Forum Gerçek

AnasayfaForumları Okundu Kabul Et Bugünkü Mesajlar
Geri git   Forum Gerçek > Türkiye ve Dünyadan Haberler > Ülkemiz ve Dünya Gündemi > Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Her konuda tartışma açılan konular burada


Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Eski 31.05.2023, 14:44   #1
Çevrimdışı
Insanlikarayan
Müdavim

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Sağ-Sol liberaller Belge, Akyol, Beki 'Kılıçdaroğlu gitmesin' diyor: CHP'yi

Sağ-Sol liberaller Belge, Akyol, Beki 'Kılıçdaroğlu gitmesin' diyor: CHP'yi dönüştürme projesini tamamla



Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur ittifakı karşısında yenilgi yaşayan Millet ittifakının adayı Kılıçdaroğlu’nun istifa etmesi gerektiğini öne sürenlere karşı liberal isimler savunmaya geçti. Liberaller, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin ‘dönüşümünü tamamlaması’ gerektiğini ileri sürüyor.



Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Cumhur İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasının ardından muhalif kesimlerde tartışmalar başladı. Bir kesim CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim yenilgisinin ardından istifa etmesi gerektiğini savunurken bir diğer kesim buna karşı çıkıyor. İstifa karşıtı isimlerin genel olarak liberaller olması dikkat çekiyor.
Murat Belge bugünkü yazısında Kılıçdaroğlu’nu savunarak, CHP’nin girdiği yeni siyasi rotada Kılıçdaroğlu önderliğinde yaşadığı dönüşümün tamamlanması gerektiğini belirtti.
Belge’nin yazısının ilgili kısmı şöyle:

"Ben Kemal Kılıçdaroğlu'nun kazanılacak bir seçimi kaybettiği kanısında değilim. Yani "Kemal Kılıçdaroğlu olduğu için" seçimi kaybettiğini düşünmüyorum. "Kazanacak aday" tartışması var ya... Bu sonuç, Kılıçdaroğlu'nun "kazanamayacak aday" olduğu iddiasını pekiştiriyor. Ama ben durumun böyle olduğunu savunanlardan değilim. Olay bu kadar basit değil. Tarihi nedenlerle, uzun bir zamandan beri "kaybeden taraf"tandı Kılıçdaroğlu. Partisinin bu kaderini değiştirmeye çalışıyordu; belirli ölçüde başarılı oldu. Ama "belirli ölçüde"... Çıtayı aşacak kadar değil.
Böyle düşünmemin sonucu olarak "O halde istifa etmemeli" demiyorum. İstifa edebilir, bu kendisi için de olumlu davranış olabilir. Ama "kader değiştirmek" dedim, bu amaçla yaptığı işleri olumlu buluyorum. Birinci turda beliren sonucun ikincinin de pek hayırlı olmayacağını haber verişini izledik. Bunun yarattığı olumsuz havada Kılıçdaroğlu da "milliyetçi kamp"a doğru savrulur gibi oldu ve bu elbette onaylanır bir tavır değildi. Kürt sorunu çevresinde gerek CHP, gerekse "Milli İttifakı"nın aldığı tavırlar, bilinen nedenlerle (ağırlıkla İyi Parti kaynaklı) gene iyi değildi. Bunun gibi bazı eleştiri davet eder yöneliş dışında Kılıçdaroğlu önderliği bence başarılıydı. CHP açısından çok önemli olan "helalleşme" gibi girişimleri son derece önemliydi. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu kendisi bu koşullarda istifa eder veya etmez, ama başlattığı bu siyaset üslubunun devamlı olması gerektiğini düşünüyorum. AKP diktasından kurtuluşun tek-parti ideolojisinden geçtiği kanısında değilim. Türkiye için hayati konu bu iki geleneksel tavrına meşrulaştırdığı "kırk satır/kırk katır" ikileminden çıkmasıdır. Bunu yapmanın yolu da evrensel, uluslararası demokrasinin gösterdiği yoldan ilerlemektir. Kemal Kılıçdaroğlu bunu yapmaya çalışıyordu.
Bu yönü kaybetmemek gerek.
AKP'yi kendisi için de en elverişsiz koşullarda yaşadığımız bu dönemde bile yenememenin "tarihi" nedenlerine değindim yukarıda. Bu sonuç, söz konusu "tek-parti" dönemi ve siyasetinin eseridir. Bu rejimin ceberrutluğunun etkileri bugünlere kadar geliyor ve toplumun en fazla ezilen ve horlanan kesiminin ideolojisi olarak karşımıza çıkıyor. Solun doğal olarak tabanını oluşturması gereken bu kesim halen de solu kendine düşman olarak görüyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin paradokslarından biri ve muhtemelen en önemlisi bu. En önemli, belirleyici rol oynayan ideolojik ve dolayısıyla siyasi biçimlenme de bu. Bir yığın belirsizlik içindeyiz ve kısa ve orta vadelerde bayağı zor dönemeçlerden geçeceğimizi tahmin etmek güç değil, ama sonunda geçeceksek, bu "yerli ve milli" curcunanın içinden, evrensel demokrasinin ilkelerini izleyerek çıkacağız."
"1930'LARIN SIKI DİSİPLİNİ VE LİDER KÜLTÜ BUGÜN CUMHUR İTTİFAKINDA"

