Merhabalar
Forum Gerçek üyesi değilsiniz ya da Üye Girişi yapmamışsınız.
Sitemizden tam olarak yararlanabilmek için;
Lütfen Buraya tıklayarak üye olunuz.
Forum Gerçek

Forumları Okundu Kabul Et Bugünkü MesajlarYazdığım Cevaplar Açtığım Konular Kim Nerede
Geri git   Forum Gerçek > Türk ve Dünya Tarihi > Türk Tarihi


Cevapla
 
Seçenekler
Eski 07.02.21, 23:53   #1
OkyanusunKalbi
WoodStock

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 2205
Mesajlar: 14,983
Ettiği Teşekkür: 37485
Aldığı Teşekkür: 56463
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardırOkyanusunKalbi şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Çerkes Ethem ve Bir Suikast Hikayesi

Çerkes Ethem ve Bir Suikast Hikayesi



18 Ekim 1935 tarihli Tan gazetesi“ Ulusal Şefimize Suikast Maksadıyla Cenup Hududumuzdan Giren Bir Çete Yakalandı” manşetiyle çıkar. Ertesi gün Cumhuriyet, Akşam, Ulus gazeteleri başta olmak üzere belli başlı gazeteler Çerkes Ethem’i manşete çekerken Cumhuriyet, Urfa milletvekili Ali Saip Ursavaş’ın da dokunulmazlığının kaldırılarak tutuklandığını yazacaktır:

“Alçak Çerkes Ethem’in Ulu Önder’in hayatına el uzatmak kastiyle yolladığı melunlar yakalandı. Urfa saylavı Ali Saip de tevkif edildi.”

Ali Saip Bey’den önce bir adet Çerkes bulmak gerekiyor. Yahya iyi… Yahya ideal biri. Hem Çerkes hem eski sabıkalı hem de asker kaçağı… Suriye sınırında üzerinde bomba, tabanca ve buna ait mermiler bir de Çerkes Ethem’in hazırladığı anlaşılan suikast planı olduğu halde yakalanıyor.

Sonra diğerleri. İçlerinden biri, "kulağı daima Suriye’den gelen habere çevrili bir köylü" olan Üzeyir, ifadesinde Urfa Milletvekili Ali Saip’in adını zikredince çeteye bir de Kürt dahil edilmiş oluyor.


Bir hayli kullanışlı olduğu anlaşılan bu haberin, basın aracılığıyla her gün yeni bulgular eşliğinde zenginleştirilerek “pehlivan tefrikasına” dönüştürülmesi kadar tabii ne olabilir. Dönüştürülüyor:

Emniyetin dört ay sonra sızdırdığı bu haber, gazetecilerin mahir ellerinde ince işçiliğe tabi tutularak 30’lu yılların ekonomik ve siyasal sorunları nedeniyle bunalıp, patlama noktasına gelen, Serbest Fırka deneyimiyle test edilmiş olan halkın “menfi” düşüncelerini bir noktaya teksif etmeye yetiyor.

İlkin üniversite gençliği ayağa kalkıyor. Ardından İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere yurdun birçok yerinde kimi zaman elli bin kişilik kalabalıkların toplandığı mitingler yapılarak Çerkes Ethem “telin” ediliyor.



Meydanlarda ateşli konuşmalar yapılıyor, şiirler okunuyor ve her toplantı İstiklal Marşı ile kapatılıyor.

En çok Hasena Hanım alkışlanıyor. Konuşmasını “Ona yan gözle bakanları ateş gibi yakarız” pankartı altında:

“Yurttaş, kalbinin çarpıntısını, gözlerinin nemini, yüzünün sararmış halini ayrı ayrı görüyorum. Hepiniz, tarihin her insanoğlundan beklediği muhakkak olan büyük işleri başaran, bütün ulusa seve seve, sevdire sevdire, isteye isteye aşılayan büyük kudreti Atatürk’ü düşünüyorsunuz” diye başlayan uzun ve gayet coşkulu bir konuşma yapıyor.



Başka bir gün kürsüye İffet Oruz Hanım çıkıyor:

Kara el, alçak el gene inancımıza, inancımızın o sönmez güneşine uzanmış bulunuyor. Fakat kime dokunuyorsun? Yüzyılların üstüne titreyerek yetiştirdiği bir baş, koynunda sakladığı bir varlık, bizim bağrımızın ateşi, yolumuzun önderi! Onu sana vermeyiz, dokunamazsın!

Milliyet’te Abidin Daver “Atatürk’e suikast medeniyete suikasttır” başlıklı bir yazı yazarken, Sözün Gelişi köşesinde M.N. Artam'ın “Kuduzlar” başlığını atarak çıtayı yükselttiği görülüyor. Peyami Safa’nın ise suikast girişimini “ahmakça” ve “alçakça” bulduğunu öğreniyoruz.




