolu nedeniyle, köy kısa zamanda büyümüş ve Diyadin ilçesine bağlanmıştır.


1 Haziran 1954 yılında Taşlıçay ilçe olana dek köyün toprakları birkaç kez düşman istilasına Uğramış, 1914' de yani 1. Dünya Savaşında bu Topraklar Ruslar tarafından işgal edilmiştir.


Halk kendi çabalarıyla yurtlarını şehitler vererek düşmandan temizlemiş, özellikle Ermeni

zulmüne maruz kalınmıştır.


Nihayet, 14 Nisan 1918' de bu topraklar tamamen düşmandan kurtarılmıştır. Bu tarih Taşlıçay'ın düşman işgalinden kurtuluşu olarak halen kutlanmaktadır. Köyün 500 m. önünden geçen transit yol nedeniyle Gülesor adı, Geçitveren olarak değiştirilmiştir


Sinek ve Aladağ Yaylaları

ilk baharda karlar erimeye başlayınca, yaylalar hayat ve canlılık kazanır. Renk renk çiçekler, göçmen kuşların cıvıltıları ve yemyeşil kırlara yayılan sürüler, doyulmaz bir tabiat güzelliği oluştururlar. Buz gibi kaynak sular, serin ve temiz Hava bu yaylalarda hep vardır. Yaylalar yeşilliğini ve tazeliğini ağustos ortalarına kadar korurlar. Yaylaların gidilebilecek her yerine yol yapılmıştır.




Taşlıçay'a 40km olan Göl, Doğubeyazıt’ ın Sinek Yaylası’nda bulunmaktadır. 2245 metrelik rakımı ile yurdumuzun en yüksekte bulunan gölüdür. 34 km2 lik yüzölçümü bulunan gölün çevresinde kurulu 10 tane köy vardır.

Bu köylerden 5 tanesi ilçemize bağlıdır. Doğubeyazı’ın içme Suyu da bu gölümüzden sağlanmaktadır. Özel bir tür alabalığı ve çok lezzetli Sazan Balığı vardır. Gölün çevresindeki köy halkı geçimini balıkçılık ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Gölün ortasında üzerinde tarihsel kalıntılar bulunan 4 dekar alanında bir de Ada bulunmaktadır. Kışın tamamen donan gölde yazın yerli ve yabancı turistler tekne turu yapmaktadırlar. Muhteşem günbatımı ve Ağrı Dağı manzarasıyla kartpostallara konu olan güzelliğiyle görülmeye değer bir doğa harikasıdır.


Balık Gölü ilçenin kuzeyindeki Balık gölü Sinek yaylasında alabalığı ile ünlü bir lav seti gölüdür. Gölün suyu tatlı ve temizdir. Sazan balığı ve ünlü kırmızı pullu (kızıl alabalık) alabalığı vardır. Gölün çevresindeki buz gibi kaynaklar, Anadolu’nun en güzel sularıdır. Göl, doğal bir güzelliğe ve sade bir manzaraya sahiptir. Doğu Anadolu’nun Abant’ı sayılmaktadır. Gölün kuzey tarafında üzerinde tarihi kalıntılar bulunan dört dekar genişliğinde küçük bir ada vardır. Adaya motorlu ve kürekli kayıklarla gitmek mümkündür.




Bayrak Tepe


İlçeye 3 km uzaklıkta, anayol üzerinde bulunan Geçitveren Köyü girişindeki Toptaş Tepesi’nin düzenlenmesi ile oluşturulmuştur. Çevre düzenlemesi ile modern bir mesire alanı görünümü kazanan Bayraktepe’de yaz aylarında Havanın yakıcı sıcağından korunmak için kamelyalar ve mangal yapmaya elverişli alanlar bulunmaktadır. Ayrıca çocuklarınızın hoş vakit geçirebilecekleri oyun parkı da bulunmaktadır.


Bayraktepe’nin yapım çalışmalarına Ağrı Valiliği, Tugay Komutanlığı ve ilçe esnafının maddi ve manevi büyük katkıları olmuştur. İlçede çalışan memur, korucu, jandarma ve Polis seferber olmuş, Bayraktepe’ nin inşaatında gönüllü olarak çalışmışlardır.. Bayraktepe’de, Anıtkabir’de 01 Şubat – 15 Şubat 2004 tarihleri arasında dalgalanan şanlı Türk Bayrağı dalgalanmaktadır.
__________________
Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkumdur.
Mustafa Kemal ATATÜRK

  Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Queen'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 10.04.2009, 17:42   #3
Çevrimdışı
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Ağrı

Ellerine saglik Queen, tesekkürler paylasimin icin...
  Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 10.04.2009, 20:30   #4
oneyouu
Ziyaretçi
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Ağrı

Queen çok güzel bir konu olmuş tebrikler
  Alıntı ile Cevapla
'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 11.04.2009, 09:35   #5
Çevrimdışı
Queen
Tam Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Ağrı

devam ettiricem daha yardım edenlerede teşekkür ederim.. sizlerede..
__________________
Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkumdur.
Mustafa Kemal ATATÜRK

  Alıntı ile Cevapla
Queen'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 11.04.2009, 12:29   #6
Çevrimdışı
insomniac
Gerçek Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Ağrı

Konuyla alakalı bi şarkı koymuştum senin için queen ama kıymetini bilmiyosun
__________________
choose your life..
  Alıntı ile Cevapla
insomniac'in Mesajına Teşekkür Etti
Eski 17.05.2019, 12:08   #7
Çevrimdışı
Doğa_Sevdalısı
Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Ağrı

Çok teşekkürler paylaşımınız için.
__________________
DOĞA SEVDALISI
  Alıntı ile Cevapla
Doğa_Sevdalısı'in Mesajına Teşekkür Etti
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
ağri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 06:15.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.