Sağ liberal olarak bilinen Taha Akyol da benzer görüşler öne sürdü. Akyol, CHP’nin kuruluş ilkelerinden uzaklaşması gerektiğini 30’ların CHP anlayışını şu an Cumhur İttifakı bileşenlerinin sürdürdüğünü vurguladı. Akyol, şu yazıyı kaleme aldı:
"Seçim sonuçlarının mağlup tarafta tartışmalar yaratması tabiidir. Belki siyasi depremler bile olabilir. CHP’de tartışma, bermutat, daha yüksek seslerle başladı bile. Nereye varır, tahminde bulunmak için erken.
Ancak bir kesim var ki, Kılıçdaroğlu’nun hemen çekilmesini istiyorlar, CHP’nin “kuruluş ilkelerine” dönmesini savunuyorlar. Laiklik ilkesini ihmal ettiğini, CHP’yi sağcılaştırdığını yazanlar da var.
Tabii ortada bir başarısızlık mevcut. Hele de CHP gibi bir partide… Bundan kastım, 1946’dan itibaren yaşadığı sancılı değişimlerde parti içinde birçok sert tartışmalara sahne olmuş, buna alışmış bir parti olmasıdır.
1930’ların sıkı disiplini ve lider kültü bugün Cumhur İttifakı partilerinde.
KİTLELERE AÇILMAK

Kılıçdaroğlu, Genel Başkan olduğu günden itibaren CHP’yi eski Tek Parti rejiminden kalmış katı ve dar ideolojik kalıpların dışına çıkararak geniş kitlelere açmak istedi. Bu yönde, “bizim de hatalarımız” oldu şeklindeki açıklamaları oldu.
İYİ Parti’yle ittifak yaparak iktidarın elinden büyükşehir belediyelerinin alınması bunun ilk olumlu sonucuydu. Kimse Kılıçdaroğlu’nu “kuruluş ilkeleri”ne dönmeye çağırmıyordu o zaman.
Belediye seçimlerindeki başarı, ister istemez, genel seçimlere de daha geniş bir ittifakla gitme fikrine yol açtı. “Altılı Masa” ve diğer adıyla “Millet İttifakı”ndaki temel fikir budur.
Bu politika, “Helalleşme” söylemiyle daha da gelişti. Saadet, Gelecek, DEVA ve DP’ye milletvekili kontenjanları verildi. Başarılı olacağı, Millet İttifakı’nın seçim kazanacağı yolundaki büyük beklenti, anketlere de yansıdı ama olmadı.
Öyleyse bu politikalar yanlış mıydı?
ERDOĞAN VE CHP

Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı iki konuşma, toplumdaki fay hatlarını çok iyi tanıdığını gösterir. Kısıklı konuşmasındaki şu sözlere bakın:
“Bu CHP, LGBT'ci midir? Bu HDP LGBT'ci midir? Bu İYİ Parti LGBT'ci midir? O yanındaki bazı ufaklıklar var onlar da LGBT'ci midir?”
Kalabalıktan evet haykırışları ve yuh sesleri geliyordu.
Balkon konuşmasında bunları söylemedi. Bildik suçlamalarını sürdürdü ise de yumuşaktı. Fakat her iki konuşmasında da vurguladığı bir konu var:
“Hesap uzmanının hesabında galiba bir yanlışlık var. 2018'de CHP'nin vekil sayısı 146 idi. Hesap yapıyoruz ya. 2023'te vekil sayısı 169. Gördüğünüz gibi bir artış var. Fakat burada kiralık vekiller var. 40 tane kiralık vekil. Yüzde 1 oy alan partilere, ne yaptı, 40 tane kiralık vekil verdi…”
Belli ki Erdoğan, seçimi kaybetme şokunu yaşayan CHP’de, şu kadar sandalyeyi öbür partilere verdi diye Kılıçdaroğlu’na karşı bir tepki gelişmesini arzu ediyor.
CHP’NİN DEĞİŞİM SERÜVENİ

CHP, Mustafa Kemal Paşa tarafından 1920’lerin şartlarında ve anlayışıyla kuruldu. 1930’larda Serbest Fırka denemesi üzerine devrimlerin tehlikeye gireceği kaygısıyla parti ile devleti birleştirdi. İnönü cumhurbaşkanı olunca bunu kaldırdı.
1953 kurultayında, Kemalizm kavramı programdan çıkarıldı, ‘Atatürk Yolu’ denildi. Cumhuriyet’in ‘kuruluş ilkeleri’ arasında yer alan kuvvetler birliği de bu kurultayda kaldırıldı, kuvvetler ayrılığı kabul edildi.
İnönü daha 1965’de “devletçilik bitti” diye yazmıştı.
Nihayet 30 Haziran 1972’deki 21. Kurultay’da Ecevit’in genel başkan olmasıyla, parti Avrupa tipi sosyal demokrasiyi gündemine aldı.
Bütün bu değişimler, yoğun tartışmalarla oldu.
Kılıçdaroğlu’nun çizgisi, şüphesiz, 1946 sonrasında İnönü ve 1970’lerde Ecevit’ten sonra önemli değişimi, kitlelere açılımı yansıtıyor. Erdoğan ise sürekli Tek Parti devri CHP’sini göstererek, bu açılımın görülmesini engellemek istiyor.
Kılıçdaoğlu’nun politikası doğrudur. Buna rağmen seçimlerin kaybedilmesinin sebepleri farklıdır. İktidarın, kendi tabanını hem iktisadi bağlarla hem itikadi algılarla pekiştirmiş olması önemli bir sebeptir. Diğer önemli sebep toplumlarda, yerleşik kanaatler çabuk değişmiyor.
CHP’nin ve Millet İttifakı’nın şehirlerde daha başarılı olması, şehirlerin değişime daha açık olmasındandır. Son seçimde kentlerde Kılıçdaroğlu’nun oyu yüzde 51, Erdoğan yüzde 49’du. Kırsal kesim de ise Kılıçdaroğlu yüzde 35’e düşerken, Erdoğan yüzde 65’e çıkmıştı. Ortalama malum, yüzde 48 ve 52.
CHP’deki tartışmalar nereye varır bilemem ama biliyorum ki, Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi özgürlükçü bir çizgiye, sosyal demokrat parti haline getirme çabasını tarih takdirle kaydedecektir."
Karar yazarı Akif Beki de Kılıçdaroğlu’nu savunan bir yazı kaleme aldı. Akyol ve Belge’ye benzer minvalde görüşler ileri süren Beki’nin yazısının ilgili kısmı şöyle:
"Çoğunluk, Kılıçdaroğlu'na devredilirse bu enkazı kaldıramayacağına hükmetti.
Kılıçdaroğlu doğru adaydı da çoğunluk mu bunu göremedi? Çoğunluk doğrusunu gördü de Kılıçdaroğlu mu yanlış adaydı?
Tartışılıyor...
Kimin haklı olduğunu zaman gösterecek, en isabetli hükmü tarih verecek.
Kesin olan şu; bu seçimde Müslümanlarla gâvurlar çekişmedi. İki taraf da milletin öz evladıydı, gerisi yalan.
Kılıçdaroğlu; yalan manşetlerle, sahte afişlerle vuruştu. Düzmece videolarla, çelme takan tüzüklerle çarpıştı.
Vuranlar, var gücüyla vurdu ama Kılıçdaroğlu'nun oyu ancak bu kadar büyüdü.
Karşısında, bütün imkan ve kabiliyetleriyle devlet adayı vardı.
Erdoğan yalnız da değildi. Zafer selamlamasına birlikte çıktıkları, yanındaydı. HÜDAPAR, BBP, MHP, Yeniden Refah ve DSP liderleri ile Sinan Oğan...
Bitmedi; dışarıdan da İnce'yle Perinçek, Erdoğan'a destek attı.
Yetmedi; Rusya'dan Azerbaycan ve Körfez'e uzanan devletler, ekonomiyi idare etsin diye arka çıktı.
Erdoğan'ın kazanmasına, Batı da çok sevindi. Ben demiyorum, Kısıklı'daki zafer konuşmasında Erdoğan söyledi; şöyle:
"Çünkü bu zaferi bizimle gerek Batı'da gerek Körfez'de... Katar arıyor, aynı şekilde o da bu mutluluğu paylaşıyor."
Terörist ve düşman gâvurlara sandıkta ülkeyi teslim etmeme seferberliğine katılan cübbeli, cübbesiz hocalarla cemaat ve tarikatları da koyun üstüne.
Sonuçta kazanamadı, başaramadı ama Kılıçdaroğlu, kurduğu ittifak stratejisiyle bu şartlarda hiç de fena mücadele etmedi.
İstanbul ve Ankara başta, Türkiye'nin en kalabalık şehirlerinde Kılıçdaroğlu, yüzde 50'yi aşarak Erdoğan'ın önüne geçti.
Öyle olmasa Erdoğan, zaferin tadını çıkarmak için biraz mola alırdı. Oysa zafer konuşmasında bile seçim bitmiş gibi konuşmadı. Aksine...
Kılıçdaroğlu'nun Kandil'dekilerle video çektiği kara propagandasından Altılı Masa partilerinin LGBT'ci oldukları karalamasına kadar... Hız kesmiyor, Erdoğan'ın soluklanmaya da nefes aldırmaya da niyeti yok.
Hedefiyse 10 ay sonraki yerel seçimlerde İstanbul'u geri almak, iki gün beklemeden o gece ilan etti.
İstanbul ve Ankara'yı, Kılıçdaroğlu'nun ittifak stratejisine kaybetmişti. Geri almanın yolu da hâlâ Millet İttifakını dağıtmaktan geçiyor.
Altılı Masa'yı, yenilgiyi paylaşmamak için birbirlerini suçlamaya kışkırtıyor Erdoğan.
Sıkışık hissetmese aralarını açmaya çalışmaya, muhalefeti birbirine düşürmeye üç gün sonra da başlayabilirdi.
Kılıçdaroğlu'nun nesi yanlış, nesi doğruydu; oradan hesap edin."

Odatv.com

__________________

-Gurbet Ellerde Aldatılamadı-





Türkiyede
yasamasa bile!.
Ne Mutlu Türk'üm Diyebilene!.
  Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Insanlikarayan'in Mesajına Teşekkür Etti.
Eski 31.05.2023, 15:57   #2
Çevrimdışı
OkyanusunKalbi
WoodStock

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Sağ-Sol liberaller Belge, Akyol, Beki 'Kılıçdaroğlu gitmesin' diyor:

Kurultaydan önce değişim olursa RTE’nin yaptırdığını düşüneceğim. RTE’yi seçtirmek için özellikle kk getirilmiş diye düşünenleri de haklı çıkaracaklar.
__________________
  Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
akyol, beki, belge, chpyi, diyor, gitmesin, kılıçdaroğlu, liberaller, sağsol


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 20:41.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2023, Jelsoft Enterprises Ltd.
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.