Bu arada “hain”in yurt dışında kurulmasına önayak olduğu üç de örgüt keşfediliyor!

İlki “Cenup Vilayetleri Yıldırım Komitesi”. Bu örgüt bir yandan Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını önlemek, öte yandan 1935’de, 1938’de çıkması muhtemel olan Dersim isyanına katkı koymak gibi sahiden de zor bir görevi üstlenmiş durumda.

İkincisi “Türkiye Kurtuluş Fırkası Komitesi” Bu daha çok suikastlara yoğunlaşıyor.

Üçüncüsü ise yardımlaşma ve dayanışma maksadıyla kurulduğu ileri sürülen esasında fesat bir örgüt olduğu daha sonra kesinleşen gayet özel kuvvetlerden oluşan “Elcemiyyetil Çerkesiye.” Cemiyeti…

Bir de Ali Saip var.

Urfa milletvekili. Kerkük’lü bir Kürt.
Çukurova’da Kuvayi Milliye komutanlığı yapan Yüzbaşı Osman Tufan Bey, sonradan Paşa, hatıralarında Ali Saip’in işgalin başlarında Fransızlarla işbirliği halinde Türk köylerine baskınlar düzenleyen bir zalim olduğunu, sonradan kendisinin onu ikna ederek Milli Harekete katılmasını sağladığını yazar.

Savcılık suikast davasında adı geçen Ali Saip’in ifadesinin alınabilmesi için yasama dokunulmazlığının kaldırılması talebinde bulunur. Ali Saip Genel Kurulda kürsüye gelir savunmasını yaparken duygulanır ve konuşmasının iki yerinde ağlar.




“Azizi arkadaşlar;
17 seneden beri bugüne kadar ve şimdi bu kürsüye çıktığım ana kadar birçok iyiliklerini ve himayesini gördüğüm ve kendisine candan bağlı bulunmak aşkını taşıdığım Atatürk’e yapılmakta olan bir suikasta maalesef müfteriler benim de adımı karıştırmışlar… Bir aydan beri ben, bu elim ıstırabın altında eziliyordum, dünden beri çok müsterihim…”

Hıçkırır… Bu ağlamanın ilkidir. Devam eder:

“… Arkadaşlar, bazı insafsız hasımlarım, zaman zaman bana Türk olmadığımı isnat ettiler. Ve hâlâ etmektedirler…”

Gözyaşına boğulur. İkincisidir. Konuşmasını güçlükle sürdürür:

“17 seneden beri sadık bir nefer gibi arkasından ayrılmayarak daima gölgesinde olmayı şeref bildiğim büyük Atatürk’ün hayatına yapılacak bir suikasta ismimin karışması karşısında ben ağlamayayım da kim ağlasın.

Arkadaşlar, ben babadan, anadan Türküm, katıksız Türkoğluyum. Hiçbir Çerkesle alâkam yoktur…”

Kürtle, Çerkesle ilişiksizliği ve ağlamalar boşunadır. Dokunulmazlığı kaldırılır. Tutuklanır. Peki sonra ne olması beklenir?

Yani bunca suçlama, köşe yazısı, haber, miting, konferans; yurt içi ve yurt dışı kınamalar… Peşinden beklenen ağır cezalar…

Sonuç:
Dava bir yıl kadar sürer. Yahya, Uzeyir ve diğerleriyle birlikte Ali Saip beraat eder ve Meclis'e döner!

Çerkes Ethem Bey bir kez daha hayal kırıklığı yaratmıştır!
Merakımdan soruyorum: Bu tuhaf suikast davası size günümüzde neyi hatırlatıyor?

Mehmet Bozkurt

KAYNAKLAR:
  • Parlamento Tarihi 5. Dönem, 1. Cilt.
  • Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatırlar, Yapı Kredi Yayınları, İst. 2019.
  • Bengü Salman Bolat, (İnternet) Atatürk Yolu Dergisi, s.49.



__________________
OkyanusunKalbi Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Sayfayı Paylaşabilirsiniz

Etiketler
çerkes, ethem, hikayesi, suikast


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Erişim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:48.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright ©2000 - 2021 www.forumgercek.com
Önemli Uyarı
www.forumgercek.com binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir. Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır. Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Forumumuzda T.C. yasalarına aykırı ve telif hakkı içeren bir paylaşımın yapıldığına rastladıysanız, lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz. Bildiriniz incelenerek, 48 saat içerisinde gereken yapılacaktır. Bildirinizi BURADAN yapabilirsiniz.
Page Rank Icon
Bumerang - Yazarkafe
McAfee Site Denetleme
Norton Site Denetleme
www.forumgercek.com Creative Commons Alıntı-Lisansı Devam Ettirme 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır.